9 Şubat 2015 Pazartesi

Kabul ve sakinlik

Sen olduğun kişisin. Olduğun kişiyi kabul etmeden, yayınlanmış tüm kişisel gelişim kitaplarını okumak, yollar, yöntemler aramak yetersiz kalacaktır.

İçindeki şeytan, meleğin kadar güçlü olabilir. Onunla işbirliği yap demiyorum ama sakın onu yok sayma! Arkanı dönme! Kaçmaya çalışma! Kestirme bir yoldan girip karşına çıkmak için hiçbir fırsatı kaçırmaz. Onun gözlerinin içine bakmak hayatının fırsatı olabilir. Kendini ne kadar az tanıdığını hissettirse de, korku yerini cesarete bıraktığında rolleri değişebilirsiniz.

İpleri elinde tutanın o olduğunu anlamak, gölgeye içindeki bilgeyi tanıma fırsatı sunar. İpler bilgenin eline geçtiğinde “gölgesini çok iyi tanıyan sahibi” onu kontrol etme yeteneğini geliştirir. Onu yok saymaz, ondan kaçmaz ama onu tanır. Yıllarca köle gibi yaşayan efendi, kim olduğunu hatırladığında korku yerini sevgiye bırakacaktır.

Hakiki sevginin olduğu her yerde karanlık her köşe aydınlığa çıkacaktır. Işığın gücü etkili bir ilaç gibi kana karışır. Temizlediği her yer arınır. Arınmak, temizlikten daha derindir, görünenin ardındakini de kapsar.

Bedenin ve zihnin arılaşması kendini kabul seviyesine geldiğinde, olan her şeye, etrafımızdaki insanlara bakışımız değişir. Duyu , duygu ve düşünce kontrolü varlığı derin düzeyde sakinleştirir.

Sakinlik doğal halimizdir. Ona geri dönmek en acil ihtiyaçlarımızdan biridir.

Nazlı Akın