3 Ekim 2012 Çarşamba

YARAT, UNUTMA, HATIRLA



İçimizde nasıl bir yaratım olduğunu düşündünüz mü hiç? Gören gözümüz, işiten kulağımız, hisseden tenimiz,  kalbimizdeki duygular, düşünen beynimiz yaratım için sonsuz olanaklar sağlar.

Gören gözünüz sadece gördüğünü isteyen bir makineye dönüşmeden, yaratın!

 İşiten kulağınız, sadece duyup tepki veren bir alete dönüşmeden, yaratın!

Hisseden teniniz, sadece dokunan ve dokunulan bir nesneye dönüşmeden, yaratın!

Kalbiniz, o en değerli organınız, neler söylüyor size, hiç gerçekten dinlediniz mi onu? O bir dile gelse, sohbet etse sizinle... Kalbiniz sandığınız, kırgınlıklar şehri terk edilmeden yaratın!

Düşüncelerimiz ne kadar temiz? Düşüncelerimizden de sorumlu olduğumuzu bütün kutsal metinler söylüyor bize. Neler düşünüyorsunuz? Başkaları hakkındaki düşünce üretiminiz, size geri dönen bir top gibidir. Beyniniz sandığınız, lüzumsuz düşünce deponuz kokuşmadan, yaratın.

Ne çok tüketiyoruz, hiç üretmeden. Oysa yaratıp da yarat dediği bizleriz. Hepimiz eşsiz birer hazineyiz. O bizi tek tek bu kadar benzersiz yarattı, her birimize nefesini üflerken kendinden bir şey kattı; YARATMA YETENEĞİ!

Ne muhteşem varlıklar olduğumuzu hatırlama zamanıdır. Birbirimizi cesaretle ayağa kaldırma zamanıdır. Yeteneklerimize sahip çıkma, onları paylaşma sorumluluğu bize aittir, çünkü yetenek Yaradan’ın bir armağanıdır. Ayağa kalkalım, yola çıkalım, yaratalım. Yaratalım ki, yaşamın hakkını verelim.

NAZLI AKIN