23 Temmuz 2015 Perşembe

Uyum

Bugün çok yakın bir arkadaşıma şu cümleleri kurarken yakaladım kendimi:

“Biz aslında kendimize inanmıyoruz Özlem, başkalarının bizim hakkında ne düşündüğüne inanıyoruz, arkadaşlarımızın dış görünüşümüz hakkında söylediklerine inanıyoruz, sezgilerimizi elimizin tersiyle itip, olayları başkalarının algısına göre anlamaya çalışıyoruz.

Biz içimize doğan, temiz sesleri duymazdan geliyoruz da yeni tanıştığımız birinin sözlerine inanıyoruz. Kendimizle ilişkimiz öyle tutarsız ki, iç sesimizin değerini bilmiyoruz. İşin acayip yanı ne biliyor musun? Bilge yanımız, kalbimiz aracılığıyla hala konuşuyor bizimle, küsmüyor, kaç kez söyledim dinlemedi demiyor, yargılamıyor, sabırlı bir öğretmen gibi bıkmadan şefkatle konuşuyor.

Aklımızı duymaya öyle alışmışız ki, kalbimiz küçük bir çocuk gibi tekrar etmek zorunda kalıyor biz işitene kadar. Kendimizden yüksek bir güce teslim olduğumuz nasıl da yalan… Kontrol etmek için çıldırıyoruz. Bir olay istemediğimiz gibi geliştiğinde içindeki inayete odaklanmak yerine “vay başıma gelenler” diyerek tepiniyoruz.

Şimdi soruyorum sana, Yaradan’a gerçekten inanmak bu mu? Kendimizi bu kadar az severken O’nu sevmeye çalışmak mümkün mü?”

Bu konuşmanın hemen üstüne sınavları gelmez mi, geldi çok şükür…

Her an varlığımla uyum içinde yaşamaya niyet ediyorum.

Nazlı Akın