20 Aralık 2014 Cumartesi

İç sesini işitmeyi öğrenmek

İnsan kendi iç sesinden ve yakınındakilerden hep güzel sözler işitmek ister. Farkındalığı azsa kötü huylarını görmez, iç sesini duyamaz bile. Birbirimize yapıcı eleştiride bulunmak bir rehberlik biçimidir. Kırıcı olmadan, yumuşak bir enerjiyle, duygudaşlık kurarak söylediğimiz yapıcı eleştiriler etrafımızdakiler için kapı açabilir. Fark etmediği bir huyunu fark etmesine yol açabilir ama yine de dikkatli olun çünkü kimse eleştirilmekten çok hoşlanmıyor.

Gelelim kendimizi eleştirebilme yeteneğimize yazının konusu bu. Çoğunuzun temiz bir iç sese sahip olduğuna eminim sorun onu ne kadar işitmek istediğimiz.
Hani doymuşken “ikinci tabağı yeme” diye yumuşakça fısıldayan, öfkeliyken “şimdi konuşmak için iyi bir zaman değil, sus” diyen, sürekli şikâyet ederken “teşekkür ederim” diyen o ılımlı, yumuşak ses… 

Daima işbirliği içinde olmayı seçen, sağduyulu, iyileştirici olan bu ses hükmedici değildir ama söylediklerini dinlemek istersiniz. O yapma derken yaptığınızda ve sonuçları görünür olduğunda “keşke o sesi dinleseydim” dersiniz. Bilirsiniz ki o ses hiç yanılmaz; çünkü varlığınızın bilge yanıdır…

Bazen sizi karşısına alır ve en yakın dostunuz gibi söyleşir. Bazen “güzel çocuk” der bazen “evlat” der. Daha az uyumanızı, daha çok kitap okumanızı, şikayet etmek yerine şükretmenizi, doyunca yemeyi bırakmanızı, öfkelendiğinizde susmanızı, tembelleştiğinizde hareket etmenizi tatlı bir sesle size anlatırken onu dinlemek güzeldir. 

Asıl iş söylenenleri unutmamak, hatırlayarak yaşamaktır. Oysa bizler çoğu zaman o sesi dinlemeye bile tahammül edemeyiz. Kendimizi şifalandırma yeteneği ellerimizde un ufak olur çünkü iyileşme süreci kendini tanımak ve sorunları çözmeye istekli olmakla başlar.

Bu andan itibaren o temiz sesi işitmeye niyet edelim. Her zaman eleştirmediğini de ekleyelim. Bazen yaptığınız güzel işler için “aferin sana evlat” ya da “iyi iş çıkardın ortak” diyen de onun sesidir.

Nazlı Akın