2 Şubat 2014 Pazar

BAKIŞ


Siz hiç boşluğa düştünüz mü? 

Ben düştüm. O duyguyu birçoğunuz gibi iyi bilirim. İnsanın kalbini buruşturan, karmaşık duygular sepeti. Sepetin içinde debelenen ve acı çeken varlığımız.

Peki, nedir bu derdin dermanı? Neden o boşlukları kapatmak bu kadar zor?

Bazen ego, özü ele geçirdiğinde, uyguladığınız hiçbir şey işe yaramaz.

Benim en sık baş vurduğum yol dua ve meditasyon; ama öyle günlerde gözümü kapamam ve açmam saniyeler sürdü hep. Rehberlik sistemi bana kapılarını kapamadı şüphesiz; gönül gözüm kapandı. Tek seçeneğim kaldı; karanlığın içine dalmak.

Bazen ışıkla kavuşmak

cesaret gerektirir. Karanlıktan çıkmak niyetini oluşturduğumuzda, tünelin sonundaki ışık belirir. Esas olan orada kalmak isteyen yanımızı hızlıca şifalandırmaktır.

Şifa oluştuğunda, huzur dolar ruhumuz. Işıkla buluştuğu görkemli anları hiç bir varlık unutmaz.

Şimdi varlığımdaki, her karanlık yaratan boşluğu aşkla dolduruyorum.
Ruhumda bir aşk fırtınası başladı.

Işığa ait olmayan ne varsa, savuruyor rüzgâr.

Her derdin devası aşk yıkadı kalbimi.

Aşk’la bakan gözlere, bakış olsun.

NAZLI AKIN