11 Ekim 2012 Perşembe

KUYUDAKİ KALEM




Karga, “Ah bir çıksam şuradan” diyordu hep. “Çıksam da süzülsem dağların eteklerinde… Derin kuyulardan bir bakraç su gibi çekilsem, tünelleri gönlümün ışığıyla bitirsem, kat kat kabukları mı çatlatsam da kırsam."

“Bu vadi bana, ben vadiye karıştım. Kapı şuracıkta oysa ne kadar yakınım da. Bense seyrediyorum kapıyı tatlı tatlı. Kılımı kıpırdatmıyorum. Tüylerim ne güzel. Çok düşünüyorum, çok biliyorum ve hep unutuyorum bildiklerimi. Ben göklerin güzeli, ben göklerin gediklisi…”

“Bir kuyu evimin tam ortasında, gel diyor, at kendini bana, korkma. Her gün çağırıyor beni.”

Sonra bir telaş, bir kıyamet, tertipti düzendi derken unutuyorum kuyuyu ve hep hatırlıyorum kuyuyu.

Sokak kapısı çalıyor. Kuğu gelecekti bugün. Buyur ediyorum. Çok severim kuğuyu, nezaketi bu dünyadan değil. Bir farklı geldi bugün; canlı, neşeli, çocuksu…

Diyor ki: “Senin kuyunun suyu ellerime iyi geldi.” Beni kuyuyu düşünmeye zorluyor. “Veriyim mi daha?” diyorum, “Alırım giderken” diyor.

“Sen düşündün mü? Neden bu kuyu evinin ortasında?”  Yok diyorum pek düşünmedim.
“Düşün ama aklınla düşünme bulmazsın, kalbinle düşün.”
Pekiyi diyorum, düşünürüm. Kuyudan bir kova su alıyorum, beyaz kuğuya veriyorum, bir şişeye koyup. “Sağ ol, uğrarım yine” diyor, gidiyor.
“E be kuyu! Ne ararsın evimin ortasında? Kuyu!  Ses ver bana, ya da fısılda.”

 Taşlar oynar gibi ses çıkarıyor, kımıldıyor. Bin yıllık kuyu dile geliyor. Şaşırıyorum.

“Ayağa kalk, oturma! Bu su, senin suyun… Şimdi suyun dile geldi. Su kuyuya, kuyu suya karıştı. El kaleme, kalem ele karıştı. Su ve sen birsiniz artık. Ayrı görme kendini, martıdan, alacalı saksağandan. “KİM OLDUĞUNU HATIRLA!” Sen hep ayaktaydın bir zamanlar, oturmak nedir bilmezdin. Verdin, verdin, verdin. Aldın, aldın, aldın. Su dile geldi. El kaleme, mürekkep diline ulaştı. KIR ŞU ZİNCİRİ, SERBEST BIRAK KUYUDAKİNİ.”

Ben neredeyim şimdi? Son cümle hükmüm olsun. Kuyudaki serbest kalsın. Ben var mıyım şimdi? Kulağımda atalarımın ayak sesleri…
Kim bu uyanan? İçimdeki hayvan. Kim bu ayağa kalkan? Ayağını yere vuran? Bir tüy gibi hafif olan. Kim bu benden çıkan?
O HEP HATIRLANAN!

NAZLI AKIN