4 Aralık 2012 Salı

Mevlânâ Celâleddîn-î Belhî Rûmî



Kalbimi titreten, gönlüme aşk aşılayan, dili baldan tatlı, varlığı kendinden çok ötelere taşan, ruhu eşsiz,  insanlığa hizmet etmiş en önemli aşk insanı...

Mevlânâ Celâleddîn-î Belhî Rûmî (Farsça:مولانا جلال الدین محمد رومی / Mevlānā Celāleddīn Muhammed Rūmī (30 Eylül 1207, Belh- 17 Aralık 1273,Konya), İslam ve batı dünyasında tanınmış, şâir ve düşünce adamıdır. Tasavvufta Mevlevî yolunun öncüsüdür. Mevlana portresini ve Mevlana Türbesini ilk defa yaptıran Prenses Gürcü Hatun ile yakın dosttur. Bilinen tek Mevlânâ portresinin ve Mevlânâ türbelerinin ortaya çıkışı bu şekilde olmuştur.(VİKİPEDİ)

Kalbinde sadece Allah sevgisini taşıyan, baktığı her yerde ve  her şeyde onu gören, birliğin tarlasına tohumlar ekmiş, usta el...

Yazdıklarını okuyup da kalbi titremeyen var mıdır? Satırları ruhumuza kazınmış, ezberimiz olmuştur.

"İşit, bu ney neler anlatıyor; dinle, ayrılıklardan nasıl şikayet ediyor:

Beni bu sazlıktan kestiklerinden beri, kadın erkek bunca insan feryadımdan inledi.

Ayrılık acılarıyla parça parça olmuş bir kalp isterim; ta ki iştiyak derdini şerh edebileyim.

Aslından, vatanından uzaklaşmış olan kimse, o vuslat zamanını bekler durur." 


Mesnevi, 'İşit!' sözüyle başlar. İkinci önemli kelime 'ney'dir. Bu satırların anlamını, Ken'an

Rifai, ŞERHLİ MESNEVİ-İ ŞERİF adlı eserde şöyle açıklamaktadır:

"Ney bir taraftan, yazı yazan kalemdir ve aziz bir vasıtadır. Diğer taraftan ney, erenlerin bir sembolüdür. Erenler gerçi, Tanrı ile vuslattadır. Fakat bu vuslata ermeden önce, nice uzaklıkların hicranını ve nice ayrılıkların ıztırabını duymuşlardır. Veliler, ayrılık ıztırabını, bir ney gibi yanık seslerle söylerken, gaflette olanları uyarmak isterler.Bunun içindir ki ney, Mevlevi ayinlerinin sıcak yüzü feryadı olmuş ve nice gönüllere ilahi aşkı duyurmakta yüce vazife görmüştür."

"Bir de dünyada ve bir ten kafesinde olmak, Tanrı visaline ( sevgiliye kavuşmaya) engel bir hal içinde bulunmaktır. Tanrı ile bir olmanın sırrını bilip, bunun sonsuz yüceliğini idrak etmişler için böyle bir engel  elbette derin bir hicran ve özleyiş sebebidir."

Bunun içindir ki:

"Beni bir sazlıktan kestiklerinden beri, kadın erkek bunca insan feryadımdan inledi." diyen ney; evvelce bir neyistanda, bir sazlıkta bulunduğunu söylüyor. Bu, Allah'la aynı alemde bulunmamızın hikayesidir ki; ''Ben gizli bir defineydim, bilinmek istedim.'' diyen Yaradan'ın bu gizli definesinde bir mücevher, onunla aynı cevher olma halidir.'' ( KEN'AN RİFAİ)

Mevlana'nın kalbindeki büyük Allah özlemi, ölüm gününü, düğün günü olarak anlatmasına sebep olmuştur. Çünkü O dünyadayken ölmeyi becermiştir. Dünyada nefsini öldürmeyi başarmış bir ruh, ölümden neden korksun ki?



"( Dünya) bağını kes ve kurtul oğul! Ne zamana kadar altının, gümüşün esiri olacaksın."

"Her şey sevgiliden ibarettir, seven, bir perdedir. Diri olan, ancak sevgilidir. Seven ölüdür."

Bu satırları yazan gönlü okyanuslar kadar geniş Mevlana, dünyadayken ruhunu bulmuş, ölümsüz olmuştur.

Allah aşkı varlığından öylesine taşmıştır ki; bütün dünya o aşkı hissetmiş ve Mevlana'nın eserleri her devre büyük merak ve hayranlık uyandırmıştır.



NAZLI AKIN