16 Şubat 2014 Pazar

BİR MELEKLE KARŞILAŞTIM BUGÜN MÜZİKLİ





GÜL’LÜ GÖL



Serva çok heyecanlıydı. Bugün bir
falcıya gidecekti. Günler önce randevu almış olduğu bu esrarengiz kadın,
geçmişi ve geleceği okuyabiliyordu.
Daha önce duymuş olduğu bazı
bilgileri dikkate alarak, boynuna ham bir ametist taktı.  Negatif enerjiler böyle yerlerde insana
yapışıp kalıyordu. Taş onu koruyacaktı.
Arabasına atladı, kadının evi şehrin
merkezine uzaktı. Yol levhalarını takip etti yarım saat sonra “Güllü göl”
göründü.
Falcının evini, sorduğu herkes
biliyordu. Bu nedenle hızlıca oraya ulaştı. Bahçesi ortancalarla ve pembe
güllerle bezeli iki katlı bu ahşap ev Serva’yı çok şaşırttı.
Kapıyı çaldı, açan olmadı. Ev
sessizdi. Merdivenlere oturdu. Çiçek kokuları yavaş yavaş zihnini boşalttı
kadının. Gözleri kapandı.
Şimşek çakması gibi kısa bir sürede
falcı kadını gördü. Çimen yeşili gözler, karamel renginde saçlar, beyaz duru
bir ten…
Gözlerini açtığında evin kapısı da
açılmıştı. Etrafta kimse görünmüyordu. İçeri girdi. “Kimse yok mu?” diye
seslendi. Ev çocukluğunun geçtiği anneannesinin evini andırıyordu. Eski ama
ruhu olan bir binaydı. İlk kattaki geniş salonda falcıyı göremedi. İkinci kata
doğru çıkarken ahşap merdivenlerin gıcırtısı bir ara melodiye dönüştü ya da
Serva’ya öyle geldi.
İkinci kat başka bir salona açıldı,
alt kattakinden daha geniş bir salon, yatak odası ve mutfak iç içeydi. Evde
kimse yok gibiydi.
Tam geri dönmeye karar vermişken
masanın üstünde bir kristal küre gördü. Büyüleyici bir kristal diye düşündü.
Yakından bakmak istedi, sandalyeye oturdu. Fısıltı şeklinde bir ses duydu.
“Dokun ona”
Biraz korktu ama küreye dokunma fikri
aklını başından almıştı. Yumuşak bir dokunuşla okşadı bu gizemli kristali, gözleri
kapandı.
Kendini bir holde buldu, etraf
kapılarla doluydu. Bir ses “altı” numaralı kapıdan içeri girmesini söyledi.
Holün sonunda kapıyı buldu, içeri girdi.
Falcı onu bekliyordu. Merdivenlerde
gördüğü kadındı. Sıcak, güleç bir yüzü vardı. İnsanın içine işleyen bir ifade
saklıydı suratında.
“Hoş geldin Serva, ben de seni
bekliyordum.”
“Adımı nasıl bildiniz?”
“Otursana.”
“Ben öyle şaşkınım ki."
“O zaman sana bir fincan gül çayı ikram
edelim.”
Kısa bir süre sonra içeri peri kızı
kadar güzel genç bir kız girdi, çayı bıraktı, gülümsedi ve kapıdan çıktı.
Serva fincanından bir iki yudum alır
almaz kendini çok iyi hissetti. Aklında yaşamıyla ilgili sorular vardı.
“Aylardır işsizim, beni gerçekten
mutlu edecek bir işe sahip olabilecek miyim?”
“Bu sana bağlı. Sana ve çocuğu yakalamana.”
 “Kristal küreyi bulduğum o ev gerçekten sizin
eviniz mi?”
“Hayır.”
“Ama nasıl olur, ben adresinizi başka
insanlara sorarak bulmuştum.”
“Onlar sana yardım etmeye
çalışıyorlardı. Hepsinin gerçek evi burası”…
“Neden o evdeyim?”
“Şu anda bir rüya görüyorsun. O eve
seni biz yönlendirdik. Çocukluğunun tüm anıları orada saklı”…
“Hepsi rüya mı?”
“Bu rüya düşlerinin önünden çekilmen
için. Çocuğu dikkatlice dinlemelisin. Oynamasına izin vermen, onunla ilgilenmen
gerekiyor. Sen bu çocuğu yeniden doğurup, büyütmelisin. O güce sahipsin.”
“Hepsi rüya mı?”
“Birazdan uyanacaksın, burayı tüm
anılarının içinde baş köşeye koy! İçindeki neşeyi canlandıracak ne varsa
silkele.  Eteklerinden dökülecek
renklerle çocuk duvarlarını boyayacak. Yeni odanı çocuğun dekore etmesine izin
ver.”
“Hepsi rüya mı?”
Sayıklayarak uyandı Serva. Önce
gözleri falcıyı aradı, sonra odasında olduğunu anladı. Peri kızı ne kadar
güzeldi, sonra içtiği güllü çay, dünyada hiç öylesini içmemişti.
Rüyada neler oluyordu böyle? Hiç
falcıya gitmemiş biri için ilginç bir deneyim diye düşünüp gülümsedi.
Anneannesinin evini hatırladı, ne şen
bir çocukluk geçirmişti. Oyuna doymuş, o sokağın tadını fazlasıyla çıkarmıştı.
Çocukluğunda gördüğü bir rüya geldi
aklına. Gökyüzünün katlarını uçarak çıkmış, bulutların içinde Tanrı ile
tanışmıştı. Çocukken hep Tanrı’yı merak ederdi. Rüya bu ya; gencecik Hint’li
bir erkek karşılamıştı onu. Elini sıkıp “Seni burada görmekten çok mutluyuz”
demişti.
Gülümsedi. Tanrı’yı merak etmeyeli,
varoluşunun anlamını sorgulamayalı çok olmuştu. İçindeki umuda tutunup, çocuğu
aramaya karar verdi. Rüya o küçük kızı işaret ediyordu. O’nu yakalarsa kendini
yakalayabilirdi.

Nazlı Akın