31 Ağustos 2013 Cumartesi

BİR BLOG HİKAYESİ

26 Eylül 2012 bloğumun doğum günü. Hikâyesi de var;  "MELEK FISILTILARI" ya da ilk adıyla "Nazlı'nın süslü cümleleri" isimli bu sayfaların...

Sevgili dostum Pelin Acar, Fransa'dan aldığı filtre kahveleri bana bir an önce getirmek için, yakın arkadaşı olan Nilüfer Alper Türk'ün köpek fobisini tamamen unutup onunla beraber 26 eylül günü evimin kapısını çaldı.

Nilüfer!  Bu yetenekli kadının (kendimesaklamam.blogspot.com isimli harika bir bloğu var) korkusuna rağmen içeri girmesinin nedeni, bana kendime saklamamayı öğretmekmiş.

Her şey, "eylem insanı olmak" konulu sohbetimizle başladı. Sonra yeteneklerimiz üzerine konuşurken, Pelin benim yazı yazdığımdan söz etti. Nilüfer yazılarımı paylaşmak isteyip istemediğimi sordu, bense bu olasılığın farkında bile değildim. 

Bazen birinin sizi dürtmesi, ilahi bir dokunuşla, varlığınızı yaşam amacınıza bağlıyor. O anda Nilüfer hemen sana bir blog açıyoruz dedikten sonra, bilgisayarımın başına geçip, aklıma gelen ilk ismi söylememi istedi benden. “Nazlı’nın süslü cümleleri” isimli blog o gün doğmuş oldu.

Neredeyse bir yıldır yazıyorum buraya. Yazılarım okundukça hissettiğim mutluluk, kalbimde huzur pencereleri açıyor. Okuyan ve paylaşan tüm güzel yüreklere selam olsun…

26 eylül gününe kadar, yazılarımı paylaşan ve bloğumu duyuran okuyucular arasından seçilecek bir kişiye,  Doreen  Virtue isimli spiritüel yazarın en sevdiğim üç destesinden toplam 9 kart çekerek baktığım bir rehberlik açılımı hediye edeceğim. 

Yaşam paylaştıkça güzelleşiyor. Umarım bloğum buradan elinizde tutacağınız bir kitaba dönüşür.  Kitabı seslendirecek olan dublaj sanatçısı dostlarım güzel sesleriyle kulaklarınızın pasını siler, kalbinize huzur aşılar.

Kitabımın basıldığı gün benim ikinci doğum günüm olacak biliyorum. Kendini gerçekleştirmek için uğraşan, küllerinden yeniden doğan ruh dostlarımı sevgiyle selamlıyorum.

NAZLI AKIN




20 Ağustos 2013 Salı

NEŞELİ ŞARKILAR

Kimsin sen? Kimliğini çöpe at, öyle söyle.

Gücünden korkma!

Görkemini sev!

Hikâyeni baştan yaz. 

Oynamak istediğin bir tiyatro oyununda başrol oyuncusu ol.

İçinde yaşamak istediğin masalı yaz, kahraman ol!

İyilikle biten öyküler dinlesin çocuklar.

Şefkatin hüküm sürdüğü hikâyelere doğsunlar.

Sevginin krallığında dünyayı kalp yönetsin. 

Akıl kalbin gölgesinde dinlensin.

Neşeli şarkılar eşliğinde dans etsin özgür adımlar…

NAZLI AKIN



6 Ağustos 2013 Salı

KÜÇÜK ÖLÜ BİR SERÇE

Duygularına neden söz geçiremez insan? O büyük mutsuzluklar birdenbire nereden çıkar? İç sıkıntısı, ince bir duman gibi kaplar evi. Bazen de filmlere yakışan bir hüzün ele geçirir varlığımızı.

Çok kızarız, affedemeyiz, üzülürüz, içimize oturur, kırılırız, tafra yaparız, acırız, içimiz kalkar, heyecanlanırız, neşe saçarız, içimiz içimize sığmaz…

Mevsimler gibi gelir geçer duygular.

Bugün minik bir serçe ölüsü çıktı karşıma köpeğimi gezdirirken, ismini veremediğim bir his çöreklendi içime. Yoğun duygular yorucu oluyor. 

Sonra idrak ettim ki, adını koyamadığım o duygu "korku". Korku bütün duygular içinde insana en çok yapışan, üstesinden gelmesi en güç duygu. Korkuyu salıverdiğimizde gerçek özgürlük ortaya çıkıyor.

Ruhen ve kalben hür hissetmek için, negatif duyguları bırakmak şart ama bazen bildiğiniz hiçbir yöntem işe yaramıyor. O noktada bildiğimiz her şeyi bırakmak, yeni bir alanda gezinmek işe yarayabilir.

Basit düşünmek bence iyi bir seçenek... Nedense yaşamda işleri çıkmaza sokmayı tercih ediyoruz. (Zihni çok fazla dinlemek karmaşanın önemli sebeplerinden biri.)

Her şey karıştığında yürümek çok işe yarıyor. Özellikle doğaya yakın yerlerde yapılan yürüyüş, dengeye kavuşmak için büyük yardımcı.

Korkunun üstüne gitmek, korkuyu aşmamıza sebep oluyor. Benim ölü bir serçeye dokunmakla ilgili korkum onu elime aldığım an yerini bambaşka hislere bıraktı.

Karanlık bölgenize girdiğinizde oradan çıkmayı kuvvetle istemek işe yaramıyor. Orada tarafsız ve yorumsuz kalabilmek büyük iş çıkarmak demek…

Işığı aramaktan vazgeçtiğinizde sizi bulabilir. Yıllardır ışığın peşine düşmüş biri olarak, aramadan bulunmaz sözüne inat, aramayı bırakmanın, çıktığınız yola en iyi hizmet eden seçeneklerden biri olduğunu geç de olsa kavradım.

Anda kalabilmek, isteyerek, keyif alarak yaşamak, teşekkür duygularıyla dolu olmak, yardım etmek, almadan da verebilmek…

Yaradan’ın yasaları, uygulayan herkes için, ışık çeker. Siz ışığı aramazsınız, ışık gelir sizi bulur.

NAZLI AKIN