19 Mayıs 2013 Pazar

Boz Ada'nın Kızı


Siyah bir sis oldu gönlüm. Ruhum bir deniz, saklanmış sise. Göz gözü görmüyor evimde. El yordamı ile bir mum bulmaya çalışıyorum.
Körleşmiş bakışım, itiraz ediyor azıcık ışığa. Körleşmiş bakışım, siyah siste yürümek, yüzüne gözüne karalar sürmek, yürürken kuyuya düşmek istiyor. Körleşmiş bakışım solo bir şarkı olmak, başrol yıldızları gibi tirat atmak, önde olmak, fark edilmek istiyor.

Durmaya gidiyorum. Kalbim söylüyor son sözü:

“Boz Ada’nın kızısın sen.”

Anneme gidiyorum. Yol Ege’nin şifaya bulanmış yeşilliğine dönünce, sis dağılıyor, paslanmış tenekeyi şarkılar söyleyerek soyuyorum varlığımdan. Ada yaklaştıkça körleşmiş bakışım, ışığa alışıyor.

Güneşle derlenmiş bir demet lavanta, yaşlı teyzelerin domates salçaları, tahta kaşıklar, yemeniler, kuzu sesleri, renkli taş evler ile karşılanıyorum.

Boz Ada, denizini ruhuma sürüyor şifalı bir merhem gibi.

Ada susuyor, ben susuyorum. Söz bitiyor…

NAZLI AKIN