29 Mart 2014 Cumartesi

Yusuf ile Züleyha Yazan: Nazan Bekiroğlu seslediren: nazlı akın

Işık mevsimi

İnsan, yaşam yolculuğundaki destekçilerini kolay kolay unutmaz. Destek çoğu zaman, maddi değil manevidir. Şüphesiz zor zamanlarda size maddi yönden yardım etmiş birini unutmazsınız ama manevi destek hiç akıldan çıkmaz.

Yaşam bize her zaman güzellikler sunmaz. Hepimizin bitmeyecekmiş gibi görünen uzun günleri olmuştur. Böyle zamanlarda, içten bir sarılış, samimi birkaç söz, gözyaşlarınıza eşlik eden bir bakış, cesaret veren bir dokunuş asla unutulmaz.

Bazen birinin “yapabilirsin” demesi yüreklendirir; en zor anınızda sarılması, aile hissi verir.

İstediğinizde yardım eden bir el, sahipsiz olmadığınızı hatırlatır.

Yaşam yakınlarımızdan destek beklediğimiz anlarla doludur ama çoğu kez fark etmeyiz birbirimizi. Mutsuz bir bakış, hüzünlü bir duruş, kaybolmuş bir ruh gözümüze çarpar, hissettirir varlığını. Üstünde durmayız, unutur geçeriz çoğu zaman...

Ve gün gelir, bizim de öyle zamanlarımız olur; görmezler, fark etmezler.

İnsan insana el verse,dünya cennet gibi bir yer bir yer olmaz mıydı?

Anlayış, öyle bir kapı ki o kapıdan herkes geçemiyor. Sezgi ve anlayış buluşmuyor, engel oluyoruz. Tek başına yaşamayı marifet sayıyoruz.

Oysa ne güzeldir, benzer kalplerin bir arada olması.

Sevelim, sevmeden kuru bir çöle döner dünya.

Destek olalım, destek alalım; çünkü bitti egonun mevsimi.

Artık iklim ışığa döndü, ruhun karanlık dumanı söndü.

Işığa uyumlanalım, ışıkta nefes almaya alışalım.

NAZLI AKIN




26 Mart 2014 Çarşamba

Fısıltı

Günün melek fısıltısı: Suçluluk duygularını , öfkeni, kırgınlıklarını, küskünlüğünü ve kalbinde birikmiş tüm negatif tortuyu meleklere bırak. Seni cennet enerjileriyle buluştururken, gönlüne aldığı kadar dinginlik bırakırlar. 

Sen talep ettiğin zaman, bırakmak istediğin ne varsa koşulsuzca alırlar.

Sana yük gibi gelen zehirli duyguları dönüştürmek meleklerin en sevdiği iştir. Dünyaya koşulsuz sevginin tohumlarını her an ekebilirsin, elinden tutup, seni en bereketli toprağa götüreceklerdir.

yazan: nazlı akın

25 Mart 2014 Salı

Kuyudaki melek

Kadın, sudaki yansımasına baktı. Her zamanki gibi değildi, suretinde başkalarının yüzlerini gördü, şaşırdı. Zaman, görüntüsüne ona ait olmayan şeyler eklemişti. Kendi kendine konuşmaya başladı:

“Kuyuya atlarsam, tünelin sonunda ışığımı bulabilirim. Yüzümdeki yüzlerden, dilimdeki dillerden kurtulabilirim. Eğer atlarsam...

Suyu seyretmek sadece acı veriyor. Ama atlarsam acının ve mutluluğun ötesine geçebilirim.”

Artık düşünmeyecekti, suyu seyretmeyecekti. Karar verdi, atladı.

Kuyu ölüme benziyordu ama ölen kimdi? 

Ne çok suret, ruhuna çengelliydi. Elleriyle çıkardı iğneleri bedeninden. Değişen renklerini hayranlıkla seyretti.

Sıra kancalara geldi.  Ne ara takmıştı kalbine bu kancaları? Düşünmeden söylediği her olumsuz cümle, hissetmeden yaşadığı her yalan ilişki, tutulmamış sözler, bozulmuş yeminler, çürümüş duygular, kokuşmuş ön yargılar varlığında asılı kalmıştı. Tek tek çıkardı. Işıldayan bedenini hayranlıkla seyretti.

Duvarlarda gölgeler belirdi aniden. Dünyadayken düşündüğü her şeyi seyrederken kalbi sıkışmaya başladı. Karanlıkta kalan her düşünce ateş böceği misali yanıp sönüyor, ruhuna baskı yapıyordu. “Bunlarla başa çıkamam, yardıma ihtiyacım var” diye düşündü. Bir fısıltı duydu önce:

“Aşk’a tutun.”

Bu şefkatli, ılık sesin sahibini aradı. Fısıltılar çoğaldı:

“Aşk senin seyir defterin... Sayfalarını hatırla. Yazdıklarını hatırla. Kim olduğunu hatırla!”

Kadın o sihirli soruyu sordu:

“Ben kimim?”

O anda kendisine çok benzeyen, sarı kanatlı, ihtişamlı bir melek göründü kuyuda. Elini uzattı, kadın tuttu. Görüntüler yok oldu. Tünelin ucunda ışık belirdi.

Melek fısıldadı:

“Sen bensin.”

Yazan: nazlı akın



24 Mart 2014 Pazartesi

Fısıltı

Günün melek fısıltısı: Basit güzeldir. Sadelik kalplerinizdeki güneştir.

Yüreğinizde ağırlık yaratan her şeyi bırakın. Evinize yüksek enerjilerin girişini güçleştiren her türlü fazla eşyayı ihtiyaç sahiplerine verin ya da atın.

Siz hafifledikçe, hayat kolaylaşır, neşeniz ve bereketiniz artar. 

yazan: nazlı akın

22 Mart 2014 Cumartesi

Fısıltı

Ekleyen: Melek Fısıltıları

Günün melek fısıltısı: Kendini bağışla! Böylece melekler kalbine şefkatle dokunabilir ve sen bunu hissedersin.

Melekler bizi sevmekten hiç vazgeçmez. Koşulsuz sevgi onların doğasıdır. Ne zaman günahkâr ya da utanç dolu hissedersen içindeki meleği hatırla.

En zor zamanlarında, şüpheden sevgi görünmez olduğunda, en çok da o anlarda melekler yanı başında.

Kalbini açarsan fısıltıları duyabilirsin. Her an çok sevildiğini sana söylemekten asla usanmazlar.

İÇGÖRÜ: Kendini kalbinde affet- Kendini affettiğinde başkalarını kolayca bağışlarsın- Kendine şefkatli davran- Yaşadığın bu hassas durum kendinle kuruduğun ilişkiyle ilgili

yazan: nazlı akın

21 Mart 2014 Cuma

BEN KİMİM?

Rol yapmadığınızda, yaptığınız şeyde ego olmaz. Çünkü benliğinizi korumak ya da güçlendirmek gibi gizli bir amacınız yoktur. Sonuç olarak, eylemlerinizde çok daha fazla güç olur. Tamamen duruma odaklanırsınız. Onunla bir olursunuz. Ama kendiniz olmak için çabalamayın. Sadece kimliğinize fazladan yük eklemeyi bırakın.

Eğer kim olduğunuzu bilmemek konusunda tamamen rahat olabilirseniz, o zaman geride kalan gerçekte kim olduğunuzdur; insanın ardındaki varlık, zaten tanımlanmış olan bir şeyden ziyade saf bir potansiyeldir.

ECKHART TOLLE-VAR OLMANIN GÜCÜ-SAYFA:118-119'DAN ALINTIDIR

20 Mart 2014 Perşembe

Fısıltı

Günün melek fısıltısı: Pencereni aç, kapını aç, kalbini aç! Aç ki "aşk" içeri girebilsin. Avuçlarını aç, kollarını aç, varlığını aç! Aç ki, "sevgi" içeri girebilsin. 

Yalnızca Açık kalpliler; sevgiyi cömertçe paylaşır, var oluşa aşık olur, ilahi kıvılcımı başkalarının yüreklerinde tutuşturabilirler. 

Kalbini kapatanlar, mühürlerini açmak için aşka muhtaçtır. 

nazlı akın

19 Mart 2014 Çarşamba

MELEK FISILTILARI



Günün melek fısıltısı: Hayvanlarla zaman geçir. Bir hayvanın sorumluluğunu üstlendiğinde ve ona iyi baktığında melekler senin için dua eder.

Hayvanlar koşulsuz sevginin en önemli sembollerinden biridir. Sen de kalbindeki sevgiyi hayvanlarla zaman geçirerek çoğaltabilirsin.

Sokaktan bir hayvanı sahiplenebilirsin ya da sokakta yaşayan hayvanların karnını doyurabilirsin. Bazen katkıda bulunmak düşündüğünden daha küçük bir şeydir. Hayvan haklarını savunan bir kampanyaya imza vererek başlayabilirsin.

İÇ GÖRÜ: Sen gerçek bir hayvan seversin- Evcil hayvan sahiplenmek için doğru bir zaman- Mahallendeki aç sokak hayvanlarını besleyebilirsin

MELEK FISILTILARI KART DESTESİ
RESİM-Şirin Çağlar Taşpınar
YAZAN: NAZLI AKIN

18 Mart 2014 Salı

Dünya ana

"Dünya ana! Beni daima sevdin, fedakar bir anne gibi görevini yapmaya devam ederken ne kadar acı çektiğini , sana nasıl zarar verdiğimizi biliyorum. Yine de bizleri sırtından silkeleyip atmadığın için minnettarız. 

Bugün kalbimdeki yakabildiğim her ışık tutuşmasını sana adıyorum. Bugün tüm sevgimi büyütüp senin için doğaya bırakıyorum. Bugün ve daima sana olan minnetimi hatırlamaya niyet ediyorum.

Eğer unutursam, rüzgarla önüme düşen yaprak hatırlatsın.
Eğer unutursam, yağan yağmur hatırlatsın.
Eğer unutursam, her yeni gün doğan güneş hatırlatsın.
Eğer unutursam, karnımı doyuran toprak hatırlatsın.
Eğer unutursam, bir ağaç fısıldasın, hatırlatsın.

Nazlı Akın

17 Mart 2014 Pazartesi

Fılsıtı

“Eğer insan mutluluğunu-onu derinden yakalayan ve “işte benim yaşamım bu” dedirten şeyi-izlerse, kapılar ona açılacaktır. Gerçekten açılacaktır.” (Joseph Campbell)

GÜNÜN MELEK FISILTISI: DÜŞLE!

İnsanın kendini en büyük tutkusuna adaması Tanrısal bir eylemdir. Yeter ki en büyük düşünü biliyor ol! Hiç hayal kurmamış, düşünün peşinden gitmemiş biri olma!

Günlerini düşlerine adayanlardan ol!

İlahi rehberliği işitenlerden ol!

Sana kapıları açan el, kalbine bakar ve içindekini görür!

Kalbin düşünden ayrı değilse, hayalin seninle nefes alıyorsa ona bir can verir...


Nazlı Akın

Fısıltı

Günün melek fısıltısı: Dışarı çık ama kalbinden ayrılma.

Sokaktaki her deneyim kıymetlidir. Yaşanan her olay bize bir şey anlatmaya çalışır. Bu nedenle tepkisel davranışları geride bırakıp, kalbimizi dinlemek, neyi, neden yaşadığımızı idrak etmemizi sağlar. 


Nereye gidersen git, kiminle olursan ol, kalbinde kal!

Nazlı Akın

16 Mart 2014 Pazar

Korkusuz

Artık ego ile ruhun yollarını birbirine karıştırmayı göze alamayız. İçinde yaşadığımız zaman bir seçim yapmamızı gerektiriyor. 

Çevrede olup biten her şeyin farkında olmama rağmen yokluk inancı ve korkuya teslim olmayı reddediyorum. Doğaya ve yaşam ağındaki herşeye saygı gösterip onurlandırmak olan spiritüel çalışmamı sürdürmek için açık bir seçimde bulunuyorum. Ruhun gücüne inanmayı ve korkuya doğru hareket eden toplu bilince teslim olmamayı seçiyorum. Korku kontrol arzusunu yaratır. Ve kaderimizin kontrolü yalnızca ruha aittir. Küresel spiritüel topluluğun güçlenmesine yardımcı olmaya bağlılığımı da sürdürüyorum. Çünkü birlik içinde beraberce çalışarak çok büyük değişim yaratma yeteneğimiz var

Aynı anda hem korku hem de ruhtan hareket ile çalışamayız.


Her şart altında, hatta yıkım ve felaketin ortasında bile yaşamın ışığı, güzelliği ve sevincini algılamayı seçebiliriz. İçimizde ve dışımızda olan ilahiliğin ışıyabilmesi işte bu yükselmiş algıda mümkündür. İlahi olan yalnızca yüreklerimizi açtığımızda ortaya çıkar. 



Ve ölüm ve yıkım olurken bile yeni bir yaşamın doğduğunu hatırlamalıyız.

Sandra Ingerman http://samanizmveruyalar.blogspot.com.tr/

14 Mart 2014 Cuma

Fılsıltı

Günün melek fısıltısı:


Bugün tanımadığın biri için sebepsizce bir iyilik yap! 

Sadece içinden geldiği için, karşılık beklemeden, kardeşlik duygularıyla…

Kalbinde iyiliğe, şefkate, aşka yer açmak için; yaptığın her şeyin en iyisini yapmaya gönüllü ol!

Kalbinde berekete yer açmak için, herkeste ve her şeyde Yaradan’ı görmeye gönüllü ol!

Meleksi özelliklerin ancak böyle ortaya çıkar.

Şimdi içindeki meleği selamla!

Her yumuşak kalpte, şefkatli bir melek yaşar.


Nazlı Akın

ERGÜN ARIKDAL


Hayatı, şu anda duyularımızla tanıdığımız hayat olarak algılıyoruz. Şu anki bedenli halimizin, bizim asıl ruh varlığımızın, özümüzün sonsuzdaki görünümlerinden sadece biri olduğunu anlayamıyoruz.

Ruh varlığı sonsuz şekilde tezahür edebiir, her yerde bulunabilir. Sonsuzluk özelliğimizi hissettiğimizde ölümsüzlüğü de hissedebileceğiz. İnsanlar gerçek ölümsüzlüğü istiyorlarsa kendi varlıklarının sonsuzluğunu anlamalıdırlar.

Bir varlık, kendini dünyadayken tanıma hedefi doğrultusunda neye ihtiyacı varsa, neyin tecrübesini yapmak istiyorsa, hepsine uygun ortamı ve bedeni seçer. Bu konuda ona yardımcı olacak, birlikte bedenleneceği birçok varlıkla işbirliğine girer ve doğar. Yaşamı süresince kendisine gerekli olan herşeyi toparlar, bünyesine alır ve sonra kapıyı açıp öbür tarafa geçer. Gerçek varlığımız, özümüz kendi ihtiyacını tamamladıktan sonra, ne eksik ne fazla, kesinlikle yeryüzünde durmaz. Gerçek biz tatmin olduğu andan itibaren, o işten elimizi çekiveririz; bırakıveririz.

Sürekli doğuşlar içindeyiz ve bu da varlığımızın sonsuz oluşundan dolayıdır...


ERGÜN ARIKDAL

Otomatik Olumsuz Düşünce


Her düşünceye mutlaka bir’’DUYGU’’ eşlik eder.


Düşünceyle ilgili oluşan duygu pozitifse kişi mutlu olur, haz alır. Hissedilen duygu negatifse kişi acı çeker, mutsuz olur.

İnsanı mutsuz eden her duygu olumsuzdur.

Bunaltı/sıkıntı/içdaralması/KORKU/acı/keder/HÜZÜN/mutsuzluk/çaresizlik/YETERSİZLİK/

Değersizlik/önemsizlik/ÖFKE/şiddet/kıskançlık/HASET ve yenilmişlik gibi olumsuzluk içeren duygularından birini veya bir kaçını hissetmek kişinin duygu öncesindeki düşünceleriyle yakından ilgilidir.

İnsan zihni aynı anda 2 işlem yapamaz.2 şeyi aynı anda düşünemez. İradeyle neyi düşüneceğini belirler. Trenin makasta ne tarafa gideceğini belirlemek gibidir. A-yolu pozitif B-yolu negatiftir.

OTOMATİK OLUMSUZ DÜŞÜNCE geliştirdiyseniz, hep negatif gidecektir her şey. Kötü düşünce negatif duygu, negatif duygu negatif davranış yaratır ve bu şekilde depresyon başlar.

Olumsuz Otomatik düşüncelerin etkisi altında bulunanlar, kendilerini bunaltıya sokacak en kötü ihtimalleri sıralarlar. Ellerinde bu düşünceleri için hiçbir delil yoktur. Denenmemiş, sonucu gözlenmemiş ve doğrulanmamış bilgi kaynaklarıyla kişi kendine cehennem hayatı yaşatır. Problem çözücü olarak bakmazlar. Birçoğu O. O.D.S nin ( Olumsuz otomatik düşünce sistemi) yarattığı problemlerin varlığını dahi anlayamaz, algıladıkları şeyinde çözümü için uğraşmazlar. Rahatsızlığın devamında bazıları, ilgi ve alaka odaklı çıkarları olduğunu sandıklarından ve yaşadıkları bunaltının(O.O.D.S.nin) çözüme ulaşması halinde sorunun oluşmasında kendi sorumlulukları olduğunun ortaya çıkacağı korkusundan ötürü çözüm de aramaz.

Yaşam muhteşem güzellikte manzarası olan sahil boyundaki yolda seyretmek gibidir.

Yolun sonundaki gideceğiniz yere varmak zorunda olduğunuz için, lanetler okuyarak ve zorunuza giderek yola çıkarsanız!

Yola çıktığınız aracınız daha önce hiç kullanmadığınız için, durduğu yerde başkaları tarafından taş atılarak, çizilerek, tekmelenerek, kirletilerek, çarpılarak deforme edilmişse!

Yakınlarınızın/çevrenizin kullandıklarını sandığınız araçlarında nasıl davrandıklarını gözlemleyerek araç kullandığınızı sanmışsanız!

Telaşla, acemilikle, taklitçilikle, korkuyla, öfkeyle kat ettiğiniz yoldaki güzellikleri görmeniz bir tarafa, ızdırap içerisinde-kazalar belalar sizin başınıza yağdığından, bir an önce bitmesini istersiniz seyahatinizin.

Bir yerlerde ters giden bir şeyler olup ta mola verdiğinizde, derin nefes alın. Olumsuz otomatik düşüncelerinizin yeteneklerinizi nasılda kısıtladığını fark edin.

Kendilerine acıyan, kendilerini hayatın haksızlıklarına uğramış iyi insanlar olarak görenler, başlarına gelenleri hak etmediklerini düşünenler. Bunlar hiçbir zaman yürekten savaş verip hayata katılamayacaklardır. KENDİLERİNE KARŞI ACIMASIZ davranıp Dünyanın adaletsizliğinden kendilerini sorumlu tutanlar ve yaptıkları işlerde yalnızca kötülük görenler yaşamış sayılmayacaklardır.

En kutsal emanetiniz yaşamınız! Yaşamınızı ayaklar altına almayınız.

İyi düşünürken kötü hissetmeniz imkânsızdır. Duygularınıza dikkat edin ve olumsuz hislere sahipseniz hemen fark edip olumlu düşünce ile değiştirin. Kendinize başkalarının SİZE davranmasını istediğiniz gibi davranın. Kendinizi sevip sayın, kendi kendinizi MUTLU etmeye zaman ayırın. İnsan düşündüğü şey olur.

Psk. Özdemir Nayman

10 Mart 2014 Pazartesi

Gönül getir!

Ey zengin, yüzlerce çuval altın getirsen Allah der ki:

"A iki büklüm adam, gönül getir.

Gönül senden razıysa ben de razıyım.

Gönül senden yüz çevirmişse, ben de yüz çeviririm.

Sana bakmam, o gönüle bakarım. 


Ey kapımda can olan, bana armağan olarak gönül getir.

Gönül sahibi seninle nasılsa, ben de öyleyim."

MEVLANA

ÖLÜM VE ÖTESİ ÜZERİNE

Ölmek, öğrenilmeye bağlı bir olgudur. Bir şeyde iktidar, bilgi ile olur. Bazı iktidarlar var ki, sadece bilmek değil, birtakım tatbikatlarla da olur. İşte, ölmek olayının ortaya çıkabilmesi için, varlığın ölmeyi bimesi, ölümün nasıl meydana gelebileceğini bilmesi ve bu olaya yardım etmesi gereklidir. Ölebilmek bir sanattır. Öyle bir sanat ki, uzun bir tekamülün oldukça ileri safhalarında meydana gelen bir bilgidir. Ölmeyi bilmek gerek. Bunun bilgisi önce "ölüm nedir" den başlar.

Ölüm nedir? Klasik manası içerisinde, ruh ile beden arasındaki müşterek faliyetin, belli bir zaman ve mekan içerisinde alaka kesmesi, kesin olarak bu alakanın durması demektir. Bu açıklama ikinci bir soruyu icap ettirir. Ruh ile beden arasındaki irtibat nasıl olmaktadır?

Beden şüphesiz ki bir kukladır. İpleri, yüksek ben kısaca ruhi benin elindedir. Kuklanın hareketleri, kuklacının parmaklarına takılı bulunan iplerle temin edilir. Kuklacının parmakları, kolları, adeleleri, sinirleri vasıtasıyla beyni tarafından idare edilir. Beyin, kuklacının beyni, gene onun yüksek benine bağlıdır. Yani kuklacı da yüksek benin bir kuklasıdır. Bu bağlılık, evrensel bir mekanizma içerisinde sonsuza kadar gitmektedir. Yüksek ben, birtakım mekanizmaları ve birtakım seyyalevi vasatları kullanmak suretiyle bedeni canlı hale getirir. Bu canlılık, o derecede ince, o derecede mükemmel, o derecede adapte olmuş vaziyettedir ki, kuklalar birbirlerini görünüşleriyle aynen kabul ederler.

Ölüm, kuklacının elindeki kukla iplerini yavaş yavaş çıkarması demektir. Hayatın muayyen bir noktasından, devresinden sonra, ipler yavaş yavaş gevşemeye, eski sağlamlığını kaybetmeye, hatta bir kısmı fonksiyon görmemeye başlar. Beden yaşlandıkça yani daha ince tertipteki tesirlere cevap verebilecek özelliğini kaybettikçe, iplerde de gevşeme başlamış demektir.

İnsan ölümün manasını, ölüm ötesi manayı bedenli haldeyken anlamaya, öğrenmeye, zihninde buna ait şekilleri, imajları yaşatmaya, kendi aurası içinde buna ait ihtizazların hareket etmesine müsaade etmelidir.

Her gün yatarken, ertesi gün bedeninizde bulunmayabileceğinizi bilerek ve anlayarak yatınız. Şüphesiz, bu usul kuvvetliler içindir.

SADIKLAR PLANI- "ÖLÜMDEN SONRA NELER OLUYOR"-(ERGUN CANDAN) İSİMLİ KİTAPTAN ALINITIDR

MERHAMET

Görmeden tanımak
Duymadan işitmek
Korkmadan sevmek
Karşılıksız vermek
İncitmeden söylemek
Yaşayan her canlıya merhamet etmek...

Nazlı Akın

SEVGİ


İnsanın ihtiyaç duyulmaya gereksinimi vardır. Birine bakılmadığı takdirde o ölmeye başlar.
Kişi biri için, en azından bir kişi için bile önemli olduğunu hissedemezse, yaşamı da tümüyle önemsizleşir.
Bu yüzden var olan en büyük terapi sevgidir. Dünyanın terapiye ihtiyacı var çünkü dünyada sevgi eksik.
Gerçekten sevgi dolu bir dünyada terapiye falan hiç gerek kalmaz; sevgi her şeye yetecek, yetip de artacaktır bile.
Sarılma dediğimiz şey sevginin, sıcaklığın, umursamanın küçük bir işaretinden ibarettir.
Başka birinden sana akan sıcaklığın hissi bile, içindeki birçok hastalığın erimesine, buz gibi soğuk bir egonun çözülmesine yardımcı olur.
Bu seni yeniden bir çocuk haline getirir.
OSHO