19 Aralık 2013 Perşembe

Arınmak ve Uyanmak


Arınmak, bizi manen ve maddeten yoran ağırlıklardan kurtulmak için çıktığımız ruhsal yolculuğun her etabında muhakkak uygulanması gereken bir işlemdir.

Aslında, yolun kendisi de odur. Hafiflemek. Saydamlaşmak. Pirüpak bir 'ışık' olmak...

Ruhun beden vasıtasıyla irtifa kazanması, daha yüksek enerjilere ulaşıp, onları özümseyip, içinde çözülebilmesi için bilinçli bir şekilde arınmak, kelimelerle vurgulanamayacak kadar önemli.

Titreşimi ağır bir gezegende, bilerek ve isteyerek gelişimini sürdüren; özü "aşk", yapısı "ışık", niteliği de "melek" olan, cesareti tüm evrende hayranlık uyandıran varlıklarız biz.

Oyunun kuralları icabı unuttuğumuz ve yeniden idrak edilmeyi bekleyen bu gerçek, yaşadığımız zaman diliminin hem gereği, hem de gerekçesi...

Şimdi, işin felsefi kısmını pratik tarafıyla birleştirerek, arası disiplinle pek iyi olmayanların bile kolaylıkla uygulayacağı birkaç yöntemi ele alalım.

Birinci kural, ruhumuzu dinlemektir.

İçimizde git gide yükselen o sese, sezgilerimize kulak vermektir. Egoyu mümkün mertebe törpüleyip, ruhun emrinde kullanmaktır. Dua ve meditasyon bu doğrultuda kullanacağımız, her derde deva iki yöntemdir.

İçinizden geldiğince ve istediğiniz lisanda Tanrı'ya dua ediniz.

Onunla yarenlik edip, sizi bir külçe gibi ağırlaştıran yüklerden arınmak istediğinizi, inat ve inançla belirtip, kendisinden yardım isteyiniz. Niyetinizin ciddi olduğunu da, günlük yaşamınızdaki hareketlerle ispat ediniz.

Yargı virüsüne antidot sevgi ve toleransı, mebzul miktarda kendinize aşılayarak, herkesin kendi karması ve bilinç düzeyince yaşaması gerektiğini sık sık kendinize hatırlatınız. 

Ve aydınlanıncaya kadar; bildiğiniz, algıladığınız, deneyip tecrübe hanesine kaydettiğiniz her şeyin "izafi" olduğunu unutmayınız.

Evinizde, başkalarının enerjilerinden sıyrılıp, yalnız kalabileceğiniz, Tanrı'yla iletişim kurabileceğiniz, sadece size ait bir köşe belirleyiniz.

Doğa ve hayvanlarla kaynaşarak, yüksek titreşimli yerlerde bulunmaya özen gösteriniz. Dua ve meditasyonlarınızı orada yapınız.

Ruhunuza ağırlık veren insanlardan ve mekânlardan uzak durunuz. Hayat enerjinizi bilerek veya bilmeyerek çalmaya kalkan her insana, hayır demeyi öğreniniz. Size ilham veren, içinizde sevgi rüzgârları estiren kişilerle birlikte olunuz.

Yıkanırken ve meditasyon yaparken, ilahî ışığı çağırarak, sizi sarıp sarmalayan o bembeyaz ışığı teneffüs ederek, onu tüm hücrelerinizde hissediniz. Böylece, bedeninizde dalga dalga yayılan sıcaklık ruhunuza dans ettirtecek; yaşam iksiri, karanlıkların korkulu rüyası ışığı dünyada sabitleyecektir...

Sizi Paulo Coelho'nun son kitabındaki sözleriyle baş başa bırakıyorum:

"Işığın savaşçısı düşünden uyanmaktadır. Söyle düşünür: "Benim büyümemi sağlayan bu ışıkla nasıl baş edeceğimi bilemiyorum."

Ancak ışık yok olmaz.

Savaşçı şöyle düşünür: 

"İçimden gelmese de bazı değişiklikler yapmam gerek". Işık yok olmaz, çünkü 'içinden gelmemek' sözcükleri tuzaklarla doludur.

Sonra savaşçının gözleriyle yüreği bu ışığa alışır. Işık onu korkutmaz olur ve sonunda savaşçı kendi Menkıbesini kabullenir, bu yaptığı, riske girme anlamına gelse de.

Savaşçı, uzunca bir süredir uykudadır. Ağır ağır uyanması çok doğaldır...

ALINTIDIR


DERVİŞ

İçimde bir dergah

Kalbime taht kurmuş bir derviş var.

Aşk'la dönerken dünyayı

Beni benden alan sözler var.

İki dünya yer değiştirirken

Akla sığmayan sırlar var...


Nazlı Akın

SORUMLULUK

Sorumluluk, bir insan ya da durum karşısında uygun tepkiyi gösterme becerisidir.

Başarılı olduğunuz testler sizi spiritüel terfi almaya hazırlar.

Spiritüel güçler bir işi düzgün olarak yapabileğinize inandıklarında, onun sorumluluğunu size verirler.


DIANA COOPER-SPİRİTÜEL YASALAR

Aşk'ın torunu

Ben “Aşk’ın” torunuyum. 

Yüreğime su serpen bu cümle; halat kadar sağlam.

Toprak nemli, ağaç yardımsever olunca, yolculuğun tadı başka oluyor. 

Bana bir yolcu olduğum söylendi, sizin gibi. Yürümek benim en büyük sevdam.

Yola sevdalı yüreklere selam olsun.

Aşka âşık dervişlerin yüreğine selam olsun.


NAZLI AKIN