11 Mayıs 2013 Cumartesi

KABALANIN GÜCÜ İSİMLİ KİTAP ÜZERİNE


Kabala’nın Oyuna Ait 12 Kuralı

1-      Okuduklarınızın tek bir kelimesine bile inanmayın. Öğrendiklerinizi bir deneme sürüşüne tabi tutun.

2-      İki temek gerçeklik vardır: Karanlık olan yüzde 1 dünyamız, ve yüzde 99 ışık alanı.

3-      İnsanların yaşamda gerçekten arzuladığı her şey manevi ışıktır.

4-      Hayatın amacı tepkisel bir varlıktan proaktif (reaktif olmanın tersine, insanın yaptıklarını, o anki içinde bulunduğu koşulların verdiği etkiyle duygusal olarak davranmayarak, mantık süzgecinden geçirdikten sonra yapması anlamına gelen yabancı terim.) bir varlığa yapılan ruhsal dönüşümdür.

5-      Dönüşüm anımızda, yüzde 99 alanı ile bağlantı kurarız.

6-      Asla suçu diğer insanlara ve harici olaylara atmayın.

7-      Tepkisel dürtülerimize direnmek kalıcı ışığı yaratır.

8-      Tepkisel davranış, yoğun ışık kıvılcımları yaratır ama eninde sonunda geriye karanlık bırakır.

9-      Engeller, bizim ışıkla bağlantı kurmamız için fırsatlardır.

10-    Engel ne kadar büyükse, ışık potansiyeli de o kadar büyüktür.

11-    Meydan okumalar, karşı konulmaz olduğu zaman, kesinlik aşıla, ışık her zaman oradadır.

12-    Başkalarında bulduğunuz tüm olumsuz özellikler, yalnızca sizin kendi olumsuz özelliklerinizin yansımasıdır.

Yehuda Berg’in yazdığı, “Kabalanın Gücü” isimli kitaptan alıntı yaptığım bu içerik, kitabın anlatmaya çalıştığı öz bilgi. Yaşamlarımız ilişkiler üzerine kurulu, kendimizle olan ilişkimiz de dahil… Hepimiz mutlu olmak istiyoruz.

 “Gerçek mutluluk nedir?”

Hepimizin bu soruya verecek çeşitli cevapları var. Benim cevabım, “bugüne kadar öğrendiğim tüm kadim bilgileri unutmadan ve uygulayarak yaşayabilme yeteneği” olurdu.

Herkesin kendisine bu soruyu sorması ve cevaplar üzerinde düşünmesi büyük ihtiyaçlarımızdan biri.

Bir başka büyük ihtiyaç da tepkilerimizi gözden geçirmek. Hepimiz negatif duyguların üstesinden gelemediğimiz zamanlarda ruhumuzun nasıl acı çektiğini biliriz. Kitabın önemi bu noktada devreye giriyor. Tepkilerimiz üzerinde farkındalık geliştirmenin yöntemlerini çok açık, sade ve anlaşılır bir dille anlatıyor.

Kitabı, elime aldığımdan beri defalarca okuduğum bölümler oldu:

“Hayatımızda herhangi bir duruma ve olaya tepki gösterdiğimizde, bizler sadece bir sonuç oluruz, sebep değil, tepkisel oluruz, proaktif değil.”

“Eğer hayatımızı kişisel gelişimden yoksun ve doğamızı değiştirmeden yaşarsak, kendimiz için yeni var oluş seviyeleri yaratıyor olmayız.”

“Dış kuvvetlerin duygularımızı olumlu veya olumsuz şekilde etkilemesine izin verdiğimiz zaman, kontrolü elden bırakırız.”

“Bencil ve benmerkezci davranış biçimleri sergilediğimiz zaman, paylaşıyor olmuyoruz, bunun yerine egomuza karşılık bir haz elde ediyoruz.”

Yukarıdaki satırlar, yaşam sanatında ustalaşmanın ipuçlarını veriyor.

Hayatlarımızı sonsuz sınırsız ışıkla yaşayabilmeyi diliyorum.

Öyle olsun. Öyle oldu.

NAZLI AKIN