30 Ağustos 2014 Cumartesi

Düş

Sağır bir hüzün sonbahar
Rüzgarın aşkından sarhoş olmuş
Mevsimlerden aşk 
Kalbim yola çıkmış çoktan
Sessiz bir haykırış ruhum
Dilsiz bir kelime 


Unutamadığım bir düş gibi kuytuda saklıyorum seni
Kimse görmesin ellerini

Nazli akin 

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Günaydın

Günaydın!
Her anınıza güneş doğsun! Her nefeste aşkı soluyun! Bugün ruhunuza ve bedeninize iyi gelecek bir şey yapmayı unutmayın. 

Ben derin burun nefeslerini, yogayı, ağaçlara sarılmayı, doğada yürü
yüşü çok seviyorum. Böylece hem bedenimi hem ruhumu şifalandırıyorum.

Unutmayın şifanın kaynağı kalbinizdir. Temiz kalpliler Yaratılanı Yaratan'dan ötürü sevenler ve hoş görenlerdir. Başka biri sınavınız olduğunda onu Yaratanla sizi Yaratanın BİR olduğunu hatırlayın.

Bugün ve daima melekler tutsun ellerinizden.


Melek Fısıltıları  

Fısıltı

Günün melek fısıltısı: Başka biri sınavın olduğunda ilk tepkin ne olursa olsun, yalnız kaldığında içine dön ve kendine şunu sor: 

"Bu deneyimi neden yaşıyorum? Bu insan bana kendimle ilgili ne anlatmaya çalışıyor?"

Kırıldın, öfkelendin, içine attın, kıskandın, mutsuz oldun, acı çektin; ne olursa olsun, yaşadığın duyguların ardında "büyük bir farkındalık" saklı. Olana ve karşındaki insana tarafsız olarak baktığında, "dürüstlük" bir köprü olur seni "idrak" bölgesine yürütür.

Neyi, neden yaşadığının farkındalığına erişmek cesaret ister. Yüzleşmek varlığınla barış içinde yaşamanın ilk şartıdır. Her ne olursa olsun kendine karşı dürüst davrananlar aynı tatsız durumları tekrar tekrar yaşamaktan kurtulurlar.

melek fısıltıları   

21 Ağustos 2014 Perşembe

Dönüşüm zamanı

Dünya bir okul; tüm yaşam derslerinden öğreniyoruz.
Ben kendi karnemi kendim yazdım, notlar “10” üzerinden.

Devamlılık- 5
Memnuniyet-6
Yaratıcılık-9
Kendini anlatma becerisi:7
İstikrar-3
İrade-4
Yemek seçimi-5
İlişkiler- 5
Sosyal yaşam-5

Aklıma ilk gelenleri sıraladım. Dürüstlüğün bile yetmediği zamanlardayız. Çünkü bilmek yetmiyor. Kendimize itiraf etmek yetmiyor. Dönüşmek zorundayız. Yaşamın monotonluğundan kurtulmanın, kendimizi yeniden doğurmanın tek yolu; eskide ölmek, yeniye doğmak…

İhmal edilmiş bedenlerimizi onurlandırmak ilk koşul… Yediklerinize ne kadar dikkat ediyorsunuz bilmiyorum ama yediklerimiz ruh halimizi belirliyor. Yıllarca kilo sorunlarıyla boğuşmuş biri olarak yoga yapmaya başlayıncaya kadar bedenimi ne kadar ihmal ettiğimi farkında değildim. Ruhuma ve bedenime en uygun hareket sistemini hiç araştırmamıştım. Ruhuma ve bedenime şifa olan yoga, bana büyük bir farkındalık hediye etti. Bedendeki meselelerimizi halletmeden ruhumuz da yol almıyor.

Ruh halimizi yükseltmek, negatif düşüncelerden uzak durmak için doğaya dönmeliyiz. Ağaçlara dokunmalı, kuş seslerini dinlemeli, toprağa ayak basmalıyız. Alfa ritminde, cennet titreşimleriyle yaşamak için derin burun nefeslerini de öneriyorum. Eğer gidebiliyorsanız nefes eğitimlerine katılın ama olmuyorsa internet ortamında bile bulabileceğiniz basit nefes egzersizleri var.
Dünya okulunda keyif alarak, yüksek bir enerjiyle yaşamanın yolu ruhu ve bedeni eşzamanlı beslemektir. Yoga, nefes çalışmaları, mantra müzik dinlemek, ağaçlara dokunmak, deniz kenarında zaman geçirmek, evcil hayvan beslemek, kitap okumak, yaratıcılığı kullanmak, sanatla uğraşmak, sevdiklerimle zaman geçirmek; benim tercih ettiklerim…

Her gün mutlaka ruhunuza iyi gelecek bir şeyler yapın böylece bedeniniz de size teşekkür edecektir.

Yazan: nazlı akın



20 Ağustos 2014 Çarşamba

Zen ustası

Bugün evi süpürürken “Zen, kuyudan su çekmektir” sözü geldi aklıma. Sabah nahoş bir halde uyandım, ego ataklarım üst seviyedeydi, işe yaramaz hissediyordum. Bu hissi kesin bilirsiniz; ben ona “yaşam sevincini emen memnuniyetsizlik” diyorum. 

Önce köpeğimi gezdirdim ama değişen bir şey yoktu, bütün dünyaya küsmüştüm. Sonra ütü yaptım, ruh halimde belli belirsiz bir huzur oluştu. Ardından evi süpürmeye başladım. İşte o sırada oluşan şifaya yer açtım. Zen ustası haklıydı. Eckhart Tolle haklıydı.  Aydınlanmayı evimin dışında ararken onun evin içinde olduğunu unutmuştum.

Bazen yaşam sorunlarımızın içinde kayboluyoruz. Neşemizi kaybediyoruz. Hislerimiz bile uyuşuyor. Ne istediğimizi anlayamıyoruz. Kendi varlığımızla bağlantıyı yitiriyoruz. İşte öyle zamanlarda yapılması gerekenleri yapmak içimizde oluşan direnci kırıyor. Çamaşır yıkamak, ütü yapmak, köpeği gezdirmek, ekmek almaya gitmek, faturaları ödemek, dolapları temizlemek...

Ne yapıyorsak sadece onu yapmak…

Direnç yaşam sorunlarımızı büyütmekten başka bir işe yaramıyor. En fazla direndiğimiz şeylere toslayıp düşüyoruz sürekli. Yaşamı geldiği gibi kabul etmek için basit işlere saklanmış farkındalığı görmeliyiz. Sorumluluklarımızı yerine getirmenin huzurlu bir yanı var. Tamamladığımız her iş içsel huzurumuza katkıda bulunur. Yarım bıraktığımız her iş içimizi kemirir, enerjimizi emer.

Nazlı Akın



18 Ağustos 2014 Pazartesi

Fısıltı

Fısıltı: Gökyüzünde dolaşan şifalı nefes, kalbime ışık savuran rüzgar, tüm varlığımı kutsaliyete açıyorum şimdi.

Tüm varlığımı aşka açıyorum. Sonsuzluğu fısıldıyor sema, konuşurken rengarenk bir şölen başlıyor içimde, seyrediyorum:

" Sevginin güvenli ikliminde yürü çocuğum. Kalbinde sevgiye yer açanlara "korku" yaklaşmaz. Korkuyu sal gitsin çocuğum. Sen sezginin vadisine otur! Orada tüm ihtiyacın "gücündür". Özünden gelen bu ilahi gücü iyilikler için kullan çocuğum.

Bu ne mutlu bir lütuftur "vermesini bilenlere". Sen sevgi vericisi ol çocuğum. Sen "aşk", "neşe", "şifa" kanalı ol! Sana bakan sadece ışığını görsün çocuğum. Sana bakan hatırlasın kendi ışığını ve o da hatırlatsın bir başkasına. Bu böyle sürüp gitsin. Dünyada korku yok oluncaya kadar.

Ölümsüz olmanın yolu budur çocuğum. Hatırlamak ve hatırlatmak."

melek fısıltıları   

not: Her hatırladığında, hatırlatmaktan onur duyanlara 

17 Ağustos 2014 Pazar

Hepsi bu!

Bazen bir türlü tadını çıkaramıyorsun yaşamın biliyorum bana da oluyor. Dans ederken ritmi yakalayamamak gibi... İşte hata da orada;adımlarına takılıyorsun, ayaklarını düşünüyorsun ama kendini müziğe bırakmıyorsun. Kendini bir bıraksan, bırakmıyorsun çünkü potansiyelinden, gücünden korkuyorsun.

Direniyorsun. Gelene ve gidene kalbinde izin ver!

Gelenler ve gidenler kalbinden geçerler.

Kalbinin iklimini varoluştan aldığın tat belirler.

Kalbin, bedeninden ruhuna giden yoldur. O yol dünyadan, yaşam oyunundan geçer. Sıkıntıyla oynadığın bu oyunu neşe içinde oynamaya başladığında kalbine güneş doğar.Pırıl pırıl, ışıklı bir kalp gücünü o güneşten alır. Olan'la akar. Direnmez.

Dans ederken sadece müziği dinle bugün. Ve kendini melodiye teslim et! Hepsi bu!


nazlı akın <3 <3 <3 

15 Ağustos 2014 Cuma

İnci

Çağrıyı her kulak ardı ettiğinde, kumsalında bir inci tanesi kaybolur.

Her hastalık bir davettir. Öz’ün, geldiği yerden aldığı bir dürtüyü sana iletir.

Her sıkıntı bir davettir. Öz’ün, geldiği yerden aldığı bir dürtüyü sana iletir.

Başına gelen ve hoşuna gitmeyen her şey O’NDAN gelir. Bir davettir ve davete icabet etmek gerekir.

Daveti fark etmek, içindeki sessiz bölgeye geçiş yapmakla mümkün olur.

Meleklerin fısıldadığı o yerde kayıp incileri göreceksin.

Duyduğun her fısıltı kalbine bir inci tanesi olarak geri gelir.

Melek fısıltıları <3 


 https://www.facebook.com/429151400527833/photos/a.464709413638698.1073741831.429151400527833/584152118361093/?type=1&fref=nf

14 Ağustos 2014 Perşembe

Sabaha karşı

Geceyi sabaha bağlayan saatlerde ışıklı bir tılsım var. Uykuyu geride bırakırken önünde beliren bir kapı var. Rahatını bozan bir rahatlık gizli gün ağarmadan kalbine doğan güneşte. Bir büyü, gül kokulu bir bahçe, cennete benzer bir yerde, gökyüzünden gelen sesler var.
Bir fısıltı, bir rüzgar, parlak renkli bir yüz. Geceyi sabaha bağlayan saatlerde nefesinden kalbine inen bir yol var.
Bir tünel, bir yol, ışıklı bir şölen. Altından bir ip, sonsuzluğun eli, ilahi bir dokunuş.
Sabah oluyor kalbimde. Aşk doğarken özüme, her damla iksirde beni benden alan bir şey var.
Melek fısıltıları

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Şifanın gücü

Bugün yumuşak enerjiler sarsın hepimizi. Şifanın gücünü harekete geçirelim. Kalbimizin dinginliğinde dinlenelim. Bütün yorgunluğumuz, negatif düşüncelerimiz, stresimiz şifanın arındırıcı ışığında yıkansın. 

Şifa, şimdi ve daima sizinle. Kalbi açık, zihni temiz olanlar ışığın gücünü her zaman hissedebilir. Bu nedenle "arınmaya" devam.

melek fısıltıları   

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Melek Fısıltıları reklam videosu


Özlem

Bana sessizlikten haber ver!
Yoruldum şehrin gürültüsünden

Bir vadinin yeşil ikliminden seslen bana
Bir ovanın şarkısını bestele
Dağların resmini yolla
Çiçeklerin içinden geç

Bana sessizlikten haber ver ne olur
Yoruldum sahte kimliklerden

Nereye gitsem, kaçış
Nereye gitsem, sevgisizlik

Bana “kalmayı” öğret artık
Kalbimde yaşamayı
İçimi “evim” yapmayı öğret

Bana yuvadan haber ver ne olur
Kokuna hasretim

Bir meleğin kanadında yüzünü düşlüyorum her gece
Bana Sen’den haber ver ne olur
Bitsin bu özlem…

melek fısıltıları




8 Ağustos 2014 Cuma

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Benim bir düşüm var!

En büyük hayalini düşünmeni istiyorum. Ama ne olur ev, araba falan hayal etme şimdi, onu başka zaman yaparsın. Şimdi hakiki potansiyelini ortaya çıkaracak, varlığına varlık katacak, "Ben kimim?" sorusunun cevabını ortaya çıkaracak o büyülü düşten söz ediyorum. Yaratıcılığının sonsuz potansiyelinden…

Benim bir düşüm var demenin dayanılmaz hafifliğini hisset!

Şimdi o en büyük hayalin için harekete geç! Zamanın arkasına sığınma, çok genç ya da yaşlı olman değil burada mesele. Zaman doğru algıladığında senin dostundur. Yaratan enerji ruhundaki sanatçının en büyük destekçisidir.

Şimdi içindeki ressam, yazar, oyuncu, heykeltraş, mimar, şair, aşçı, terzi ve aklıma şu anda gelmeyen o düş her neyse onun için ayağa kalk! Selamla en büyük hayalini. Sonra yaratmaya başla!

İçindeki üstat sen yaratırken canlanır, nefes alır. Şimdi kendinin ustası olmanın gücünü, neşesini, güven veren haletini hisset!

Kendine usta olanlar nefsine boyun eğmeyenlerdir...


nazlı akın   <3 

3 Ağustos 2014 Pazar

Son söz kalbimin


Yıl 2014. Aylardan nemli bir ağustos… Kimler gelmiş, kimler geçmiş hayatımdan, sırtımı yaslıyorum, seyrediyorum. Mutluyum. Beni çok sevenler hala yanımda.

Evet, hala bazı sorunlarım var. Mesela yazarak kazanmıyorum henüz.  Hatta uzun zamandır işsizim ama bana kâinatın tüm sevgisini bahşeden bir yol arkadaşım var.

Evet, hala bazı sorunlarım var. Mesela zor ilişkiler yaşamışım geçmişte, zaman zaman zihnimde geçmişe ait gölgeler geziniyor ama bir yol buldum. Ne zaman delirsem, yoga yapıyorum, şifalanıyorum. Ne zaman delirsem, gözlerimi kapıyorum, derin burun nefesleri alıyorum, şifalanıyorum.

Evet, hala bazı sorunlarım var. Mesela on kilo fazlam var yıllardır atamadığım, ama sağlıklıyım. Uzun yürüyüşler yapabiliyorum mesela. Daha az yemeyi öğretiyorum kendime bir de delirdiğim zaman buzdolabına koşmamayı. Ne zaman acıkmadan yemek istesem zaman tanıyorum kendime, acele etmeden duygusal boşluğumun yemek yemeden şifalanmasını bekliyorum ve oluyor.

Evet, ermedim, aydınlanmadım belki ama insan olmaya çabalıyorum. Bunun için bir yol buldum. 

Her ne olursa olsun, son sözü kalbimin söylemesine izin veriyorum.

Nazlı Akın



2 Ağustos 2014 Cumartesi

Zıpla!

Günün melek fısıltısı: Zıpla! En son ne zaman zıpladın? Sıçra! En son ne zaman sıçradın! Dans et kendinle! En son ne zaman eğlenceli bir şeyler yaptın? 

Sıkılmadın mı somurtup her gün aynı şeyleri tekrar etmekten?

Eğlen biraz! Neşeli bir şeyler yap! Hareket et ! 


O her gün oturup aşındırdığın koltuktan kalk!

Dünyaya oyun oynamaya ve oynarken çok eğlenmeye geldik. Eğleneceğine söz verdin unuttun mu? Tanrı verdiğin sözleri tutmanı ister. En çok da Tanrı eğlenmeni ister, Tanrı çocuklarının mutlu olduğunu gördükçe; mutlu çocuklar yollar dünyaya.

Hadi, zıpla!!!

melek fısıltıları    


https://www.facebook.com/pages/Melek-F%C4%B1s%C4%B1lt%C4%B1lar%C4%B1/429151400527833?ref=stream


Simurg'un Gözyaşından muhteşem bir paylaşım

https://www.facebook.com/SimurgunGozyasi?ref=stream


https://www.facebook.com/SimurgunGozyasi?fref=photo

Spiritüel olsun olmasın, insanın en büyük ve yegane sorunu Tanrı'ya güvenmemektir...

İnanın, güvensek içimizde zerre endişe olmazdı. Endişeyi, korkuyu yaratan bir tek şey vardır o da Tanrı'nın ilahi tekamül planına güvenmemektir.

Güvendiğimiz zaman, kötü diye bir şey olmadığını anlarız.
Bu, lafta kalan bir şey olmaz, gerçekten biliriz ve insanların sürüklendiği korku girdabına, ne kadar çekmeye çalışırsa çalışsın kapılmayız.

Kötülüklerin insanlığın gelişimi için gerçekleştiğini anlarız.

“Kötü” insanlara lanetler yağdırmayız veya onları kınamayız.

Her şey ama her şey tekamül içindir.
Elimizin altındaki, gözlerimizi
n gördüğü, hissettiğimiz her şey tekamül planımızla ilgilidir.
Şu internet bile tekamülünüzün bir parçasıdır. İzlediğiniz diziler bile tekamülünüzün parçasıdır.
Her şey ama her şey, yüce planın yönlendirmeleriyle gerçekleşmektedir.
Her şey!
Bunun ne kadar muhteşem bir durum olduğunun farkında mısınız?
İçine sürüklendiğiniz saçma sapan görünen durumlar bile tekamülünüz için size öğretir.
İçinde bulunduğunuz hiçbir şey için endişe etmenize gerek yok.

Kötülükten örnek vereceğim:
Diyelim ki, A kişisi B kişisine kötülük yaptı. Burada hem A için hem de B için büyük bir ders bulunmaktadır.
A kişisi bir gün gelecek ve bu kötülüğün benzeriyle karşılaşacaktır (yani B kişisi olacaktır) ve bu davranışı yapmanın tekamül adına doğru bir davranış olmadığıyla yüzleşecektir. Ancak, bununla yüzleşmesi, bu kişinin kötülük yapmanın yanlış bir şey olduğunun farkında olan diğer kişilere göreceli olarak ezik bir insan olduğunu göstermez, sadece onun tekamül düzeyinin diğerlerinden geride olduğunu gösterir ama yine de bu gerilik, büyük tekamül planının bir parçasıdır. Bu gerilik, tekamülünde bir üst düzeyde olan kişilere faydalıdır. Bu gerilik, ilerisi kadar yücedir.

B kişisi, eğer ilk ders olan “iyiliği seç”i geçtiyse, bu o kişi için bir "Tanrı'nın ilahi tekamül planına güven" dersi olabilir.
Sabretmeyi, kötü diye etiketlenen olayların ardındaki derin (iyiliğe dair) manayı görmeyi öğrenebilir.
Ta ki, kişi Tanrı’ya olan sonsuz güvene, sevgi düzeyine ulaşır, işte o zaman o kişi için “kötü” olaylar gelişmemeye başlar.

Ama elbette bu dersleri almanın tek yolu bu değildir. Bunları sevgi ile beslenmiş olaylar eşliğinde de öğrenmeyi seçebiliriz. Ancak bunu yapmak için kendimizi buna bilinçli olarak açmış olmamız gerekir. Her an işaretleri görmeye kendimizi vermeli ve rastlantının olmadığının bilincinde olmalıyız.

İnsanların bir dersi öğrenmeleri için her zaman onu şiddetli bir şekilde deneyimlemeleri gerekmez. Ama şiddet içerse bile bunun kötü olmadığının farkında olmalısınız. Eğer ihtiyaç varsa, “kötüyü” istememenin bir faydası yoktur.

Sevgiyle öğrenmeyi seçmenin sebebi, öbür türlüsünden korkuyor olmaktan kaynaklanmamalıdır.
Korkuyla öğretilmesinin sebebi, sevgiyi içselleştirmemizi sağlamaktır.

Karanlık sanıldığı gibi gibi ışığı örten bir durum değildir. Işığın daha belirgin olmasını sağlayan bir durumdur. Her yer ışıkken, karanlığı bilmezken ışığın farkında olmamız zordur. Ancak ışığın farkındayken, ışıkla öğrenmemiz mümkündür.

Her şeyden önce, kendinizi Tanrı’ya güvenmeye verin. Ondan sonrası kendiliğinden gelecektir. Zaten kalbinizde olan sevgi, size ve kainata kapılarını koşulsuz ve de sınırsız bir şekilde açacaktır.

Güvenin ve korkmayın, bizler sonsuz varlıklarız ve burası sadece bir okul. Unutmayın ki, maddi dünyayı gözümüzde büyütmezsek, hakikati görmek çok daha rahat olur. Gözlerinizi sınırlıya değil, sonsuzluğa çevirin. Çünkü bizim evimiz orası. Burada başımıza ne gelirse gelsin, her şey O’nun istediği gibi... Her şey bizim istediğimiz gibi... Zira, O ve BİZ biriz.

~ Simurg

1 Ağustos 2014 Cuma

DEVA

“Bizi özgür bırakan tek şey aşktır.” 

Maya Angelou

Her şeye inat; olan ya da olmayan, canımızı sıkan, neşemizi kaçıran her şeye inat varoluşa aşık olalım, bizi özgür bırakan "aşk" kalbimizi gül bahçesine çevirirken farklı evlerde benzer yaşamlar sürdüğümüzü ve hepimizi birbirine bağlayan o ilahi ipi fark edelim. 

Her derdin devası "aşk" yıkasın kalbimizi. Gökyüzünden gelen sağanak bir yağmur gibi...


Nazlı Akın