7 Aralık 2013 Cumartesi

İSİMLERE MASALLAR "GÖZDE"


Gözde, bir sabah uyandığında, her şeyin çok farklı olacağını düşleyerek uykuya daldı. Günü iyi geçmemişti, sahne aldığı barda ciddi bir kavga çıkmış, yaralananlar olmuştu.

Çocukluğu boyunca şarkıcı olmayı düşlemişti. Konservatuarı kazanmış, okulun parlak öğrencilerinden biri olarak hatırlanmıştı her zaman.

Bardaki o gece istediği tek şey eve varıp, yatağına uzanıp uyumaktı. Yatağa uzandığında ertesi sabahı hayal etti. Düşlerinde sadece güzelliklere yer verirdi, uyumadan önce, öyle yaptı yine…

Rüyasında kendini çiçeklerle dolu bir bahçede buldu. Yanında çok sevdiği arkadaşı Su’da vardı. Su ve Gözde çiçekleri koklayarak yürüdüler.

Gözde karşısına çıkan mor bir ortancaya hayranlıkla bakakaldı ve dayanamayıp çiçeği kopardı. Göğsüne koydu, usulca çiçeğe fısıldadı:

“Ne güzelsin.”

Çiçeği kopardıklarını fark eden iri bahçıvan aniden yanlarına gelerek, bağırmaya başladı. Ortancayı geri istediğini söylerken, bahçeye izinsiz girdikleri için Su’ya ve Gözde’ye çok kızdı.

Gözde çiçeği vermek istemeyince işler daha da karıştı. 

Bahçıvan: “Çiçeğin sahibi benim” diyordu. “Emek verdim, suladım, toprağını çapaladım ama sen bir hırsız gibi ele geçiriyorsun onu. Gerçek sahibi kimmiş, ona sorsana…”

Gözde şaşkındı ama öyle çok istedi ki çiçeği, zarifçe sordu:

“Sahibin olabilir miyim, güzel ortanca”

Mor çiçek dudaklarını kıpırdattı, ışıklar saçarak konuştu.

“Dalıma dönmek istiyorum. Beni neden kopardın ki? Dalım benim kalbimdir. Beni yuvamdan ettin.”

Gözde onu kopardığına pişman olmuştu. Bahçıvanı şimdi anlıyordu. Geçici bir heves yüzünden çiçeği öldürmek üzereydi. Can çekişen bu ortancanın hali içini burktu.

Bahçıvan çiçeği yeniden istedi. Gözde ağlayarak özür diledi ve onu sahibine iade etti.

Bahçıvan ortancayı dalına yeniden koydu, ışıktan bir dokunuşla evine geri döndü çiçek.

Gözde öyle mutlu oldu ki, bahçıvana sarıldı. Kızgınlığı geçen bahçıvan da onu kucakladı.

Su ve Gözde mutluluk içinde bahçeden ayrıldılar.

Gözde uyandığında yüzündeki gülümseyiş odayı kuşatmıştı. 

“Bugün bir ormana gitmeliyim” diye düşündü.

“Bana çok iyi gelecek”…

NAZLI AKIN