19 Mart 2016 Cumartesi

Şefkati yaymak

Mutlu olma çabasını bırakmak insanı çok rahatlatıyor. Hakiki mutluluk tanımlarının peşine düşmüş oluyoruz böylece. Nefsi mutlu etmek mi? Ruhu mutlu etmek mi? İşte bütün sorun bu...
Ruhun mutluluğu bütünsel bir yaklaşım sunar. Ruh doyunca beden de doyar; ekmeğin verdiği tokluğa benzemez ruhsal doyum, tam bir denge halidir. Dünyaya uyum sağlamanın, bağımlılıkları terk edebilmenin yolu bedeni ve ruhu eşzamanlı beslemekten geçiyor.
Diğer bir konu da "kendimizi bağışlamak"... Affedemediğimizi sandığımız kişiler "bizleriz" aslında. Kendimize şefkatle yaklaşabilirsek affedecek bir şey olmadığını anlayabiliriz.
Yaradan, dünya okulunda bizleri imtihanlarla sınar. Duygu ve düşünce farkındalığı önemli bir basamaktır. Daha yukarılarda sevgi ve şefkatin sarsılmaz gücü bekler. Hazır olduğumuzda ilahi güç varlığımızı kuşatır. Hazır olmak; çürümüş, bozuk duyguları bırakabilmek, dersin içindeki bilgiyi almak, hakiki ihtiyaçlarımızı fark etmek demektir. Yaradan'ın saf sevgisi kalplerimize gizlenmiştir ama oraya ulaşmak için de çaba sarfetmeliyiz. Şikayetleri şükre dönüştürebilmek için kendimiz üzerinde bıkmadan usanmadan çalışmalıyız. Varlığımızı anlama çabasını asla bırakmamalıyız.
Varlıktaki "öz" sevgi ve şefkatle parlar. Kalplerimizi açan her türlü eylem hizmetin bir parçasıdır. Gittiğimiz her yere sevgimizi götürmekle başlayalım işe... Sevgiyi ve şefkati yayalım, paylaşalım. İyi bir örnek olalım!
Huzurlu bir hafta sonu diliyorum...