6 Ocak 2013 Pazar

Pi'nin Yaşamı


Hindistan’dan Kanada’ya giden bir yük gemisi, içindeki hemen hemen tüm canlılarla birlikte trajik şekilde batar. Bir can kurtaran filikası, uçsuz bucaksız vahşi Pasifik Okyanusu'nun ortasında yapayalnız kalır. Sandalın hayatta kalmayı başarabilen mürettebatı ise bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, bir orangutan, Richard Parker adında üç yüz kiloluk bir Bengal kaplanı ve Pi adlı 16 yaşında Hintli bir çocuktan oluşmaktadır. Pi'nin hayvanat bahçesi işleten ve hayvanlarıyla göç yoluna koyulan ailesi, batan gemide yaşamını kaybetmiştir.

Pi, kurtuluş yok gibi görünen bu okyanusta zayıf bir sandalda yanındaki hayvanlarla birlikte hayatta kalma savaşı verir ve keskin zekası ve zooloji bilgisiyle besin zincirine kurban gitmez. Ama şimdi Bengal Kaplanı ile teknede baş başa kalmıştır. Dev kaplana yem olmamak için hayvanla anlaşmanın ve yakınlaşmanın yollarını bulur. Sıra dışı yolculuk sona ermeden büyülü bir adaya varacaktır...

Filmi izlerken tam bir görsel ziyafet yaşıyorsunuz.  O yırtıcı hayvanlar, burnunuzun dibine kadar gelip, gözünüzün içine bakıyor,  koca okyanusun ortasında siz de kendinizi Pi sanıyorsunuz.  Konusu bir hayatta kalma öyküsü gibi görünse de, sembolik anlatımlar oldukça çarpıcı.

Vahşi Bengal kaplanı ile Pi’nin ilişkisi çok etkileyici. Her şeyi parçalayan kaplanı, zapt etmek neredeyse imkansız gibi görünse de, Hintli çocuğun zamanla çok yol aldığını ve kaplanla aynı tekne de uyumaya başladığını görüyoruz. 

Egolarımızı ehlileştirmek, hiç de kolay değil. Tıpkı kaplan ve çocuğun ilişkisi gibi. Ciddi bir çaba, çalışma ve en önemlisi de korkusuz olmayı gerektiriyor. Pi, manevi yönü,  oldukça kuvvetli bir çocuk. Okyanusun ortasında Tanrı ile yaptığı konuşmalar, çok samimi. Ailesini kaybetmiş olmasına, gözünün önünde yaşanan, hayvanların kanlı savaşına rağmen aklını yitirmiyor.

Yaşam, koşullara ayak uydurmayı, esnemeyi, akışta olmayı öğretiyor bize. Pi, çok zor bir deneyimden pek de şikayet etmeden, temiz bir kalple çıkmayı beceriyor.  Bizler koca şehir de sürekli yakınarak yaşamayı adet haline getirdik oysa.

Kabul idraklerimize yerleşsin de, olanla mutlu olmaya başlayalım. Eğer yaşam da tatminsiz biriyseniz, bu filmi şiddetle öneriyorum.  Bazen güçlü bir fırtına çıkar ve hayatınız kökünden değişebilir.


NAZLI AKIN