20 Ocak 2018 Cumartesi

Yoga Yapan Kadınlar (Birinci Bölüm)

DAĞ DURUŞU

“Kendisine hâkim olamamışların karşısına, kişinin kendisi dışsal bir düşman gibi çıkar.”

Bhagavad Gita

Neriman Hanım pencereden karşı apartmandaki daireyi dikizliyordu. Yandaki odada da kocası Turgut Bey aynı işi yapıyordu. O daire, perdesi olmayan bir yoga stüdyosuydu. Yoga yapan kadınlar eğiliyor, bükülüyor, açılıyor, kapanıyor, şekilden şekle giriyordu. Neriman Hanım kendi kendine konuşmaya başladı:

“Ne yapıyorlar anam bunlar her gün her gün. Her tarafları ortada. Cık. Cık. Popolara bak. Karpuz gibi. Tövbe, tövbe. Allah günah yazmasın. Bir perde takar insan. Ayıp vallahi. Ne biçim iş bu… Oh! Hayat size güzel vallahi. Biz temizlik, çamaşır derdinde, siz kıçınızı dikleştirmenin derdinde. Cık cık.”

Temizlik hastasıydı Neriman Hanım. Bir elinde bez, öbür elinde süpürge. Orayı siliyordu, öte taraf kirleniyordu. Öte tarafı siliyordu, diğer taraf kirleniyordu. Bitmiyordu anam. Bir türlü bitmiyordu.

“Ay, ocakta yemek vardı. Yine daldım bunlara unuttum” dedi, ayağı kovaya takıldı, sıçrayan su çoraplarını ıslattı.

“Aferin Neriman aferin vallahi. Of of. Elin işte gözün oynaşta olursa olacağı bu.”
Çıkardı çoraplarını kirliye attı. Yemeği hatırladı. O, koşar adım mutfağa gidedursun Turgut Bey yoga yapan kadınları izliyordu.  O sırada biri bunu fark etti.

“Bize bakıyor” dedi Nazan, "Gördüm"!

Kadınlar pencereye baktı, Turgut Bey içeri kaçtı.

Normal bir yoga dersi olsaydı fark etmezlerdi belki. Ama yoga eğitmenliği sertifika programındaydılar.  Eğitmenleri Begüm, asanaları önce kendi gösteriyor ardından onlar yaparken tek tek gelip eliyle düzeltiyordu. Hiza çok önemliydi ne de olsa.

“Küçük dokunuşlarla dersinize gelenleri rahatlatabilirsiniz” dedi Begüm Hoca.
Aşağı bakan köpek duruşunda yine çişi gelen Nazan doğruldu.

“Gözü kör olasıca sistit” dedi içinden. “Canıma yetti.”

İğne gibi batan sıvıyı bir an önce boşaltmak için terliklerine uzandı. İşte tam o anda Turgut Bey’le göz göze geldi. Diğerleri gülüp geçmiş, aldırış etmemişti bu yaşlı röntgenciye. Nazan sinir olmuştu ama. Ben ona gösteririm gününü diye düşündü. Ne de olsa aynı apartmanda oturuyorlardı. Tango Apartmanı, 42 numara. Suadiye’nin güzel sokaklarından birinde, kentsel dönüşümden çıkmış, yenilenmiş dairelerinde.

Nazan ikisini pazar arabalarıyla çarşıdan dönerken görmüştü birkaç kez. Turgut Bey’ler kızları Aslı’nın yatırım amacıyla Tango Apartmanından aldığı  bu eve taşınmıştı. Kira da ödüyorlardı tabi. Damada gebe kalınmazdı. Kendi dairelerinin olduğu apartman da yıkılmıştı. Aksilik oldu. Yenisini bir türlü yapamadı müteahhit...

Kiraya çıktıkları ev de geçen ay yıkılınca buraya taşındılar. Bir ay önce Nazan da üst katlarına kendi dairesine yerleşti. Nazan ünlü bir dublaj sanatçısıydı. Ellili yaşlara merdiven dayamış, hiç evlenmemiş huysuz bir kadındı. Sesiyle çok övünürdü. Dublajın kraliçesiydi.Fazla oturmak bedende ağrı yapar. Dublaj da öyle bir işti. En pisinden. Boynun mikrofana uzanırken ağrırdı. Rahatsız sandalyelerde sırtın eğrilirdi. Tozdan gözlerin yaşarırdı. Stüdyolar pisti. Kulaklıklar terden nemli. Koltuklar oturmaktan aşınmış. Neyse konuyu dağıttım.

Nazan her tarafı ayrı ağrımaya başlayınca, evinin karşısına birkaç sene önce açılan yoga stüdyosuna yazıldı. O zaman Tango Apartmanı kentsel dönüşüme girmişti,  yan sokakta kiracıydı. Altı ay yoga yaptı. Ben bu işi iyice öğreneyim dedi. Yoga eğitmenliği programına yazıldı. Apartman bitti. Yeni dairesine taşındı. Hayatım değişiyor diye düşünüyordu. Yeni ev, yoga eğitmenliği. İşaretlere inanırdı.  Yıllardır yeni bir şey olmuyordu. Her şey aynıydı. Her gün aynı pis stüdyolara gidiyor, saatlerce nefes tüketiyor, konuşuyor, konuşuyordu.
Nazan koşarak mesaneyi boşaltmaya gittiğinde Neriman Hanım da mutfağa koşuyordu. 

Nazlı Akın 

Devam edecek