22 Temmuz 2015 Çarşamba

Abhyasa- Vaıragya

“Müthiş bir adanmışlık yoksa, muhteşem bir başarı da yoktur.”

Anthony Robbins

Abhyasa- Vaıragya

Abhyasa, disiplin ve düzenli uygulama anlamına geliyor. Bence toplum olarak istikrarlı uygulama yapma konusunda tembeliz. Düzenli televizyon seyretmeyi, sağlıklı beden çalışmalarına tercih ediyoruz. Oturmayı seviyoruz, dinlenmekten anladığımız şey oturarak bir şeyler yapmak.

Bu yaşıma gelinceye kadar en az on defa fitness salonu üyeliği başlattım. Yürüyüş bandı aldım, yürüdüm, sıkıldım, bıraktım. Pilates topu ve cdleri aldım uyguladım, sıkıldım, bıraktım. Ne istediğim konusunda hep çok kararsızdım. Heves etmekle gerçekten istemek arasındaki farkı yıllar geçtikçe anlamaya başlıyorum. Genelde insan olarak geçici arzulara kapılıyoruz. İsteğin yoğunluğu öyle bir noktaya geliyor ki, “ben bunu artık kesin yaparım” duygusu bir şeylere başlamamıza neden oluyor. İstek, hızla içi boşalan bir balon gibi sönümlenince, ilgimizi çekmiyor. Kendimizi tanıma süreci bu düşüp kalkma anlarına son verme farkındalığını elde edinceye kadar devam ediyor.

Yoga yapma konusuyla ilgili hiç baskı hissetmedim, kendiliğinden oluşan bir disiplin gelişti. Matı isteyerek yere sererim ve üstüne çıktığımda hangi duruşları yapacağımı düşünmem. Gözlerimi kaparım ve aklıma gelen asanalarla akar giderim. Yoga bana yaşamla birlikte akmanın nasıl bir şey olduğu konusunda epey fikir verdi. Akışta zorlama yok, baskı yok, direnç yok, kendiliğinden oluşan bir doğallık var. Hadi yoga yapalım derken içimde bir çocuğun parka giderken duyduğu neşe oluşuyor çoğu zaman.

Yaşam her zaman kolay değil tabi ki… Bazı günler yataktan zor uyanıyorum, evden çıkmak istemiyorum işte abhyasa o noktada devreye giriyor. O matı yine de yere seriyorum. Ne isteyip ne istemediğini söyleyen sese kulak tıkıyorum. Kalbimdeki huzurlu alana odaklanıyorum.
Tiyatro kökenli olduğum için sahneye istemeden çıkmanın nasıl olduğunu bilirim. Sahneye o duyguyla çıkmak seyirciyle samimi bir bağ kurmanızı engeller. Bugün oynamak istemiyorum diyen tarafınızı hızlıca iyileştiremezseniz iyi bir performans gösteremezsiniz. Perde kapandığında sizi nezaketen alkışlarlar. Yaşamda ya da sahnede ne kadar samimi olduğumuz hemen hissedilir.

 İyi oyuncular çok çalışkandır. Düzenli olarak bedenleri üzerinde çalışırlar. Oyunculuğa duydukları aşkın hiç kaybolmadığını görürsünüz. Bütün oyuncu arkadaşlarım yoga yapsın isterdim. Beden denen enstrümanı kullanmanın, kontrol etmenin ve bir oyuncunun en çok ihtiyaç duyduğu akıl sakinliğinin yolu yogada saklı.

Disiplin denen ilkenin düzenli ve sağlıklı yaşama yolunda en önemli basamak olduğuna inanıyorum. Kendimiz üzerinde de hiç bıkmadan çalışmalıyız. İkinci adım vaıragya , bırakma, bağımlı olmama anlamına geliyor. Bizler alışkanlıklarımıza düşkünüz. Zararlı olanları bile tutuyoruz, o kadar da zararlı olmadıklarına ikna ediyoruz kendimizi. İnsan zararlı olan şeylere gösterdiği ilgiyi yaşamını düzeltmeye ayırsaydı daha mutlu olurdu.

Kimi zaman sağlıksız bir ilişkiyi kimi zaman zararlı gıdaları bırakmaya yanaşmıyoruz. Sağlıksız ilişki ruhsal gerginlikler yaratırken, kötü beslenme alışkanlıkları bedensel sıkıntılara yol açıyor.

Dönüşmeye, değişmeye giden yol çabayı bırakmamaktan geçiyor. Heves etmekle kalmamalıyız. Kendimiz üzerinde çalışmanın varlıksal gücü büyüttüğüne inanıyorum. Yaşamın anlamı o gücü ortaya çıkarmakta saklı. İçimizdeki güç, kendimizi sevmeyi idrak ettiren ilahi yönlendirmedir… 

İçsel güç uyandığı an dışarıdan beklemenin saçmalığını anlarız. Kendimiz için harekete geçmenin sonucu varoluşla uyum içinde yaşamaktır. Varlığıyla uyum içinde olan insanları hemen fark ederiz, etrafa da aynı dalgayı yayarlar. Onların yanında değerli hissedersiniz çünkü kendilerini severler.

Kendimizle ilgili meseleleri de bazen kendimizden yüksek bir güce bırakmayı öğrenmek gerekiyor. Çağımız insanının en büyük hastalığı kontrol delisi olmak… Hepimiz en ufak bir aksilikte, rutin bir şey aksadığında çileden çıkıyoruz. Her şeyi “ben” yapıyorum duygusu öyle köklenmiş ki içimizde, Tanrı’ya duyduğumuz teslimiyet tatlı bir masal sanki…

Teslimiyeti kadercilikle karıştırmaya, hayatımız için harekete geçmemeye “bırakmak”  diyoruz. Bu tam anlamıyla kendimize yalan söylemek. Evde oturup mutsuz bir şekilde beklemek ve ben işleri Tanrı’ya bıraktım demek varlığımıza ihanet etmektir. En sıkışık anlarda hiç pazarlık etmeden teslim olmak bırakmayı bilmektir. Oysa insanoğlu hep işine geldiği gibi yaşar. İstekleri yerine gelsin diye Yaradan’la ticaret yapmaya kalkışır.

“ Rabbim! Sen bana istediklerimi ver ben de sana kurban veriyim, bağış yapayım, fakir sevindireyim, açları doyurayım, cami yaptırayım…”


Kamil insan olmak yaşamlarımızın sorumluluğunu almaktan geçiyor. 

Nazlı Akın'la yoga dersleri İstanbul Yoga Merkezinde gerçekleşmektedir. Detaylı bilgi için akinnazli05@gmail.com adresine mesaj bırakabilirsiniz.