24 Ekim 2012 Çarşamba

KİM OLDUĞUNU HATIRLA

Ne zaman unuttuk özümüzden sızan ışığı? Kendimizi maddeyle tanımlamaya, bedenin ihtiyaçlarını esas ihtiyaçlarımız saymaya, nasıl oldu da razı olduk. Kendini arabasıyla, eviyle, işiyle özdeşleştiren insan, ruhunu yok sayarken, o çırpınır durur hatırlatmak için bize kendini.

Bir kuş gösterir bize, bir ağaca dikkatimizi çeker, kuşun tüyü, ağacın yaprağı işaret olur düşer önümüze görmeyiz. Birini yollar, yanından geçeriz, tanımayız.

Gece bir rüya görürüz, çok tesirlidir, hatırlamak isteriz, öyle çok yemişizdir ki bir önceki akşam istesek de alamayız rüyadaki rahmeti.

Bir kitaba çekiliriz, satın alırız, okumayı unuturuz.

Yaşam ıskalayıp geçtiğimiz anlarla doludur. 

Hatırlamak da tıpkı farkındalık gibi güçlü bir pusuladır. Gücümüzü hatırlamak, bizi daima vicdanlı, hoş görülü ve sabırlı kılar. Yaşamda engel gibi görünen her şey, kim olduğumuzu unutuşumuzla ilgilidir. Kendimizi sevmeden,  başkalarına şefkat hissetmek mümkün değildir.  Diğerlerine şefkat hissetmek ancak kim olduğunu hatırlamakla mümkündür.


Ruhuna sahip çık dost!

Öteki sandığın, sensin.

Kapın açık olsun herkese

İçeri almadığın, sensin.

Kalbini sakın kapatma,

Küsme, kırılma.

İncindim diyen sen değilsin.

Sen eşsiz bir inci tanesi

Kahkaha ve neşesin.

Sen uğruna dünyalar yaratılan

Öyle kıymetli, öyle sevilensin.

NAZLI AKIN