17 Nisan 2016 Pazar

Ruhun doğası sessizliktir

Hayat bazen kendimize meydan okumaktır! Zaten değerli olan da budur, potansiyelimizi fark etmek ve ortaya çıkarmak.  İnsan ömrü çoğu kez ertelemeler, şikâyetler, yakınmalarla geçer.  Az sayıda insan cesaretle yeteneklerini geliştirir, tutkusunu arar, bulduğu anda dört elle sarılır.  Tembellikten paçayı sıyırmanın tek yolu onunla savaşmaktır. Atalet yerini “yaşama katılma isteğine” bıraktığında “barış” gelir. Hayatla barışmak hepimizi zengin bir iç dünyaya götürür.

Kalbin kapıları bir kere açıldı mı kolay kapanmaz. Ruhun bilgeliğine götüren yola o kapıdan giriş yaparız. Varlığımızın hatırlayan tarafıdır “bilge”.  Onunla temas etmenin çeşitli yolları vardır; sessiz zamanlar yaratmak, gözlerimizi kapatmak, doğada olmak, yazmak bunlardan birkaçıdır… Şehrin betonlaşması , ruhun betonlaşmasını beraberinde getirirken “sessiz, sakin anlar yaratmak” zorundayız. 

Ruhun doğası “sessizliktir”.

Dinginliğe giden yol, bedenin, nefesin ve zihnin sakinleşmesinden geçer.

Nazlı Akın