23 Ocak 2018 Salı

Yoga Yapan Kadınlar (Dördüncü Bölüm)



Ah Neriman!

"Canı söyletmek istiyorsan söylet dili..."

Mevlana


Neriman, kızına babasını şikâyet ediyordu telefonda.

“Çıldırdı bu senin baban. Yetmiş beş yaşında yagaya başlayacakmış. Koroya katıl, kitap yaz, sinemaya, teyatroya git anlarım. Amma, adam yaga diyor başka şey demiyor. Tutturdu özel ders alacağım diye.”

“Beraber başlayın anne. Neden aşırı tepki veriyorsun? Çok faydalı hem yo-ga. Sizin yaşınıza göre olanı senin pencereden izlediğin gibi değil. Onlar eğitmen olacaklarmış. İleri seviye yoga o yani.”

“Sen nereden biliyorsun seyrettiğimizi? Baban söyledi değil mi? Seni aradı, ananla aramızda köprü ol dedi değil mi?”

“Anneciğim ne ilgisi var ya? Senin de rızan olsun istiyor. Günahını alıyorsun adamın. Beraber gidin işte. İki kişi için de fiyat aynıymış.”

“Kaç para ki bu?”

“Saati yüz lira.”

“Pes! Adam lüzumsuz masraf icatçısı.”

“Neden? Paranız mı yok? Fakir misiniz?”

“Sen hep babanın tarafını tut kızım. Dokuz ay karnında taşıyan oydu çünkü seni. Öğürmekten içimi dışarı çıkardın. Kafan o kadar büyüktü ki beş doktor anca çekebildi seni dünyaya. Geceleri uyumazdın, saatlerce ağlardın. Meme uçlarım nasır oldu; cuk cuk emmeden duramazdın çünkü.”

“Aman anne ya yine duygu sömürüsü yapma Allah aşkına. İyi, teşekkür ederim, hakkın ödenmez ama konuyla ne ilgisi var?”

 “Baban dikizliyor o kadınları. Ayıp, yaşından başından utansın.”

“Anne dikizlememiş, merak etmiş seyretmiş. Babam öyle bir adam değil ki, kadınların orasına burasına baksın. Kaç yıllık kocanı tanımıyor musun?”
“Tanıyamamışım. Azdı kudurdu yetmişinden sonra.”

“Anne sana laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan daha zor. Ne kadar kıskançmışsın ya. Sen bilirsin, babam Salı günü özel derse başlıyor Begüm Hanım’la. Özlem’in de hocası Begüm.  Hani çocukluk arkadaşım olan, ortağım Özlem, annesi Şefika kırk yıllık dostun. Onun bulduğu hoca, senin kocanı baştan çıkarır mı sence?”

“Ne haliniz varsa görün. Kapatıyorum şimdi, işim var.”

Telefonu kapattıktan sonra söylenme grafiğini yükselten Neriman, kocasına sövüyordu. Evde değildi ya rahattı.

“Allah seni bildiği gibi yapsın Turgut. Bu yaştan sonra yagaya başlayacağım sayende. Sırf sen elalemin kadınıyla baş başa ders yapma diye. Bu adam hep bir tuhaftı zaten. Gençken de nelere heves etti.  Kunduracılığa merak sardı, ayakkabı yapmayı öğrendi. Bozacı olmak istedi, “Vefa” bayiliği almaya kalktı. Yorgancılığa heves etti, on gün yorgancı Yusuf’un yanında çalıştı. Otelciliğe heves etti, beni de peşine taktı, İzmir’e gittik. Üç ay otelcilik yaptık. Sıkıldı. Hepsinden sıkıldı. Bundan da sıkılır.
Şu Şefika’yı arasam konuşsam. O da gelir belki…
Ah Neriman yine fırındaki keki unuttun. Yandıysa affetmem seni. Aş erdim ayol kakaolu kek diye.”

Fırına koştu, kek yanmamıştı. Kıl payı kurtardık diye düşündü. Hemen çıkardı, soğumaya bıraktı. Bir elinde toz bezi, bir elinde “Ayten” vardı. O telefon markasını söylemeyi beceremediğinden, isim takmıştı, “Ayten” diyordu. 

Şefika “alo” dedi.

“Şefoş, napıyorsun anam?”

“Ne yaparım ben Neriman? Temizlik yapıyorum. Kaç gündür sesin çıkmıyordu, iyi misiniz?”

“Nasıl iyi olunur ki bu evde? Benimki tutturdu yagaya başlayacağım diye.”

“Yaga değil yoga.”

“Neyse ne. Senin kızın arkadaşının bizim apartmanın karşısına stüdyosu varmış.”

“Begümü mü diyorsun?”

“He Begüm ya bildin."

“Turgut da âlem vallahi... Bu yaştan sonra nereden çıkmış ayol?”

“En son dondurmacılığa merak sarmıştı hatırlıyorsun değil mi? Ne güzel dondurmaydı o kız. Keşke yine öyle bir şey olaydı. Bu sefer kafayı sıyırdı. Ömrü uzatıyor diyor. Kireçlenmeye iyi geliyor diyor. Tutturdu yani. Begüm’den özel ders alacakmış. Bizde mi gitsek diyorum Şefoş.”

“Yok anam ne yogası. Özlem’le Aslı yapsın, bu yaştan sonra uğraşamam hiç.”

“Neden kız? Ücretini biz şey edeceğiz. Bedava yani.”

“Sen neden illa gitmek istiyorsun ki? Yoksa kocanı mı kıskanıyorsun?”

“Ne kıskanması be… İyi gelir belki bana da. Sırtım ağrıyor çok. Ondan yani.”

“İyi siz gidin karı koca, ben gelmem. Üşenirim.”

“Fena mı olur, üç beş kilo verirdik belki.”

“Yoga zayıflatmaz. Yanlış biliyorsun.”

“O karılar incecik ama.”

“Bir şey yemiyorlar da ondan Neriman. Biz de kuş kadar yiyelim bak nasıl zayıflıyoruz. Ayrıca Begüm çok hanımefendi kızdır, için rahat olsun.”

“Ya ne ilgisi var Şefika? Aşk olsun. Sana da bir şey söylenmiyor.”

“Hadi çok işim var, sonra ara. Ya da yarın kahveye gel.”


“İyi kapat ben de temizlik yapıyorum zaten. Gelecek olursam haber ederim yarın.”

NAZLI AKIN 

DEVAM EDECEK