2 Nisan 2013 Salı

PEMBE VALİZ VE FİL


Hiç bitmedim, hep yarım kaldım, arayışa aşığım.

Yola çıkmalıyım, yolcu olmalıyım. Elimde küçük, pembe bir valiz, hep gitmeliyim.

Burada ne işim var? Bir bilet almalıyım, bağları koparmalıyım, sökmeliyim yamalı dikişleri.

Kalbimden koptu bu gidiş. Kokusunu duyuyorum yolun.

Kim bu benden gitmeyen? Tepemde bir kiracı gibi oturan kim?

İçimde bir fil var. Uzun, sevimli hortumuyla, tüm yemekleri içine çekiyor. Yiyor, doymuyor. Yiyor, doymuyor. Mutfakta yaşıyor.

Olur olmaz zamanlarda tuhaf şeyler istiyor. Saat kaç olursa olsun buluyorum, bir dediğini iki etmiyorum.

Fil zamanla evi ele geçiriyor, mutfaktan salona taşınıyor. Koltuğuma oturuyor, yatağıma yatıyor, bana yaşayacak alan bırakmıyor. Gövdesi öyle yayılıyor ki etrafa, sürekli ona takılıp düşüyorum.

Bir bilet alıyorum, pembe bir valiz buluyorum, yola çıkıyorum.

Otobüse biniyorum, rahatlıyorum. Varacağım bir yer yok. Günler sonra rahat rahat uyuyabilirim.

Pencereden diğer yolcuları seyrediyorum, hepsi telaşlı ben değilim. Otobüsün dolmasını bekliyorum sakince.

Bir çocuk biniyor annesiyle, yanıma oturuyorlar. Elindeki oyuncak fili bana gösteriyor, zorla gülümsüyorum.

NAZLI AKIN (ARAYIŞ VE İŞTAH, 6 DAKİKA, YAZI EVİ)