17 Nisan 2013 Çarşamba

RUHUN MÜZİĞİ


Ruhun seni bekliyor. Binlerce yıldır. Beraber yürüyeceğiniz yolda, hiç yorulmadan, en sadık dostunu bekler gibi, geleceğinden emin, ayak seslerini duymaya hasret…

Bu yolculuk, çıktığın diğer yolculuklardan farklı; valizin hazır, biletin alındı, kalacağın yer ayarlandı, sana düşen kalbinin sesini duymak ve dinlemek.

Bazen adımlarına güvenmek, yapacağın en iyi seçimdir. Kendini didiklemeden, sorguya çekmeden, yola bırakmak ayaklarını.  Seni taşıyan toprağa inanmak, yere sağlam basmak adımını…

Yol seni bekliyor. Tüm güzelliği, iniş ve çıkışları, tünelleri, köprüleri ile.

O yolda, seni bekleyen her ne ise, ihtiyaçtan doğar. Ruhunun ihtiyacından. Sana düşen, olanı selamlamaktır. Yol seni temizler, olan her ne ise, arınmaya hizmet eder. Arınmak, yaralı ruhlarımızın en acil ihtiyacıdır.

Arındıkça güzelleşir, hafifler ruhun. Kendinde görmediğin o hazine, bir anda şimşek çakar gibi görünür olur. Hazine ruha aittir ama onu paylaşmak sana düşer. Hazine, paylaştıkça çoğalır, bunun tadına varan ruhun, kendini hizmete adayacaktır.

Kalbin, yolla buluştuğunda, ruhunun müziğini işitirsin. O müzik, yol pusulandır. Yönü kalbin belirler, ruhun şarkıya eşlik eder.

Ruhun şarkısını duyanlar çoğaldıkça, dünyaya ışık demetleri yağıyor.

Duy şarkını! Eşlik et, dudakların sadece güzel kelimelere hizmet etsin. Dilin, bal olsun!

Söyle şarkını! Her ruh, Yaradan’ın eşsiz bestesidir. Kaynak, hatırlamanı ister.

Hatırla! Ne kadar muhteşemsin! Sen, O’nun bestesi, O’nun parmak izisin.

Unutma! Sen nadide bir incisin.

Gözüne, kendini görmeyi öğret! Kulağına, sesini duymayı! Kalbine, koşulsuz sevgiyi!

NAZLI AKIN