14 Kasım 2013 Perşembe

Ölüm son mu?

Zaman nedir?

Akıp giden dakikalar mı?

Geçip giden günler mi?

Bir ömrün bittiği an, zamanın neresidir?

Sonsuzluğun içinde zamana yer var mı?

Ölüm nedir?

Göründüğü gibi dramatik ve acı yüklü olan ölümün hakikati midir?

Neden mezarlıklar huzur doludur?

Rüyada ziyarete gelen göçmüş ruhlar genelde “ben iyiyim” derken zamandan bağımsız değil midir?

Ölen uyanır. Yaşayan uyuyorsa eğer ruhuna borçlu kalmaz mı?

Tüm bu soruları beni ölümü sorgulamaya iten, geçen Perşembe trafik kazasında yitirdiğim sevgili akrabam Alp’e borçluyum.

Alp geçen gün rüyamda bana iyi olduğunu söyledi.

Ölümün bir son olmadığını bilmeme rağmen; hakikatini anlamak yaşarken kolay olmuyor. 

Her ölüm  bize bir şey söyler, hisseden kalpler işitir. 

Şimdi öte âleme geçmiş sevgili Alp’i ve tüm ruhları saygıyla anıyorum.

NAZLI AKIN


"Doğum halinde olmayan, ölmekle meşguldür."

~ Bob Dylan ~


"Ana rahminden geldik pazara;
 
Bir kefen aldık, döndük mezara!"


Yunus Emre

"İyi bir insan için yaşam zor, ölüm kolay."
~ Maksim Gorki ~


"Ölüm bireysel bir maceradır."

~ Henri B. Stendhal ~