22 Aralık 2013 Pazar

BABA VE ÇOCUK

Bugün Kırım Kilisesinde Seda Bağcan’la mantralar söylerken, içime hep aynı soru doldu. Soruyu duydukça kalbime iğneler battı, cevap için çok çalışmam gerektiğini anladım. 

Yaşamdaki bütün sorunlarımın kaynağını idrak ettirmek için, soru sorarak, cevabı gösterip, içime baktıran Yaradan mekanizmaya sonsuz teşekkürlerimi sunmak için aşağıdaki yazıyı yazdım.

Bugün anlıyorum ki, kendimi layığıyla sevseydim her şeyi ve herkesi bin misli fazla sevebilirdim. Benim dünyada bulunuş nedenim sevme kapasitemi geliştirmek. Eğer daha çok, daha da çok sevebilirsem, yaşamı “AŞK” penceresinden seyredebilirim.

Tüm varoluşa daha çok âşık olmak için ben şimdi “Kendimi layığıyla sevmeye niyet ediyorum”…

Ve aşağıdaki yazıyı benim gibi kendini daha çok sevmeye ihtiyacı olanlara adıyorum…

Kalbin fısıltısı
Ve çocuk babasına sordu:

“Baba kendimi neden bu kadar az seviyorum?”

Baba şefkatle saçlarını okşadı yavrusunun ve cevap verdi:

“Sana kendini sevmenin öneminden hiç söz etmediler çocuk. Yaşamdaki en kutsal duygu, değerlilik duygusudur.

Kendi kutsallığını fark eden evlatlarım hayatı ve insanları çok sevdiler. Sonsuz bir verme hissi içerisinde yaşadılar, kendilerini aşağılayanlar için bile dua ettiler. Sırtlarını yasladıkları ışık sütunundan beslenirken hiç endişeleri yoktu yarınlardan. Paraya ya da şöhrete aldırış etmeden bir çocuk gibi saf ve mutlu yaşadılar.

Kendilerini sevdiler, bu nedenle oyunu güzel oynadılar. Hafifliğin sırrı, insanın kendi varlığına duyduğu şefkat ve sevgidir.

Çocuk meraklı gözlerle babasını dinledi ve içine doğan uyum hissine kapılarak bir soru daha sordu babasına:

“Bana kendimi sevmeyi yeniden öğretir misin?”

“Evlat! Tek koşul ruhunu ve bedenini eş zamanlı beslemektir. Bedenine iyi gelmeyen ruhuna da iyi gelmeyecektir. Sezgin her zaman, sana gitmen gereken yönü fısıldar. Kalbinden gelen temiz hisleri kulak ardı ettiğin her an, sezgin körelir, varlığına duyduğun sevgi eksilir. İhtiyaç duyduğunda sana daima fısıldayan, kalbine doğan sesleri dinle! Böylece kendini ve başkalarını daha çok sevebilirsin”…

NAZLI AKIN



FISILTI

Günün melek fısıltısı:

Düşünme yap! 

Öyle çok düşünüyorsun ki zihinden çıkamıyorsun.

Bırak!

Hapsettiğin tüm zehirli enerjiyi doğada toprağa bırak!

Şarkı söyleyerek ateşe bırak!

Dans ederek ışığa bırak! Bırak yerine yenisi gelsin!

Sadece bırakabilenler zamandan özgür olur...


NAZLI AKIN