Bu Blogda Ara

13 Aralık 2016 Salı

Ruhunuzu en son ne zaman yıkadınız?

Bedenimizin bahşedilmiş bir hediye olduğunu sıklıkla unutuyoruz. Çektiğimiz ağrılar, yaşadığımız hastalıklar; kapanmamış defterlerin, kalp kırıklıklarının , içeri hapsedilmiş öfkenin, unutulmamış acıların ruhtan taşıp bedenden içeri girmesini sembolize ediyor. Yaşadığımız her an çok kıymetli. İşte bu nedenle sürekli yazıyorum:
"Kendimiz üzerinde çalışmaya bıkmadan usanmadan devam etmeliyiz."
Kendimiz üzerinde çalışmak ne demek?

Öncelikle kendimizi çok iyi tanımakla yükümlüyüz. Ruhumuza ve bedenimize iyi gelenlerin tespitiyle işe başlayabiliriz. Yediğimiz, içtiğimiz her şey bedenden ruha salınımlar yapar. Düşünceler elle tutulmaz ama kalbe yansır. Bedeni besleyen gıdalar kadar ruhu besleyen düşünceler de temiz olmalıdır. Zihin yoğunluğuyla başa çıkamadığımız zamanlar "bir yol haritası" seçmek çok kıymetlidir. Yoga, meditasyon, zikir, dua etmek, yürümek, doğada zaman geçirmek, kitap okumak benim aklıma ilk gelenler ve her zaman faydasını gördüklerim...
Başka bir konu "ilişkiler". Aile, akraba, çocuk ve eş ilişkileri ruhun sürekli deneyim sahasıdır. İlişkilerde esnek ve hoşgörülü olmayı çoğu kez beceremiyoruz. İnsan genellikle kendi ihtiyaçlarına öncelik vermek eğiliminde. Ego penceresinden baktığımızda canımızı sıkan meselelere kalbin penceresinden bakabildiğimizde sevginin katılıkları yumuşattığını fark ederiz. İlişkilerde "empati" kurabilmek sevmekten bile önemli olabilir. Kendimizi bir başkasının yerine koymayı da çoğu kez unutuyoruz.
Yeni bir yıl geliyor. Yenilenmek ve dönüşebilmek için ruhun temizliğini de önemsemeyi öneriyorum. Her zaman yazdığım gibi:
"Ruhunuzu en son ne zaman yıkadınız?"
Nazlı Akın
Nazlı Akın'ın yazdığı Vecd isimli kitabı incelemek için linke tıklayın.
Bir mum yak! Şifaya yer aç! Gül bahçesinden içeri gir!

11 Ekim 2016 Salı

VECD TANITIM VİDEOSU



Dünyadan gelip geçen bir ziyaretçiyiz. Yaşam denen bu yolculukta herkesin hikâyesi kendine özgü… Her hikâyenin bir iklimi var. Kimi sert bir kışla yaşar ömrünü, kimi güneşli bir baharla. Masalları güzelleştiren de bu farklılıklardır.

Adım Melek, şüphesiz bu satırları okurken siz de kendinizden bir şeyler bulacaksınız. Ben herkesin, birbirinin kayıp parçaları olduğuna inanırım. O nedenle her kalp, kendi kalbime açılan bir kapı gibidir. Dedem söylemişti; yazılanlar ve okuyucu aynı hikâyede buluşunca ortaya çıkan bir sihir varmış. Bu öyle güçlü bir sihirmiş ki meleklerin yaptığı ışıklı büyüye şeytanlar elini bile süremezmiş.

Bana benzeyenlerle bir hikâyede buluşacağıma inandım. Okuyacağınız satırları dedem ve meleklerim doğduğumdan beri biliyorlardı. Hatırlayabilmem için sürekli yardım ettiler. Kilitleri açmak için kalbime cesaret tohumları eken sevgili dedeme adıyorum okuyacağınız kitabı. Ve herkesin kalbine saklanmış o küçük çocuklara…

Daima elimi tutan o şefkatli çocuğa…

VECD Nazlı Akın'ın ilk kitabıdır.


http://www.kitapyurdu.com/kitap/vecd-amp-askindir-dondurup-getiren/396237.html




17 Nisan 2016 Pazar

Ruhun doğası sessizliktir


Ruhun doğası “sessizliktir”.

Dinginliğe giden yol, bedenin, nefesin ve zihnin sakinleşmesinden geçer.

Nazlı Akın 



11 Nisan 2016 Pazartesi

İlahi Bir Güç

Doğanın bize anlattığı çok şey var. Toprağın sessiz dilini işitebilmek için onunla bağ kurmalıyız. Kendimle geçirdiğim en hakiki anların bir ormanda ya da parkta olması beni sürekli doğaya çekiyor. Yeşilin içinde şehrin tüm karmaşası geride kalırken, ruhum nefes alıyor, zihnim çabasızca geri çekiliyor. Bu öyle kıymetli ki! Kendiliğinden oluşan "mutluluk" hali tam bir "şükür" farkındalığı yaratıyor.

Günlük hayatın koşturması içinde "teşekkür etmeyi" sıklıkla unutuyoruz. Sadece sağlıkla nefes almak bile şükran duymamız için yeterli. İnsan genellikle olumsuz düşünme ve şikayet etme eğiliminde. Kendimi bu durumda yakaladığım her an "yorumsuz kalmak" dışında doğaya koşuyorum. Yargılamak da sık düştüğümüz tuzaklardan biri.

Yaşam akarken tarafsız bir gözlemci gibi hareket edebilmek, geliştirmemiz gereken yeteneklerimizden en önemlisi... Hepimizin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir "bilge" var. Onu ortaya çıkarmanın en kolay yolu "kadim bilgiyle" temas etmek.

Başımıza her ne gelirse gelsin sakin kalabilmek çok mu zor dersiniz? Bence bilginin ve sezginin getirdiği bilgelikle acılarımız "ilahi bir güce" dönüşüyor. Her sıkıntı O'NA giden yolda ilerlemeyi sağlıyor. Nefsin yanarak öze dönüştüğüne, çekilen hiçbir acının boşuna yaşanmadığına inanıyorum.

İyinin ve kötünün ötesinde bir anlayışı kucaklayabilmek niyetlerimle iyi bir gün diliyorum.

Nazlı Akın 


9 Nisan 2016 Cumartesi

Sevmeyi Öğrenmek

Sevmeyi öğrenmeden sorunları “sevgiyle” çözmemiz mümkün görünmüyor. Peki nasıl başarırız sevmeyi öğrenmeyi? Bence bu soruya verilecek en iyi cevap “araştırmaktan hiç vazgeçmemek”. Sevgiyi paylaşmanın sonsuz yolları var. Giderek yalnızlaştığımız, bağımlılıklarımıza gömüldüğümüz bir devre içinde yaşıyoruz. İnsan, insandan giderek uzaklaşıyor. Bağ kurmanın yollarını bulmak güzel bir çözüm. Eski komşuluk ilişkilerinde olduğu gibi samimi sohbetler başlatmalıyız. Bağ kurmanın en temel başlangıcı birbirimizi samimiyetle dinlemekten geçiyor.

Benim en sevdiğim bağ kurma yollarından biri de yolda tanımadığım insanlara gülümsemek… Kalpten kalbe saf bir aktarım. Merak etmeyin kimse deli olduğunuzu ya da mavi boncuk dağıttığınızı düşünmüyor. Zaten genelde güldüğünüz insanlar da size benziyorJ

Sevgiyi yaymanın en etkili yollarından biri de “hayvan sevgisi”. Bir köpeğim var bu nedenle sadece onlara dokunmanın bile sevgiyi hissetmenin en güçlü yollarından biri olduğunu biliyorum. Hayvanlarla iletişime geçmek ruhu hızlıca şifalandırır.

Bazen günü yakalayamazsınız; kısaca afyon patlamazJ Hemen doğaya çıkıp sönümlenen sevgi ateşini yakın! Ağaçların ve bitkilerin görünmeyen bir şifa kanalı olduğunu tüm kalbimle biliyorum. Ne zaman sıkışmış hissetsem bir ağaç “sevgiyi yeniden hissetmeye” vesile olur.


Bazen ruhunuz “ilahi aşk ateşinin” söndüğünü haykırır. İşte böyle zamanlarda manevi sohbetler ya da ruhu yükselten kitaplar o ateşi yeniden yakar. Birlik halini yeniden hatırlamak için nefsi susturmanın en iyi yolu kadim bilgiye sarılmaktır. Bilgi kanalıyla “bilge tarafımızla” iletişime geçeriz. İçimizdeki bilge tekrarlayan yaşam sorunlarımızın kaynağını bilir, çözümler sunar. İlahi lütufları, bahşedilmiş hediyeleri fark etmemizi sağlar. 

Kendimizle bağ kurabilmek en değerlisidir. 

Nazlı Akın 

5 Nisan 2016 Salı

Aşkın atlası

Hangi köşeyi dönsem, sana rastlıyorum!

Bütün yollar sana çıkıyor ve tüm köprülerin ayağını tutan güç sensin.

Gördüğüm bütün yüzler senin gibi gülümsüyor.

Gökyüzü, aşkının atlası…

Vadiler, genişliğinin tasviri.

Ormanlar nefesin!

Attığım her adımda beraber yürüdüğümüzü biliyorum.

İçimi kapladığını hissedebiliyorum!

Koşulsuz!

Sınırları tutan benim, hep söylediğin gibi!

Kapılarım sana bakarken, en yakın komşum olduğunu unutuyorum!

Yine de beni çok sevmeni istiyorum.

Saçlarım rüzgârda savrulurken ellerin geziniyor her bir telinde.

Aşkın kaplıyor ruhumu…

Bir nehir gibi sana akıyorum.

Nazlı Akın 


9 Mart 2016 Çarşamba

Tanrı dili

Hayat sana daima verir. "Senden bir şeyler aldığı" bakış açısıdır.
Paranı alır gibi görünür; esas ihtiyacını, parayla satın alamayacaklarını gösterir.

Sağlığını alır gibi görünür; varlığının sevgi ve şefkat açlığını gösterir.

Sevgilini alır gibi görünür; tek başına var olma, kendine yetme ihtiyacını gösterir.

Hayat, ana diliyle konuşur. Tanrı dili anlatmaz, gösterir.

Nazlı Akın 


15 Şubat 2016 Pazartesi

Hiçbir şey yapmadan sadece durmak da hayatın bir parçası

Hiçbir şey yapmadan sadece durmak da hayatın bir parçası… 


Acıyı kabullenmek yerine iki kadeh içmek neden? Bunca uyuşma isteği neden?

Hiçbir şey yapmadan sadece durmak da hayatın bir parçası… Yaşamın getirdiklerini ve götürdüklerini, sevinci ve hüznü, doğumu ve ölümü kabul etmek… Direnmemek! Söylenmeden, şikâyet etmeden yapmak… Hissederek yaşamak…

Hiçbir şey yapmadan sadece durmak da hayatın bir parçası… Sağlıklıyken bunu idrak edebilmek çok değerli... Aldığımız her nefesi son nefes gibi içimize çekmek ve tekrar nefes aldığımız için şükretmek…

Biraz duralım artık. Yerken, içerken, konuşurken, çalışırken…


Hiçbir şey yapmadan sadece durmak da hayatın bir parçası…

Nazlı AKın 

23 Ocak 2016 Cumartesi

Şükür

Her gün yeni bir renkle geliyor. Seviniyoruz, üzülüyoruz, şikayet ediyoruz, sıkılıyoruz... Şükretmiyoruz. Teşekkür etmiyoruz. 

Çoğu zaman günü yakalayamadan ellerimizin arasından kayıp gidiyor zaman. Hatalarımızı, karanlık taraflarımızı fark etmeden yaşam oyununda seviye atlayamıyoruz. 

Ruh olanlarla, olaylarla tekamül ederken, acıya odaklanmak yerine aldığımız her nefesin değerine odaklanmalıyız.

Varlığımıza iyi gelen ne varsa tespit etmeli,düzenli olarak içimize dönmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz.

Sağlıkla uyandığımız her sabah bir mucize!   
      
Adım attığımız her an bir mucize!

Şimdi gözlerimizi kapayalım, olan ve olmayan her şey için şükredelim. Her şeyin sahibine…

O'nun aşkı nefes alma nedenimiz olsun!


Amin.

Nazlı Akın 

19 Ocak 2016 Salı

Yıldız ol!

Gözlerini kapat! 

Şifalı bir ada , bulutsuz bir gökyüzü ol!

Parlayan güneş, geceyi aydınlatan yıldız ol!

Nazlı Akın