5 Mart 2015 Perşembe

Kendimi nasıl daha fazla severim?

Sorunlu ilişkilerin temelinde kendimizle olan ilişkimiz yatar. Kişinin görüntüsüyle barışık olması iyi bir başlangıçtır; daha derin düzeyde duygularıyla, yaşam biçimiyle hatta Tanrı kavramıyla barışık olması varoluşundan keyif almasını kolaylaştırır.

Bireyin kendini spiritüel gelişimine adaması ilahi bir yolculuktur. Bu yolculukta, yüzleşme, arınma, farkındalık deneyimleriyle dünyadaki oyunda sürekli seviye atlarız. Seviyemiz yükseldikçe kendimizle ilişkimizde iyileşmeler gerçekleşir.

Kendi kişisel gelişim yolculuğumda gerçek iyileşmeler yogayla başladı. Asanalar fiziksel bedenime sağlık aşılarken, felsefe sohbetlerinde iyileşmeler ve farkındalıklar yaşadım. İlahi düzenin ve yaradılışın sırlarını, doğumun ve ölümün anlamını idrak etmeye başladıkça korkularım şifalandı.

Yıllarca disiplin gerektiren uygulamalarda başarısız olmuş biriydim. Yürüyüş, pilates, fitness vb. gibi hiçbir aktivitede istikrar sağlayamadım.

Yoga; varlığıma en uygun yolu bulamadığım için devamlılık sağlayamadığımın kanıtı oldu. Bir yıldır düzenli yoga uygulaması yapıyorum. Bedenimdeki ağrıların strese ve hareketsizliğe bağlı olduğunu keşfettim. Kronik kol ve boyun ağrılarım yoga yapmaya başlamadan önce geceleri uyutmayacak düzeydeydi. Asana, nefes ve odaklanma çalışmalarıyla ağrılarımın üstesinden geldim.

Sürekli dışarıda aradığımız şifa deneyimi, gerçekte tamamen içimizde… İçsel iyileşme gerçekleşmeden hastalığa neden olan zihinsel nedenleri ortadan kaldıramıyorsunuz ya da geçici iyileşmeler kişiyi yeniden arayışa sürüklüyor. Eğer iyileşmek istiyorsanız beden basamağını atlayıp, ruhsal çalışmalar yapmanız işe yaramayacaktır. Ruhsal çalışmalarda ilerleyebilmek için sağlıklı bir bedene, sağlıklı bir nefese sağlıklı bir zihne ihtiyacımız var. Beden, nefes ve aklı kontrol altına almayı becerebilmek için düzenli yoga uygulaması yapmanın sonsuz faydasını görürsünüz.

Kişinin kendini sevme yolculuğu, kendini her şeyiyle kabul etmesiyle taçlanır. Karanlık yönlerimizi kabul etmeden, yüzleşmeden, kurtulmaya çalıştığımız egomuzun yaşantımıza kattıklarını anlamadan tam ve bütün hissedemiyoruz. Şehir hayatında, doğadan bu derece kopuk yaşarken meleksi yönlerimizle yol almak her zaman için mümkün olmuyor. Bazen içimizdeki şeytanın kendini göstermesi kaçınılmazdır. Eğer bu olmuyorsa onu derin düzeyde baskılıyoruz demektir. Direnç kendini geri çektiğinde, karanlık yönünüz güçlenmiş olarak geri dönecektir. İşte bu nedenle yaşamda kendimize aşırı yüklenmeden yol almalıyız ama tembelleşmemeliyiz.


Herkes sınırlarını bilir. Ne zaman aşırıya kaçtığımızı hatırlatan iç sese kulaklarımızı tıkamazsak ölçülü olmayı beceririz. Kendine karşı sorumlu hissetmenin önemi bu noktada devreye girer. Kendimizi çiğneyip geçerek dünyaya faydalı olamayız. Eğer bir başkasına faydamızın olması gibi yüksek ideallere sahipsek önce kendimizle olan ilişkimizi düzene koymalıyız. 

Yazan: Nazlı Akın


 Nazlı Akın la özel yoga dersleri ve şifa seansları için mesaj yollayabilirsiniz.