27 Kasım 2013 Çarşamba

EGO


Doç. Dr. Şafak Nakajima

''Ego'' sözcüğü, size ne çağrıştırıyor?

'Önemli olma dürtüsü,' 'kendini beğenmişlik,' ‘'bir tür hastalık,' 'aşırı yeterlilik duygusu,' 'bencillik,' 'insanın en büyük düşmanı,' 'hilekâr,' 'aç köpek,' 'ölmeyi hak eden benlik bölümü,' 'şımarıklık,' 'kişiliğin kabuğu' gibi cevaplar nasıl?

Çoğu insan egoyu, olumsuz şeyler çağrıştıran, yok edilmesi gereken bir şey olarak algıladığından, bu tasvirler, egoyu tanımlarken sıkça kullanılmakta.

Bu saptamanın doğru olup olmadığına, bu yazının sonunda daha rahat karar verebileceğinizi ümit ediyorum.

''Ego'' sözcüğü Yunanca bir sözcüktür ve 'ben' anlamına gelir.

Ego, yaşamın, kendine özgü ve farklı bir biçimde ifadesi demektir.

Diğer bir değişle ego, yaşamdan kaynak alan ama özgünleşip kendi içinde bütünsellik oluşturan bir yapı olarak adlandırılabilir.

Farkındayım, bu tanım biraz karışık!

Daha kolay anlaşılabilmesi için, doğa bilimlerinden yaralanmamız mümkün.

Bu amaçla, gelin sizinle kısa bir biyoloji dersi yapalım.

Canlıların en küçük yapıtaşına 'hücre' adı verilir.

Hücreler, canlılarda organize bir üretimin yapılabildiği en küçük birimdir.

Bu küçük birimi, çevreleyen bir zar vardır.

Hücreyi, etrafından ayıran bu zar, hücre zarıdır.

Hücre, bağımsız bir yapı taşı olmasını, bu zara borçludur.

Hücre zarı, hücreyi dış etkenlerden korur.

Canlıdır, şeffaftır, esnektir.

Üzerindeki 'por' adı verilen ve madde alışverişini sağlayan delikler yardımıyla da, hücreye yararlı olan maddeleri içeri alır, zararlı maddelerin içeri girmesini engeller.

Diğer yandan bu zar, hücreye gerekli olan maddelerin dışarıya kaçmasını önler ve içeride biriken toksinleri dışarı atar.

Hücre zarı, 'seçici geçirgen' bir zardır.

Yani, sardığı hücreye neyin faydalı ve neyin zararlı olduğunu bilir, rastgele değil, akıllı bir seçicilikle dış ve iç dünya arasındaki dengeyi kurar. Hücrenin sağlığını korur.

Hücre zarı, canlılığını, şeffaflığını, esnekliğini ve seçici geçirgenliğini kaybederse, hücrenin sağlıklı kalması mümkün olmaz.

Ego ile hücre zarı, büyük benzerlik gösterir.

Bir insan da, hayatta olduğu sürece, ayrı bir organizma olarak varlığını sürdürür.

Bedeniyle, duygu, düşünce ve davranışlarıyla o, kendi içinde bütün ve bağımsız bir canlıdır.

İnsan doğduğu zaman henüz bu bağımsızlığın farkında değildir.

Anne karnında anneyle olan bütünlük, doğumdan sonra da devam eder.

Bebek büyüdükçe yavaş yavaş çevresi ona, bir benliği olduğunu hissettirir.

Aile ve toplum bir ayna görevi görür ve çocuğun kendisine dair bir algı geliştirmesine ve benlik oluşturmasına yardımcı olur.

Hücreyi saran zar gibi, bebeğin de farklılık bilinci, yani egosu oluşmaya başlar.

Hücre zarı örneğine geri dönersek, onun, canlı, şeffaf ve esnek olmasının yanı sıra, seçici geçirgenliği nasıl çok önemliyse, bireyi çevreleyen egonun da aynı özellikleri taşıması önemlidir.

Bu da ancak sevgi, bilinç ve disiplinin kazandırılmasıyla mümkündür.

Sevgi ve coşku, çocuğun hayata ve kendisine güvenini ve sevgisini arttırır.

Ama yalnızca sevgi ve ilgi yeterli değildir.

Sağlıklı bir ego geliştirmesi için aynı zamanda ona, akılcı kurallarla farkındalık ve disiplin kazandırmak, tehlikelerden korunmayı öğretmek gereklidir.

Bazen çocuk, umursamasız veya öfke ve şiddet dolu bir ailede yetişebilir.

Böyle durumlarda hayatı, tehlikeli bulur. Ya saklanarak ya da savaşarak ayakta kalınabilecek bir yer olarak tanır.

Bazen, ego hiç gelişemez, sınır oluşturamaz.

İçeride kendisine gerekli olan kaynakları kolayca dışarı sızdırır ve içeriye zehirli maddelerin girmesini engelleyemez.

Sorunlu ailelerde yetişen bazı çocuklarda ise, korku hâkim gelir.

Acıdan kendisini korumak amacıyla zamanla, hücre zarını yani egosunu kalınlaştırır, payandalar.

Nasıl mı?

Parayla, unvanla, şöhretle, giyimle, fiziksel görünümle, kabalıkla, sertlikle ve kendisine kolay ulaşılamayacakmış gibi bir görünüm vererek…

Her koşulda sağlıklı, yetersiz veya sağlıksız bir tür ego, hücre zarı gibi,tüm insanları sarar.

Onsuz bir yaşam mümkün değildir.

• Az gelişmiş ego özellikleri nelerdir?

Egosu zayıf insanlar, gerçeklerden ve zorluklardan kaçarlar.

Zorluklarla başa çıkacak kaynaklara sahip olmadıklarını düşünürler.

Kendi sıkıntılarının, başkalarınınkinden çok daha büyük olduğuna inanırlar.

Kendilerine acırlar.

Başkalarının onları rahatlatmasını beklerler.

Bazen iş, kumar, bilgisayar, yiyecek, alkol ve madde bağımlılığı ileiç boşluklarını doldurmaya ve güçsüzlük duygusunu aşmaya çalışırlar.

Yaşadıkları olumsuzlukların sorumluluklarını üstlenmezler.

Hayata güvenleri yoktur.

Sınırlarını çizemezler. 'evet' demek istedikleri yerde 'hayır' ve 'hayır' demek istedikleri yerde 'evet' derler.

Hayal âleminde yaşarlar.

Bir gün bir mucize olacağı beklentisi içindedirler.

• Kalın duvarlı ego özellikleri nelerdir?

Maskeleri vardır, gerçek yüzlerini gizlerler.

Güçlü, her şeyin doğrusunu bilen, yargılayıcı, katı, acımasız, ayrımcı, sert, soğuk, ulaşılamaz, kibirli, her zaman haklı olduğunu düşünen insan maskeleri taşıyabilirler.

Bu insanlara dikkatle baktığınızda, içeride çok zehirli duyguların biriktiğini, insanlarla samimi ve mütevazı ilişkiler kuramadıklarını, heyecan ve coşku gibi yaşam belirtilerini taşımadıklarını görürsünüz.

Kendilerinde ve başkalarındaki hataları kabullenemezler.

Onların başkalarını etkilemek için para, unvan, şöhret, vs. ile oluşturdukları kalenin içine girip bir bakma şansınız olsa, çoğu kez içeride az gelişmiş, korkak bir çocuğun saklandığını görürsünüz.

Burada önemli bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim:

Dış görünüm yanıltıcı olabilir.

Egosunu güçlü gösteren insanlar esnek değildir ve zorluklar karşısında kuru ve sert bir ağaç dalı gibi kolayca kırılırlar.

Öte yandan, sınırları yokmuş gibi görünen zayıf egolu kişiler, gerçeklerle yüzleşme, hissettiklerini anlama ve doğruları öğrenme konusunda çok dirençlidirler.

• Sağlıklı ego nasıl olur?

Hücre zarı gibi canlı, şeffaf, esnek ve seçici geçirgen bir egoya sahip insanlar, hayata daha olumlu bakarlar.

Sürekli öğrenme merakı taşırlar.

Zorluklardan kaçmazlar. Zorlukları, daha çok şey öğrenmek ve güçlenmek için bir araç olarak kullanırlar.

Kendisine zarar veren unsurları bünyelerinden ve çevrelerinden uzaklaştırırlar.

Zarar verebilecek davranış ve ilişkilerin hayatlarında yer almasına izin vermezler.

Uyumludurlar.

Aynen bir hücrenin, pek çok hücreden oluşan canlının yararı için diğer hücrelerle işbirliği yapması gibi, sağlıklı egoya sahip bireyler, içinde bulundukları topluma duyarlıdır ve onun çıkarları için çalışır, paylaşır, gerektiğinde özveride bulunurlar.

Kendisinin ve başkalarının haklarına saygı duyar ve onlardan aynı yanıtı beklerler.

Haksızlığa sessiz kalmazlar.

Gerektiği takdirde hoşgörülü ve esnek olabilirler.

İç dünyalarını, kendilerini saklama ihtiyacı duymazlar, şeffaftırlar.

Hoşgörülü ve mütevazıdırlar.

Hatalarından utanmaz, onlardan ders çıkarırlar.

Hepsinden önemlisi, istek ve ihtiyaçlarının farkında, hayat dolu ve canlıdırlar.

• Ne yapmalı?

Çoğu aile, sağlıklı egolara sahip olmayan bireylerden oluştuğu için, çocukların sağlıklı egolar geliştirmesine uygun koşulları oluşturamıyor, ne yazık ki!

Özellikle bizim gibi, baskıcı, yukarıdan aşağıya eleştirilemez ve denetlenemez yapılara sahip otoriter devlet, toplum ve eğitim sistemlerinin egemen olduğu topraklarda, ailede sağlıklı gelişemeyen egoyu, ilerleyen yaşlarda onarmak çok güç oluyor, maalesef!

''Sağlıksız bir ego, sağlıklı hale getirilebilir mi?'' sorusunu sorduğunuzu duyar gibiyim.

Elbette!

Bunun için, kişinin gerçekten akılcı ve sabırlı bir çabayı göze alması zorunlu!

Unutmamamız gereken gerçek şu:

Sağlıksız ego, çeşitli ruhsal yakınmalarla kendini ortaya koymakla birlikte, ilaçlarla tedavi edilebilen bir hastalık değil!

Panik atak, depresyon, kişilik sorunları ve bağımlılıkta, ''tedavi'' adı altında avuç avuç içilen ilaçların yerine, kişinin kendisi, ailesi, yaşadığı toplum ve onun değerler sistemiyle cesurca yüzleşmesi gerekiyor.

Ancak ondan sonra sorunun kaynağını bulması, gereken şeyleri değiştirip yeniden yapılanması mümkün!
Bu çabanın ödülü ise, gerçek ve maskesiz bir yaşam, içten gelen coşku, neşe, üreticilik, sağlıklı bir toplumu hayal etme ve kurma gücü gibi, paha biçilemez değerlerden oluşuyor.

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=740786752602539&set=a.636201893061026.1073741826.633864736628075&type=1


Yürümek

Her arayışta bir kutsallık varmış. Bugün buldum diye sevindiğin, yarın yeniden yola çıkma sebebinmiş. Yaşamda en hakiki iş yürümekmiş. 

Yorulmadan, bıkmadan, usanmadan yürümek… 

Mola verdiğin hanlarda oyalanmadan, sevdanın ne’ye olduğunu unutmadan, hedefe kilitlenip yürümek… 


Nazlı Akın

Her şey yolunda




Günü peri kartı: Her şey yolunda... 
Doreen Virtue 
"Perilerden sihirli mesajlar"
Bu kartın tamamlayıcı anlamları: Endişelerinizi bir kağıdayazın ve yakın. Yeterince dinlenin, dengeli beslenin, fiziksel sağlığınıza özen gösterin. Gerçeklerinizi gözden geçirmek amacıyla diğer insanlarla konuşun.