8 Temmuz 2014 Salı

Yaşa

Yaşa!

Küçük ve basit mutlulukları fark et!

Bir ağacın sonsuz huzurunu, açmış çiçeğin beklentisiz duruşunu, bir kedinin duruşundaki asaleti, bir köpeğin dinmeyen neşesini, gökyüzünün huzur veren rengini, rüzgârın yüzüne dokunuşunu, yağmurun ilk damlalarını, birine “merhaba” demenin iyileştirici etkisini, sıcak bir sohbetin ışıltısını, paylaşmanın tarifsiz sevincini yaşa!

Sessizliğin sesine yasla kalbini kulağını.

Dinginliğin bahçesine bırak gözyaşlarını. Ağlarken ve gülerken büyüyen ama saflığını koruyan o küçük çocuğu dinle.

O küçük çocuk, hiçbir maddi gücün satın alamayacağı bir hazineye sahip. Çocuğun kalbine saklanmış bu hazinenin üstüne basıyorsun. Şimdi hazineyi oradan çıkarma zamanı.

Yaşa!

Çocuğun izlerini takip et! Hayata ayak uydururken keşfettiği küçük oyunlara katıl. Oynamazsan, olayların içinde kaybolursun. Oynarsan varoluşun tadına bakarsın, istediğin oyuna devam eder, istemediğini bırakırsın.

Yaşamak çok zengin, çok büyülü bir şey hissediyor musun?

Hisset! Çocuğun gözlerinden bak, çocuğun kalbinden gör.

Yaşa! Ölümden çok korkuyorsun ya; ölme artık… Yaşarken ölmeyi bırak.

Çocuğun elinden tut!

Yaşa artık yaşa!

nazlı akın

https://www.facebook.com/pages/Melek-F%C4%B1s%C4%B1lt%C4%B1lar%C4%B1/429151400527833?ref=stream