2 Mayıs 2013 Perşembe

DÜŞÜN-ME!


“Düşünmeden duramıyorum.” 

“Biri şu sesleri sustursun!”  

“İmdat! En yakın sessizlikte inecek var!”
Aklıma neler geliyor bir bilseniz, kimleri, neleri düşünüyorum, sonra bir bakıyorum, bataklığa saplanmış gibi çıkmaya çalışıyorum oradan. Hoş bilmez misiniz hiç; siz de defalarca yaşadınız.

Zihin, farkındalık tuşuyla kumanda edilebilir. Farkına varmak, cehennemden çıkmanın ilk koşulu. Bize sonsuz yaratım olanakları sağlayan zihin yapımızı temiz tuttuğumuz da, tozunu alıp, süpürüp, arındırdığımız da, kontrol bize geçer. Yani ben düşüncemi yönetirim, o beni yönetemez. “Ben düşüncelerim değilim” müthiş bir idraktir.
Örneğin kaptırmış gidiyorsunuz:

“O böyle yaptı, beni nasıl da incitti, cadının teki zaten, korkunç biri, ben ona yapacağımı bilirim. Zaten ben de şans yok ki, yaşam karşıma dost diye böyle insanları çıkartıyor hep. Zavallı ben, yine nasıl da canıma okudular. Hiç bir zaman iyi gün göremeyeceğim sanırım.”

Bir de bakmışsınız düşünce yığınının içinde kaybolmuşsunuz, renginiz, benziniz solmuş. Öyle kolaydır ki düşüncede kaybolmak…

Farkındalık geliştirmezsek, tüm o negatif düşüncelerin bize geri dönmesi, yaşamımızı mutsuzluk seline sürüklemesi mümkün. 

Mantra müzik zihin kontrolü üzerinde, büyük bir güç geliştirmemize yardımcı oluyor. Dua ve meditasyon bizi çok daha yüksek titreşim frekanslarına taşıyor, enerjimizi yükseltiyor.

“Aslında bir başkası yok, hepsi bendim” “Ben istedim, ruhumun ihtiyacıydı.”

 Farkındalık ruhun en büyük destekçisi. Her şey gibi, düşüncenin de güzeli makbul.

 Neden daima pozitif düşünmeyelim, negatif düşüncenin ne faydasını gördük ki?

Hatta gelin hiç düşünmeyelim, gerekmedikçe… Sakin, merkezde, bahar tadında yaşayalım gitsin.

NAZLI AKIN