25 Şubat 2013 Pazartesi

GÜLÜMSE!


Herkes, kendi hikayesini yazar ve oynar. Yönetmen de sensin, diğer oyuncularda.

Kurduğun her cümle, zaman içinde, söylenme çokluğuna bağlı olarak, sana geri döner. Güzel cümleler söylemeye çaba göstermeli insan. Yaşamı onurlandırmalı. Kendi kutsallığını fark ederek, herkesteki ve her şeydeki kutsallığı görmeli.

Büyük ruhun sana söylemek istedikleri var. Her bebek saf doğar. Büyüyünceye kadar ne kadarını sakladın o saflığın? Saf kalmak bugünlerde çok zor diyorlar. Zor olduğunu söyleyen zihindir, bu onun işine gelir. Seni kalbin yönetsin, aklın değil. Saf olmak, temiz bir niyetle başlar. Önemli olan, kirini, pasını fark etmektir. Temizlik, talep edene gelir.
Doğa, arınmak için en güçlü yardımcıdır. Topraklan. Ağaçlar dostundur, çiçekler de öyle. Kuşlar, kulağının pasını siler. Yapraklar, gözlerini dinlendirir.

Toprak, alır ne varsa bırakmak istediğin. Adımlarını betona mahkum etme!

Kendini sevmek, kitaplardan öğrenilmez. Kendini sevmek, ruha dokunmakla başlar. Ruhu duyan, diğerlerinin kalbini görebilir. Dokunduğun her kalp, seni varoluşa bağlar.
Sadece kendin için yaşamak, bir hastalıktır. Kendini sevmenin gerçek anlamını araştırmalı insan.
Verdikçe, çiçek açarsın. Verdikçe, yaşadığını hissedersin. Paylaşmak, evrene pozitif  katkıda bulunmaktır. 

Gülümsemek ve güzel sözlerle konuşmak, büyük bir katkıdır. Önce buradan başla!

Her an  yüzün gülmese bile içeriden gülümse! İçerisi daima dışarı taşar.

NAZLI AKIN

23 Şubat 2013 Cumartesi

AYNA


Bazen durmak gerek! Yavaşlamak, nefes aldığını hatırlamak,  adımlarını dingin kılmak.

Bir ağaç gibi sükunet içerisinde ve sağlam olmak…

Bazen susmak gerek! Konuşmaya en çok ihtiyaç duyduğunda sessiz kalabilmek;  dili kalbe yönlendirmek,  içeride kalmak gerek.

Huzuru bekler durur insan, dışarıdan gelen bir şeymiş gibi. 

Huzur,ana teslim olmaktır.

Huzur, arayışın bittiği duraktır.

Huzur, var olanla mutlu olmayı bilmektir.

Mutluluğu arar durur insan, dışarıdan gelen bir şeymiş gibi.

Mutluluk, yaratmaktır.

Mutluluk, evrene katkıda bulunmaktır.

Mutluluk, güzellikleri paylaşmaktır.

Mutluluk, vermenin sonsuz keyfine varmaktır.

Mutluluk sanattır, Yaradanın bize verdiği potansiyeli değerlendirmektir.

Mutluluk, evde oturup beklemek değildir.  Harekete geçmek, adım atmaktır.

Herkes, kendi mutluluğundan sorumludur. Mutsuz olmak çaba gerektirir, mutlu olmak çabasızdır, akış bünyesinde sonsuz mutlu olma halleri barındırır.

Işıkta kalmak, bize ışığımızı hatırlatan insanlarla, birlikte olarak mümkündür. Eylemlerimiz, davranışlarımız, sözlerimiz ışığa hizmet ettiğinde evrene gerçek bir katkıda bulunuruz.

Şimdi bana ışığımı hatırlatan herkese teşekkür ediyorum. Onlar bana ayna oldu. Beni, bana gösterdi.

Yolculuğumuz ışıklı olsun.

NAZLI AKIN





8 Şubat 2013 Cuma

Mümkün mü?

Başka türlü yaşamak mümkün mü? Bir çocuğun bakışı ile, bir köpeğin sevinci ile, bir bebeğin saflığı ile; başka türlüsü mümkün mü?

Akılla düşünmemek mümkün mü? Sadece kalpte yaşamak, samimi konuşmak, içten söyleşmek, açık ve net olmak mümkün mü?

Her zaman gittiğin yoldan gitmemek mümkün mü?  Daha fazla sevmek, yardım etmek, içeriden vermek, dünü unutmak mümkün mü?

Öğretilmiş doğrular, kuşaktan kuşağa aktarılan yalanlar, ödülsüz cezasız motivasyon; bu  bozuk plağı susturmak mümkün mü?

Bu mutsuzluk kuşaktan kuşağa bulaşan hastalık gibi. Sıcak bir tebessüm mümkün mü?

Aldıkça alma isteği, vermekten kaçma hisleri, benin ruha açtığı savaş, bencilliklerden vazgeçmek mümkün mü?

Bu karanlık ışık olur elbet, ışığa bak ruhum, ışığı solumak gerek.

Ateşe atlamadan, yanmadan, yanmaya gönüllü olmadan; insan olmak mümkün mü?

Yanmak gerek. Yanmak gerek. Yanmak gerek.

NAZLI AKIN

6 Şubat 2013 Çarşamba

YAZI EVİ


Ruhunuzla en son ne zaman konuştunuz?

Nelere ihtiyacı varmış, en son ne zaman sordunuz?

Ben ruhumun mistik arzularla kıvrandığını düşünüp, kendimi bir spiritüel aleme fırlattım. Orada çok zaman geçirdim. Ruhu doğru duymak da dinlemek kadar önemliymiş, onu anladım sonra.

Kadıköy’de bir yazı evine düştü yolum. Yolu kalbim fısıldadı, duydum. Orada hiç tanımadığım kadınların da, benim kalbimi duyabildiklerine şahit oldum.

Yazı evi büyülü bir mekan. İçeri girdiğinizde, rengarenk ve ışıklı oluşu dikkatinizi çekecektir mutlaka. Ama esas büyü masaya oturup, kalemi elinize alınca ortaya çıkıyor.

Yeşim Cimcoz, oranın kurucusu ve sahibi ama içeride kendinizi misafir gibi hissetmiyorsunuz. Ben evin çocuğu gibi hissettim.

Çalışmalara katılan herkes yazı evine sevdalı. Sanırım orada, herkes fazlasıyla kendi gibi; bu öyle büyük bir ihtiyaç ki.

Hepimiz, o en orijinal en saf halimizi bulmaya çalışıyoruz. İnsanın kendisiyle gerçek bir temas yaşamasından daha kıymetli bir şey düşünemiyorum. Ben yazı evinde en çok bu teması yakaladım.

Oradaki çalışmalara katılmanın, hem yazdığım yazılara hem ruhuma çok iyi geldiğini söylemeliyim.

Kadınların birbirinin kalbine dokunması, birbirini anlaması, dinlemesi, ağlaması, kahkaha atması, dünyayı güzelleştiriyor.

Ben ruhuma o soruları sordum, yazı evini buldum. Gerçekten ömrümün en verimli iki haftasını yaşıyorum.

 
Siz sordunuz mu? Cevaplar ruhunuzu çok mutlu edebilir. Belki yolunuz yazı evine düşer. Belki de başka bir yere yollar fısıltılar sizi. Önemli olan duymanız. Sonra adımlarınıza güvenin, yeter.

NAZLI AKIN