7 Ocak 2013 Pazartesi

BİÇİMİN ÖTESİ

'' Ego her zaman dağ olmak ister.''

Eckhart Tolle söylemiş bu müthiş sözü.  Bugün enteresan bir deneyimin içinde buldum kendimi. Her zaman peynir ekmek yer gibi, kolaylıkla yaptığım bir işi beceremedim.

Yapamamak, becerememek gibi durumların içine girince, egonuz sizi yer bitirir. Çünkü kimliğiniz, iyi yaptığınız işlerle form kazanır. Kötü yapmak ya da becerememiş olmak, çok yaralar egoyu. Benim yaralı egom da konuştu durdu. Bilirsiniz o halleri.

Olanın etkileri devam etti. İnternette gezinirken, bir video çıktı karşıma. Şu cümle beni çok etkiledi: 

"GENELLİKLE FELAKET, FORMLARIN YOK OLMASIDIR."

Fikrimce egonun felaket diye tanımladığı durum, ruhun tekamül etmek için ihtiyaç duyduğu deneyimlerdir. Bugün yaşadığım anlar toplamında, özüme hizmet etmeyen hiç bir şey olmadı.

Yaşam da her şey bizim için. Olana direnmek, işimizi zorlaştırıyor. Bu nasıl benim başıma geldi dediğimiz durumlar için zor gelse de teşekkür edelim. Bilelim ki görünmeyen rehberlerimiz ruhumuz için çalışıyor. Bu oyunu onlar bizim için seçti, çünkü ihtiyacımız vardı.

İnsanız; hep güzel deneyimler yaşamak istiyoruz.  Başarılı olmak, fark edilmek istiyoruz. Gerçek güzellik, formların ötesinde gizli.

Saf bir kalp, bir çocuğun minnet dolu gülümseyişi, bir şiirin varlığımıza hissettirdikleri, köpeğimizi okşarken yaşadığımız mutluluk; ruhumuza daha yakın hissettirir.

Huzur dolu anların kalbimizde estirdiği rüzgar, hiç bir formun güzelliği ile kıyaslanamaz.

Biçimin ötesinde gizli olan öz, hepimizi Yaradan'a götüren yoldur. O yolda eğilip bükülmek, biraz acı çekmek, hoşumuza gitmeyen durumlar yaşamak tek bir şeyin göstergesidir; O'nun eli üstümüzde...

O ışıktan ele ne kadar teşekkür etsek yetmez...



NAZLI AKIN