9 Ocak 2015 Cuma

Fiilin sırrı

Hiç kalbinizin çapının ne kadar küçük olduğunu hissettiniz mi? Ben hissettim. Her sevgisizliğin nedeninin kendinizi çok az sevmekten kaynaklandığını fark ettiniz mi? Ben fark ettim…

Hiç kalp kırdıktan sonra en çok kendi kalbinizin kırıldığı, duvara attığınız hiçbir topun attığınız yerde kalmadığı, mutlaka aynı hızla size geri döndüğü bir şeyler yaşadınız mı? Ben yaşadım.

Kendimi insafsızca yargılarken, yargılandım. Ama kırdığım kalbi onarmak için elimden geleni yaptım. Mevlana’nın çok sevdiğim bir sözü var:

“Ya kırdığın gönlü Allah seviyorsa? Bilemezsin, bilseydin ödün kopardı.”

Tabi benim kalbimi de kırdılar. Top aynı hızla kalbime geri döndü. Sessizliğin değerini, susmanın kutsallığını, içe dönüşün dinginliğini yaşadım. İyinin ve kötünün birbirine ayrılmaz iplerle bağlı olduğunu gördüm.

Aşağıdaki satırlar “Fiilin sırrı” “Karma yoga” isimli kitaptan derlenmiştir. (Swami Vivekananda- Purnam yayınları) Eğer fiilin sırrı üzerine derinleşmek istiyorsanız lütfen kitabı satın alıp okuyun. 

Fiillerimin sonuçlarıyla ilgili derin tefekkürde olduğum şu son zamanlarda kitap anlayışımı genişletirken yolumu aydınlattı. “Olan kutsaldır” sözünün değerini içselleştirmeme yardım etti.

Yaşamda her zaman iyi ya da kötü gibi görünen olaylarla karşı karşıyayız. Yorumsuz kalabilmek, olaylara tarafsız kalabilmek, O’nun hepimizin Rabbi olduğunu, bizi severken iyi ya da kötü diye ayırmadığını anlayabilmek hiç kolay değil. Anlayışımızı derinleştirmek bence iyi bir şifalanma yöntemi. Aşağıdaki satırları sizlerle bilinçlerimize ışık olsun diye paylaşıyorum.

Sevgiyle…

“Kendinizi hiçbir şeyle özdeşleştirmeyin. Aklınızı serbest bırakın. Gördüğünüz her şey, acı ve ıstıraplar, bu dünyanın gerekli koşullarıdır; yoksulluk, zenginlik ve mutluluk yalnızca anlıktır; bunlar asla gerçek doğamıza ait değildir. Doğamız ıstırap ve mutluluğun çok ötesindedir, hayal gücünün ötesindedir ve yine de her zaman çalışmaya devam etmeliyiz.

“Istırap, bağımlılıkla gelir, fiille değil.”

Kendimizi yaptığımız işle özdeşleştirdiğimiz anda ıstırap çekeriz, fakat kendimizi yaptığımız işle özdeşleştirmezsek, bu ıstırabı hissetmeyiz. “Ben ve benim” duygusu tüm ıstırabın nedenidir. 

Sahip olma hissiyle benmerkezcilik gelir ve benmerkezci her düşünce, bizi ilgili şeye bağımlı kılar ve anında köleleşiriz.

Saflık ve murdarlık, zarar verme ve zarar vermeme olarak ele alınırsa, ne kadar uğraşırsak uğraşalım, mükemmel bir şekilde murdar herhangi bir fiil olamayacağını görürüz. 

Diğerlerini incitmeden nefes alamayız. Yediğimiz her lokma başkasının ağzından alınmıştır. Yaşamımız, başkalarının yaşamını dışarı iterek, saf dışı bırakır. Bu yaşam, bir insana, bir hayvana veya bir mikroba ait olabilir, mutlaka biri ya da diğeri saf dışı kalacaktır.

Dünyadaki ıstıraplar yalnızca fiziksel yardımla iyileştirilemez. Kişinin doğası değişinceye kadar, bu fiziksel ihtiyaçlar her zaman ortaya çıkacak, ıstırap hep hissedilecek ve fiziksel yardımın hiçbir dozu, bu ihtiyaca ve ıstıraba hiçbir zaman çare olmayacaktır.


Fiilin sırrı” “Karma yoga” isimli kitaptan derlenmiştir. (Swami Vivekananda- Purnam yayınları)