14 Aralık 2012 Cuma

ŞİKAYET HANIMIN GÜNDÜZ DÜŞLERİ (4. BÖLÜM)

Bitmiyor şu ev işi, bıktım. Daha dün toz aldım, yerleri sildim, ütü yaptım; bugün dünün tatsız bir tekrarı olacak birazdan. 

Bazen süpürgenin sesi kafamda büyüyor, kalkan toz dumanının içine giriyorum. Yeni bir evde buluyorum kendimi, böyle şato gibi bir yer. Nasıl büyük, nasıl ferah. Kaç odası var sayamadım. Etrafta hizmetçiler, akşam gerçekleşecek davet için oradan oraya koşuşturuyor.

Adım Şikayet değil; hayal bu ya, Şatafat Hanım diyorlar bana. Emirler yağdırıyorum. 

Korkuyorlar benden, hiçbiri yüzüme bakamıyor.

Çile'yi boşamışım, Doktor Kasa ile evlenmişim.  Şatafat ve Kasa'nın bu akşamki büyük davetini konuşuyor bütün sosyete.

Kırmızı dar bir elbise giyeceğim. Pırlanta ve incilerle bezenmiş o muhteşem mücevherleri takacağım.Geçenlerde bir vitrinde görmüştüm, hemen aldı Kasa bana. Kasa bir dediğimi iki etmez.Çok kültürlü, çok nazik bir adam.

Yatak odamın denizi gören balkonundan manzarayı izliyorum. Ne hayat ama. Hizmetçiler kahvemi getirdi, kötü pişirmişler, azarlıyorum. Yenisini getiriyorlar hemen. Kahvemi yudumluyorum...

Tam o anda kapı çalıyor, süpürgenin sesi beni  gerçek dünyama döndürüyor. Acı içindeyim. Alt komşu Kader gelmiş. Tam zamanında geldi; yine bir şey isteyecektir kesin. Limon istiyor. Bu da çok kadersiz bir kadın. Üç çocuk, işsiz bir koca.

Çile de bir tuhaflaştı son zamanlarda. Hiç konuşmuyor. İştahı da azaldı. Anası gittiğinden beri, ağzını bıçak açmaz oldu.

Konuşacak çok şey var ama içeride iki sepet ütü beni bekliyor, temizlik bitince onun da hakkından geleceğim. Böyle yaşanır mı bilmiyorum.Bazen şu vileda'nın sopası, uçan bir süpürgeye dönüşsün istiyorum, bineyim üstüne, beni uzak diyarlara götürsün. 

Çile'nin olmadığı her yer cennet bana.

Gitmem gerek. Bir daha görüşünceye kadar,siz siz olun, sakın Çile gibi bir züğürde varmayın.

NAZLI AKIN