30 Ocak 2014 Perşembe

ŞÜKÜR

Günün melek fısıltısı: 

İçini minnetle doldur. Başka ne varsa silkele at kalbinden... Şükretmek en büyük zenginliktir. Şükran hisleriyle dolu bir yürek kıtlık nedir bilmez, bereketli bir tarla gibi ürün verir, hasadı paylaşır...

nazlı akın

29 Ocak 2014 Çarşamba

ŞÖLEN



Tatlı dil o, yılanı deliğinden çıkaran
Arının yaptığı kovandan bal damlatan
Bin yağmur damlası o, kendi kalbinden yağan
Suyu camıma çarpan...

Toprak titredi, yer yarıldı
Kimler uyandı, kimler uyudu ninnilerle
Yılan kımıldadı deliğinde
Bir köstebek yol aldı ikliminde

Yer sarsıldı, toprak fışkırdı
Bir ses duydum sıcacık
Bir ses duydum anaç
Bir ses duydum, uyandım.

“Kızım” dedi bana “Ne çok uyudun”
“Kızım” dedi bana “İyi ki uyandın”
Elimi tuttu, sesi sesim oldu o an
Bir köprü oldu ışıktan bedeni bana:

“Üstümden yürü kızım yollarını gör
Bu kutsal topraklarda, yoktur arayıp da kaybolan
Bu köprü seni karşı kıyıya taşır, ben yok olurum o an
Orada suretim kaybolan
Güzel kızım, korkun ışık olur beni yeniden bulduğun zaman

Git şöleni başlat
Bu yola feda et, neyin kaldıysa kabuğundan
Kabuk yakışmaz özündeki inciye
Kum fırtınaları yıldırmasın seni
Ve yerin oynaması altında
Bir serçe koydum sol omuzuna
Her sabah sevgini koy gagasına

Şölendir gelecek olan
Çocukların elinden tutacaksın
Kış masalları fısılda kulaklarına
Sesini sevginle katla öyle koy fırına
Sıcak bir ekmek yer gibi doysun kulakları masallara
Bir sınır da koyma aranıza
Sen çocuk ol kana kana
Onlar biraz “Ana” sana...


NAZLI AKIN

27 Ocak 2014 Pazartesi

HAKİKAT

Ölümümüz sonsuzlukla evliliğimizdir. Peki sır nedir? “Tanrı tektir.”

Güneş ışığı kırılır evin pencerelerinden girerken. Tıpkı üzüm salkımlarındaki çeşitlilik gibi, ama üzüm suyu gibi değil. Çünkü Yaradan’ın ışığında yaşayanlar için, nefsin ölümü bir lütuftur.

O ölümü tadan nefs için ne iyi söyleyin ne de kötü, çünkü o artık iyiliğin ve kötülüğün ötesine geçmiştir.

Gözlerinizi Yaradan’a çevirin ve onun gaybı hakkında konuşmayın. Ve böylece o size çok farklı görünecek.

Tanrı’nın ışığı ebedidir. Ebedi olmayan ışıksa fani bedenlerin vasfıdır.

Hakikati lütfeden Tanrı’dır. 

Ve hakikatin kuşu, sana doğru uçmakta. Arzunun kanatlarıyla.




MEVLANA 

26 Ocak 2014 Pazar

ŞİMDİ KENDİN OL!

Yaşarken kendimizle olan hesabımızı bitirebilirsek sanırım ölümden korkmayacağız. Hepimizin kendisiyle çok işi var ama şu bir gerçek insanın kendi üzerinde çalışması bildiğim en zevkli iş.

Hakiki potansiyelimize erişmek için, karanlığımızı kabul edip yüzleşmek hepimizi her alanda huzura taşıyacak. Bu sene bence "dürüstlük" senesi. Artık kendimize yalan söyleyemeyiz, yapılacak işleri erteleyemeyiz. 

Kaynağı korku olan davranışlarımızı fark edip cesur ve parlak olmak ilk hedefimiz olsun...

İnsanın kendi elinden tutması, en büyük desteği kendi varlığından alması paha biçilemez bir armağan.

"Her kimsen onunla barışıncaya kadar mutlu olamayacaksın" demişti bir spiritüel yazar. Şimdi kendine şu soruyu sor:

"Ne yaparken tamamen kendin gibi hissediyorsun?"

O her neyse kendinle kuracağın uyumlu ilişkinin kapısını açacak anahtardır. Cevapları gözünde büyütme. Basit düşün. Ben yazarken tamamen kendim gibi hissediyorum mesela. O nedenle her gün yazmayı kendime borçluyum. Bunun gibi.

Sen de cevabını paylaş, birinin kendini bulmasında katkın olsun.

Slogan artık şu: 

" ŞİMDİ KENDİN OL!"


NAZLI AKIN

22 Ocak 2014 Çarşamba

Kardeşlik

Kız kardeşlerim;

Hassas bir dönemden geçiyorum ve benimle aynı durumda olan kadın arkadaşlarım ve kendim için bu yazıyı yazmak istedim. Son zamanlarda, kadının kadına bilinçli olarak zarar vermek istediği bazı olayları kendi yaşamımda ve yakın çevremde gözlemledim. Ortada bir gerçek var ki erkeklerin dostluk anlayışları ve birbirlerine olan bağlılığı kıskançlık ve rekabet duygularını minimum seviyede içeriyor.

Kadınların birbiriyle birçok alanda yarıştığını görmek için uzaklara bakmaya gerek yok. Oysa şefkat, merhamet, anaçlık gibi duygular söz konusu olduğunda akla genellikle dişi enerji gelir. Sevmek ve karşılıksız vermenin dünyadaki karşılığı da annelerimizdir. Böylesine kutsal duygular ve kadınlık birlikte anılır. Durum böyleyken kadının, başka bir kadını hedef alarak zarar vermeye çalışması akıl almaz bir durumdur.

Şüphesiz yaşanan her olay getirdiği deneyimle içimizdeki bilgeye giden yolu açar. Karşımızdaki her kimse bize ne yaptığı değil nasıl aynalık ettiği önemlidir. Ama gönlüm kaldırmıyor, kadının kadına zarar vermesini, kıskanmasını, rekabet duygularıyla yaşamasını…

Öte yandan şunu da çok iyi biliyorum hiçbir erkek bir kadını başka bir kadının anlayacağı gibi anlayamaz. Bizim birbirimize bakışımız, sahiplenişimiz, desteğimiz çok kuvvetlidir çünkü kalpten gelir. Bu yazıyı yazarken kalbimizde birbirimize olan sevgimizi ve bağlılığımızı bin misli arttırmaya niyet ediyorum.

Kız kardeşlerim; gölgemizin köpürdüğü, karanlığımızın gözlerinin içine bakıp, yüzleşmeye mecbur olduğumuz günlerden geçiyoruz. Varlığımızdaki güç, gölgemiz yıkanırken artarak, katlanıyor. Arınmak ve birlik duygusuyla dolmak ruhlarımızı yakınlaştırıyor.

İçimdeki şefkatli kadın her birinizin kalbini hissediyor, sizdeki şefkatli kalple bir olmanın tadını çıkarıyor. Kardeşlik ruhu bir ateş gibi yanıyor içimde, elimdeki meşaleyi o alevde yakarak, bu ruhu yaymaya adıyorum varlığımı.

O ateşten bir meşale alıp benimle yürüyen tüm kız kardeşlerimi sevgiyle ve aşkla selamlıyorum…

NAZLI AKIN


21 Ocak 2014 Salı

SOBE

Bazı yaraları tek başına saramazsın. Başkalarıyla paylaşılmaya ihtiyacı vardır hissettiğin acının. Paylaşmak bereketi çoğaltırken acıyı azaltır.

Samimiyetine güvendiğin birine, taşıdıkça ağırlaşan acını anlat bugün.

O bir kalbe dokunduğu için hafiflesin, sen bıraktığın için.

Hiçbir şeyi kendine saklama! Acını da; sevincini de ...

Saklamak; kendinden gizlemenin, gerçeğinden deli gibi kaçarken iyi bir şey yaptığına inanmanın, en tehlikeli yoludur.

Kendine vereceğin en güzel hediye, kimliklerini sıyırıp, altındaki özü bulmaya çalışmak.

Özünde sakladığın benzersiz ışıkla karşılaştığında kendini sevmeyi hızlıca hatırlarsın...


NAZLI AKIN

20 Ocak 2014 Pazartesi

ŞEFKAT

Günün melek fısıltısı:

AŞK'LA yaşadığında kalbinde herkes için bir damla gözyaşı saklıdır. Aşk ben'leri ustalıkla parçalarken, şefkate yer açar.

Şefkatin sınırı yoktur, bir damlası düştüğü yerde bin parçaya bölünür, oradan taşar. Merhamet yeryüzündeki en naif duygudur. Saf bir çocuğun bakışı gelir yüzüne yerleşir. Sınırsızca şefkat duyanların gözlerindeki samimiyet oradan gelir.

NAZLI AKIN

19 Ocak 2014 Pazar

Ruhunu yıka!

Ruhunuzu en son ne zaman yıkadınız?

Bedeninizi temizlediniz. Evinizi, iş yerinizi, arabanızı sildiniz, süpürdünüz. Peki ya ruhunuz?

Her ruh yıkanmak ister. Hepimiz farklı farklı yaparız manevi yolculuğumuzu. Kimi namaz kılar, kimi kiliseye gider, kimi de meditasyon yapar. Önemli olan gitmeye niyet ettiğiniz o yerdir, vasıta seçiminiz ruhunuzun ihtiyacıdır.

Duygular, düşünceler bize hep enerji olarak geri dönüyor. Varlığımızda yer tutan negatif enerjileri yıkamak da en az duş almak kadar gerekli…

Elimizi yıkamak kadar normal sayılmalı ruhumuzu yıkamak da.

Bizler aynı zamanda birbirimize hizmet etmek için yaparız bütün temizlikleri.

Dünyayı temiz görmek istiyorsan, önce kendi evinden başla...

NAZLI AKIN







13 Ocak 2014 Pazartesi

ŞEFKAT

Dün hayatımda ilk kez bir kilisede ayin izledim. Yaradan’a götüren bütün yolları, bütün dinleri kalbimde birlemeye çalışan biriyim. Bu nedenle kutsal mekanlara girmek ruhuma her zaman iyi gelmiştir. Camiler, kiliseler, enerjimi yükselten şehirler, tepeler, dağlar, vadiler, adalar… Hepsi Onunla bağlantıya geçmek için bir köprüdür.

Dün Modada’ki kiliseleye girdiğimde Yaradan’a duyduğum sonsuz aşkı kalbimde duyumsarken, Meryem Ana ikonuyla göz göze geldik. Kalbimde çok özel bir yeri olan Meryem Anamız şefkatli elleriyle kucakladı beni. O an orada tüm karanlığımı da kucakladığını fark ettim. İyi ve kötü huylarımdan bağımsız olarak sevildiğimi, sadece varlığıma duyduğu sevginin ne kadar değerli olduğunu duyumsadım.

Her zaman Meryem Ana'nın tüm dünya insanın annesi olduğunu düşünmüşümdür. İsteyen, talep eden herkese annelik eder. Anne şefkatine ihtiyaç duyan bütün kadınların ve erkeklerin annesidir Meryem Ana...

Şefkat ve merhamet enerjisine hepimizin çok ihtiyacı var. Tüm insanlık önce kendine merhamet etmeyi öğrenmeli. Bu acil ihtiyacımızın karşılanması için ne zaman istersek Meryem Ana'ya baş vurabiliriz. O şefkatli elleriyle bizi koşulsuz sevecektir.

NAZLI AKIN













11 Ocak 2014 Cumartesi

Semazen




DERVİŞ
İçimde bir dergâh
Kalbime taht kurmuş bir derviş var.
Aşk'la dönerken dünyayı
Beni benden alan sözler var.
İki dünya yer değiştirirken
Akla sığmayan sırlar var…

Nazlı Akın

MÜZİK: SEDA BAĞCAN- SUNRİSE- SA-TA-NA-MA

Büyük semazen: 60 T.L.
Küçük semazen: 35 T.L

Satın almak için lütfen Nazlı Akın'la iletişime geçin...


10 Ocak 2014 Cuma

Kendimi dinliyorum

Kendimi dinliyorum. Uzun zamandır herkese kulak verdim ama Nazlı’yı en son ne zaman işittiğimi hatırlamıyorum. Başkalarına sorular sordum, cevaplar aldım. Neden aynı soruları Nazlı’ya hiç sormadım bilmiyorum, bu sorunun da yanıtlarını alıyorum kalbimden yavaşça…

Kalbim tüm sorularıma aynı hızla cevap verse bütün yaşantımı değiştirmem gerekebilir. Her şey, benim bu defa özümsemem için varlıksal ritmime göre ayarlanmış gibi… 

Yeni yıl öyle bir geldi ki, hayatımda eski Nazlı’ya dair her şeyi silip süpürecek bir rüzgâr esiyor. Şanslıyım, benden tüm berbat huylarıma rağmen vazgeçmiyorlar.  

Bana öğreten Rabbim yolumu bazı sıkıntılı durumlarla açıyor.

Her şey kendimi işitmem için…  Bana gerçekte neyin iyi geleceğini hiç düşünmeden yaşayalı on yıl olmuş. Cevapları gökyüzünde ararken dünya deneyiminin ne kadar büyülü olduğunu unutmuşum. Açık bir kalbiniz varsa göksel yardımları hissedip, o mana âlemine kapılıp gidersiniz ama ikisi arasındaki dengeyi iyi kurmalısınız. Yoksa yine göklerden gelen bir rüzgâr, tutunduğunuz eski ve faydasız davranış kalıplarını söküp atmak için dört yandan esmeye başlıyor.

Bazen kendini işitmek dünyanın en zor işinden daha zor… Yasaklarla, çarpık doğru, yanlış algısıyla sabote edilmiş bir çocukluk bugünü derinden etkileyebiliyor. O çocuğa şefkat göstermeye başlamak yapılacak ilk önemli iş…
Son günlerde kendimi duymaya çalışırken çok önemli bir şey fark ettim. Ne istediğini bilmeyen yanımın acilen şifalanmaya ihtiyacı var. En kötü karar bile kararlar arasında seçim yapamamaktan iyidir.

Eğer bu yazıyı okuyanlar arasında benimle aynı durumda olanlarınız varsa, önce kendinizi en iyi nerede işitebildiğinizi bulun. Ben dün Moda’da deniz kenarında ciddi itiraflarda bulundum kendime… Ama sabır ve şefkat en önemli ilkeniz olsun, acele etmeyin sakın. Zaman tanımak sıkışık günlerde kendinize vereceğiniz en güzel hediye.

Bugüne kadar yaşadığım tüm sıkıntılar beni yaşamda hep iyi yerlere taşıdı. Çünkü neyi neden yaşadığımı hep sorguladım. Siz de sorgulayın, yüzleşin. Dürüstlük öz varlığınıza verdiğiniz bir armağandır,  geri dönüşleri “fırsatlar” şeklinde olur.

Krizler yeni olasılıklara kapı açar. Yaşam, dertleri üst üste yığdığında “başıma bunlarda mı gelecekti?” demek yerine, “tüm bunları neden deneyimliyorum?” sorusuna dürüst cevaplar vermek, bizi bu oyunda ulaşmak istediğimiz hayallere taşır.

NAZLI AKIN


9 Ocak 2014 Perşembe

İLAHİ KARŞILAŞMALAR


Her hikâyeyi oluşturan yapı taşları vardır. Bireysel tarihimize imzasını atmış bazı insanların kokusu ruhumuza siner. Büyük bir travma büyük bir dönüşümün başlangıcı olabilir. İlk önemli hayal kırıklığım başka bir kadınla ilgiliydi.

O zamanlar çok gençtim, birinin senden bir şey alabileceğine inanıyordum, alanın da verenin de O olduğunu idrak etmem uzun sürdü. Yıllar geçtikçe yeniden içime bakmaya başladım ve ışığıma teslim olup yolculuğa çıkmaya karar verdim. 
Bu yolculuk hiç bitmiyor, hala yoldayım ama o kadın olmasaydı kendimi hiç sorgulamayacaktım belki de.

Başkalarını suçlamak her zaman çok kolaydır. Zor olan bir başkası olmadığını idrak etmektir. Hayat yolunda, karşına senden başka kimse çıkmaz. Bu anlaşılması zor bir bilgidir. Ama biraz düşününce, suçladığımız ya da çok sevdiğimiz herkesten izler taşıdığımızı kabul ederiz. 

Her karşılaşma ilahidir. Yaşattığı duygu kalbinizi de acıtsa içinizi de açsa birdir. 

Mesaj kusursuzdur:

“ O sensin!”

O SENSİN

O hoşlanmadığın kadın var ya; o sensin.

İyi bak ona, çok iyi incele onu, neyini sevmiyorsan, sende de var. Hangi huyuna tahammül edemiyorsan sen de aynı huya sahipsin. Yıllarca yargıladın o kadını, hakkında konuştun, olur olmaz şeyler düşündün.

Bugün anlıyorsun değil mi? O kadın sensin.

Şimdi bu gerçeği fark ettiğine göre, selamla o kadını. Kabul et. Kendinde görmek istemediğin, her karanlık noktaya ışık tuttu.

O beğenmediğin adam da sensin. Çok yüksek sesle konuşuyor değil mi? İçindeki hangi kavgayı duyurmaya çalışıyor sana? Ego sorunları var değil mi? Sen de egonu terbiye etmeye çalışırken zorlanıyorsun.

Alt dairedeki komşular mesela; sana kendi balkonunu sildirirken aşağı kattakileri hiç düşünmeden kendi balkonlarını foşurdatarak yıkıyorlar.
 “Hiç adil değil” diyen sesini duyuyorum.

Hiç mi haksızlık etmedin? Sen tam anlamıyla adil olmadan, komşun da olmayacak.

O yüzünü allığa bulayan, sürüp sürüştüren, takıp takıştıran kadına sinir oluyorsun değil mi?

Olma! Neyi saklıyorsa onca boyayı sürerken yüzüne, sana ayna tutmak için yapıyor. Sen ona bakıp kendinden gizlediklerini fark et diye.

O yalancı arkadaşın var ya; o da sensin. Kendine söylediğin onlarca yalanı düşün şimdi. Örnek ister misin? Artık daha disiplinli olacağıma söz veriyorum, bundan sonra tatlı yemeyeceğim, sabahları erken kalkıp spor yapacağım, daha az televizyon izleyeceğim...

Sana kendi gerçeğini hatırlatan herkes, seni biraz rahatsız eder. Şimdi o insanlara teşekkür etme zamanı. İyi ki var onlar. Çünkü göz, çoğu zaman kendi çöpünü görmez; başka biri ona ayna oluncaya kadar.

Aslında hepsi sensin.


Kabul etsen de, etmesen de…

NAZLI AKIN

8 Ocak 2014 Çarşamba

USTA

Sen kurguda söz sahibisin ama hikâyenin finali ezelde yazılı...

Sürekli akışa müdahale ederek aslında yaşamıyorsun...

Zinciri kır! Seni ezberlere mahkûm eden düzeni boz.

Yaşam istediği gibi gelsin, önünde durarak selde boğulursun.

Suyla beraber akmanın, nereye götürürse oraya gitmenin tadını çıkar.

Bin yıllardır oynadığın bu oyunu şimdi farklı oyna.

Topu ters köşeye at, bırak hayat şaşırsın.

Sen hayatı şaşırttığın zaman bu oyunda ustalaşmışsın demektir...

nazlı akın





5 Ocak 2014 Pazar

FISILTI

Günün melek fısıltısı:

Yaşadığın zorluklar seni en yüksek niyetlerine taşır. Taşındığın yerde zorluklar artık deneyim olarak görünür. 

Acı sandığın deneyim "kendini sevmeye" götüren yol olur sana. 

Sen kendini daha çok sev diye melekler gözyaşlarını okşar...


NAZLI AKIN

1 Ocak 2014 Çarşamba

Zehirli Düşünceleri Dönüştürmenin On Yolu


YAZAN: Sandra Ingerman

Öfkenin veya korkunun bir odanın havasını elektriklendirebilme tarzını hissetmişseniz, Sandra Ingerman’ın “zehirli düşünceler” sözüyle neyi kastettiğini anlayacaksınız.

Bir aile terapisti ve şaman olan yazar, düşüncelerimizin ve duygularımızın zihinsel ve fiziksel esenliğimizi etkileyen görünmeyen ama hissedilir bir enerji yaydığına inanıyor.

How to Heal Toxic Thoughts: Simple Tools for Personal Transformation (Zehirli Düşüncelere Şifa Vermek: Kişisel Dönüşüm için Sade Araçlar) adlı kitabında “psişik yumrukların” fiziksel şiddet kadar gerçek olduğunu yazıyor.
Bu makalede, kendinizi negatif düşüncelerden korumak ve pozitif enerji yaymayı öğrenmek için Sandra Ingerman’ın önerdiği on basit yolu okuyacaksınız:

Bir gece, etkileyici bir rüya gördüm. Çalışma arkadaşlarımdan oluşan bir grupta, bir su soğutucusunun etrafında ayakta durmaktaydım. Aramızdaki konuşmalar samimiydi ama çalışanlardan bazılarının, diğerlerine psişik/görünmez “yumruklar” attıklarını fark ettim.

Yumruk yiyen kişiye “İyi misin?” diyor ve diğerine dönüp “Ne yaptığını gördün mü?” diye soruyordum. İnsanların davranışları bakımından böyle bilinçsiz olması beni şoke etmişti.

Rüyam, görünmeyen etkileşimlerin gücünü göstermişti. İnsanların nasıl davrandıklarını gözlemlediğimizde herhangi bir düşmanlık yok gibi görünebilir. Bizi dinlemekte olan kişinin yüzünde bir gülümseme görebiliriz. Ama görünmeyen düzeyde neler olmaktadır?

Konuşmamız veya mevcudiyetimiz aracılığıyla karşımızdaki kişide hangi hisleri tetiklemekteyiz?

Ruh dediğimiz görünmeyen bir boyuta; “tenimizin ötesindeki asıl kimliğimiz” dediğim bir unsura sahibiz. Bu yanımızı göremeyiz ama beden ve zihin ile birlikte bu yan bütün varlığımızı oluşturmaktadır.

Fiziksel dünyada başkalarıyla ne zaman etkileşime geçsek, görünmeyen bir enerji alışverişi de gerçekleşir.

Başkalarının davranışlarını tarif etmek için kullandığımız bazı yaygın ifadelerden bazıları:

Çok buyurgan.
Kişisel alanımı işgal ediyor.
Adeta dayak yedim.
Düşünce tekmelenmiş.
Sırtımdan bıçakladı.
Bakışları hançer gibiydi.
Tavrıyla grubu adeta esir aldı.
Oda, patlamaya hazır bir enerjiyle doldu.
Bir öneride bulunayım dedim, vuruldum.

Şiddet enerjisi görünmeyen, psişik düzeyde eyleme geçer ama hem fiziksel sağlığı ve hem de psikolojik esenliğimize etki yapar. Enerji, somuttur. Negatif enerjiyle dolu bir ortamda yaşadığımızda veya çalıştığımızda kendimizi ya fiziksel veya psikolojik düzeyde iyi hissetmeyiz.

Yerli kültürlerin hepsi, öfke gibi negatif bir enerjiyi yollamak ile bunu yalnızca ifade etmek arasındaki farkı anlamaktadırlar. Biri öfkesini “zehirli ok” gibi yollamaksızın ifade ederse o kişi öfke hissini tanıyıp kabul etmektedir; bu durumda, öfkenin bir başkasına zarar verebilecek hiçbir kuvveti veya hareketi yoktur. Olanları yalnızca görünür düzeyde tanıyıp kabullendiğimiz kültürümüzde, farkındalığın bu diğer düzeyini inkâr etmekte ve bu nedenle, sebep olduğumuz hasarı fark etmeksizin, bilinçsizce “zehirli oklar” atmaktayız.

Duygular taşımanın ve duyguları ifade etmenin insanlık halinin bir parçası olduğunu anlamamız önemlidir. Yürütülen araştırmalardan biliyoruz ki duygularımızı ifade etmediğimizde hastalıklar oluşabilmektedir.

Ruhsal öğretiler, dış dünyamızın; bilincimizin iç durumunun bir yansıması olduğunu, binlerce yıldır öğretmekteler.

Çevre kirliliğine ve günümüzde dünyanın durumuna baktığımızda, içsel dünyamızın bir yansımasını görmekteyiz. Dünyayı değiştirmek istiyorsak kendimizi değiştirme niyetimize odaklanmamız gerekir.

Ruhsal uygulamalar ile çevreyi iyileştirmek ve dünyaya barış getirmek için yapılan dışsal çalışmalar arasında bir köprü oluşturmamızın zamanıdır.

Ruhsal öğretilerin hepsi, fiziksel düzeyde tezahür etmeden önce her şeyin ruhsal düzeyde tezahür ettiğini öğretmektedir. Ruhsal uygulamaları yaşamlarımıza sokmakla, kişisel ve gezegensel değişimi yaratma gücüne hepimizin sahip olabiliriz.

Dünyada nasıl biri olduğunuzu dönüştürmek yoluyla barışın gerçek ifadesi olabilmeniz mümkün. İşte, bunu yapmanın 10 basit yolu:

Kalbinizden Nefes Alıp Verin
Nefes alıp vermek, enerjiyi dönüştürmenin en basit yollarından biridir. Bu alıştırmayı, gün boyunca yapabilirsiniz: Ellerinizi kalbinizin üstüne koyun ve nefes alıp verirken kalbinizin hareketini hissedin. Bu, sakinleştiricidir ve dünyaya sevgi, huzur ve uyum enerjisi yollar.
Aynaya Bakın
Mücadele gerektiren bir duruma tepki vermeden önce bir aynadaki yansımanıza bakarak duygu ayarı yapın. Hiç kimse kendini zehirli bir tarzda hareket ederken görmek istemez. Size aptalca gelebilir ama bu düşüncenin sizi durdurmasına izin vermeyin. Kendimizi fazla ciddiye almak, negatif düşüncenin nedenlerinden biridir.
İfade Edin; Yollamayın
Stres, daha sonra pişman olabileceğimiz tarzda davranmamıza yol açabilir. Sorunlu duygulara sahip olmak normaldir ve hislerinizi tanıyıp kabullenmek önemlidir. Yalnızca enerjiyi kendinize, başkalarına ve dünyaya bir “zehirli ok” gibi göndermemeye dikkat ediniz.

Sevdiğiniz Birinin Yüzünü Düşünün
Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlılara yayılır. Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlı varlıklara yayılır. Sizin için sorunlu olan duyguları tetikleyen biriyle karşılaştıysanız, sevdiğiniz birini düşünün ve size meydan okuyan kişinin siması yerine sevdiğiniz kişinin simasını koymaya çalışın. Örneğin, bir küçük yavru kedinin siması veya sevdiğiniz bir çiçeğin imgesi ile de çalışabilirsiniz.
Sözlerinize Dikkat Edin
Düşünceleriniz ve duygularınız gibi sözleriniz de içinde yaşadığımız dünyayı ve deneyimlerinizi değiştirme gücüne sahiptir. Bu, yüksek sesle başkalarına söylediğiniz sözler kadar sessizce kendinize söyledikleriniz için de geçerlidir.
 Kendinize iyi bir insan olmadığınızı söylemekteyseniz bu gerçekliği tezahür ettirmeye başlarsınız. Zihninizi olumlu sözcüklerle doldurun ki hayatınız da olumlu yönde açılıp genişlesin. “Abrakadabra” kelimesi, Arami dilinde “Konuştuğum üzere yaratacağım” anlamına gelen “Abraq ad habra” cümlesidir. Çocukken, ne anlama geldiğini bilmeksizin, kim bilir ne kadar sık söylemişizdir bu cümleyi.
Başkalarında Tanrısallığı Görün
Istırap çektiğini algıladığınız kişilere acımayınız; bu, onları yalnızca daha da derin bir ıstıraba sevk eder. İnsanları kendi ilahi ışıkları ve kusursuzlukları içinde gördüğünüzde, zorluklarıyla başa çıkmak için ihtiyaçları olan kuvveti onlara vermeye yardımcı olursunuz. Algılamanın gerçekliğinizi yarattığını unutmayın.
Doğayla Bağlantı Kurun
Bizler doğanın birer parçasıyız. Stres durumunda olduğumuzda doğanın temel unsurlarından –toprak, hava, su ve ateş (güneşteki gibi)– beslenmemiz kesilir ve gerçekten hastalanabiliriz. Doğa, en büyük şifacıdır. Sık sık zaman yaratıp doğal dünya ile bağlantıya geçin.

Suyla İyileşin
Suyun yaşam gücü acılarınızı yıkayıp götürebilir ve en basit faaliyetlerin bile şifa verici bir etkisi vardır. Ellerinizi yıkarken, duş alırken veya yağmur altında ıslanırken negatif enerjinin sizden uzaklaştığını ve ışığa dönüştüğünü imgeleyin.

Kendinizi Işıkla Koruyun
Birinin size psişik açıdan saldırdığını veya enerjetik açıdan düşmanca davrandığını hissederseniz, etrafınızı saran koruyucu bir ışık imgeleyin. Bazıları bunu beyaz bir enerji alanı olarak düşünmektedir; ben ise şeffaf ve mavi bir yumurtanın içinde olmak şeklinde imgeliyorum. Size uygun rengi bulmaya çalışın. Bu sizi, size doğru yollanan zararlı enerjilerden koruyacaktır.

Sevgiyle Yanıt Verin
Başkalarından gelen negatif ve zehirli enerjilerin alıcısı olmanız gerekmez. Sevgiyle almak istemediğiniz enerjiyi geri çevirebilirsiniz. Sevgiyle yanıt vermek ise bir saldırı pozisyonu almanızı ve daha çok negatif enerji yaratmanızı önleyecektir. Şifa veren tek şey sevgidir.

Yazarın http://www.sandraingerman.com/healingtoxicthoughts.html adresindeki makalesinden ve How to Heal Toxic Thoughts: Simple Tools for Personal Transformation adlı kitabından alıntıları çeviren:
Yasemin Tokatlı.