26 Eylül 2012 Çarşamba

HATIRLANAN


Hatırlıyorum sessizliğin sesini
Birbirimize bakarken biz, dört kişiydik
Korkmadan ama yaklaşanı bilerek
Dört cesur savaşçı, atın üstünde
Kılıçlarımızla yemin ettik yarınları kurtarmaya

Birimiz esmerdi gürdü saçları
Gözleri zeytin siyahı, elleri biricik
Sesi eşsizdi, su gibiydi gülüşü
O rüzgarın kızıydı 
O fırtınanın sırrıydı

Denize bakardı yeşil gözleri, ateş gibiydi diğeri
Her daim sıcaktı, sarı saçları orman kokardı
Ağaçlar selamlardı duruşunu, hedef aldı mı vururdu güzelliği
İstemediğine görünmezdi

Yeni açmıştı dağ çiçeği, yaşı onbeşti
Hep uzaklara baktı gözleri, o yarını bilen kahindi
Bildikleriyle övünmedi alkışı sevmedi
Sadece bildi, bildikçe sevilmedi

Sonuncu olan, onları doğurandı
Kanlarına cesareti aşılayan da, kılıçlarını ellerine yakıştıran da oydu
Yollarda olmayı, dava uğruna savaşmayı ve bir kadından çok erkek olmayı
ANA öğretti üçüne


Rüzgarın kızı CEYMA, dünya güzeli ŞHANTİ, kahin IŞIKGÖZ ve ANA
Yollara koyuldular cesaretlerini sırtlanıp
Yeni doğacak bir can için

Bir zalim baba yemin etti oğlunu öldürmeye, doğmadan daha
Karanlığın krallığında, siyah bir tahtta

RUHU KARA RUHU KARA RUHU KARA
Sakın adını üç kez anma

IŞIKGÖZ görünce gelecek felaketleri, karar verildi
Güneşin oğlu, geleceğin ümidi
Beklenen bebeği RUHU KARAYA veremezlerdi
Ama babasının elinden oğlunu almak bir çetin işti
Ancak bu onlar için vazifeydi

Beyaz Vadiye doğru yol aldılar 
Atları şahlandı bilerek gittikleri yeri
 
Kahin daha doğmadan görmüştü bebeği
Öyle aydınlıktı ki kalbi, onu kurtarmaya söz verdi
Bebek ona gösterdi geleceği
Yaklaşan bir altın çağ, ışıktan insanlar ve ölümsüzlük

Gelecek ölmeye değmez miydi?

BİR BABA, TAHTI UĞRUNA NELER YAPABİLİR OĞLUNA
GELECEK GÖRÜNÜR OLDUĞUNDA

Ruhu Kara bir yıl önce Işık gözü huzuruna çağırdığında
Ne çok seviniyordu Tuana'nın iki canına...

Kahin, bu bebek ışıktan gelendir dedi dokunduğunu iyileştirendir

Küçük yaşta büyüyendir on yaşında tahta oturandır 

Sen daha yaşarken ruhu kara, seni tahtından indirendir  dedi

Bu bebek ,halkının göz bebeğidir bolluk berekettir

Bu bebek Mesih bilincini getirendir dedi

Bu bebekten sonra bütün bebekler başka olacak dedi ışık göz

Onlar ölüm nedir bilmeyecekler

Hastalığı hiç görmeyecekler

O insanlığın ümididir, koşulsuz sevendir.

Sözlerini bitirince Kahin, Ruhu Kara kapkara kesildi

O on yaşındayken dedi ben daha kırkımda bile olmayacağım

Ben hayattayken dedi tahtımı oğluma mı bırakacağım.

Tuana ne çok  ağladı henüz doğmamış oğluna

Fark etti de öfkesini kara ruhun gücüm yetmez dedi Kahine.

"Git Ana'ya anlat gördüklerini 

Senin anan sevgi ve şefkattir, isteyene yardım elidir"

Tuana ağlarken iki canına, affet onu dedi Yaradana, al ruhundan karanlığı

bağışlasın oğlumun canını

TUANA GÖKLERİN KIZI! RUHU KARAYA SEVDALANDI

Gücünden korktu da, teslim etmedi yine de sevdasını

Ama şimdi yüzünü göğe döndü, al içimden aşkını dedi

Koru oğlumu oğlumu, koru! Esirgeme yüzünü bizden esirgeme gücünü dünyadan...

Öte yanda ANA koyuldu hazırlığa. O minicik bebeği dedi o neden indiğini bileni

Babasının vicdanına bırakmayacağız, kör olmuş onun merhametinin gözleri

Gördüklerimi görüyor musun Kahin, Yaradanın sonsuz seçeneklerini


CEYMA! Rüzgarı çağır yardıma.Öyle bir fırtına çıksın ki sarayda göz gözü görmez olsun

ŞHANTİ! Sadece Tuana'ya göster kendini. 

Bebek doğar doğmaz bu gece, anasının izniyle

Kaçıracağız  onu,  yaşatmak için  insanoğluna yarınları…

NAZLI AKIN