3 Ocak 2018 Çarşamba

Zamanın kalbi

Zamana ayak uyduran biz miyiz? Zamanın ayağı bize mi bağlı?

Saniyelere, dakikalara, saatlere, haftalara, aylara, senelere gizlenen “zaman”, çok katmanlıdır. Doğurgandır.

Rüya zamanıyla hayattaki zamanın farkı algımız için kıymetlidir.
Zaman esner. Donar. Akar. Suya benzer. Girdiği kabın şeklini alır belki de. Zaman, onunla aktığımızda en iyi arkadaşımız olur. Sıkıntıdan patladığımızda en büyük düşmanımız…

Gençsek “güzelliğimiz” olur, yaşlıysak “kırışıklarımız”. Kullanmayı öğrendiğimizde “bilgelik”, boşa harcadığımızda “cehalet”.

Yürüdüğümüzde “yolculuk”, durduğumuzda “tembellik”…

Bıraktığımız zaman “yenilik”, yapıştığımızda “yerinde saymak”.


Şefkatli bir anneye, bilge bir babaya sahip olanlar zamanın çocuklarıdır. Zaman ailedir. Ataların kutsal mirasıdır. Zaman, ait olduğumuz yerde, kalbimizde karşılık bulur en çok. Onu içeride aramak, bedene, sezgi, erdem, huzur, bilgelik, sevgi, aşk, şefkat olarak yansır.

En çok gözlerin içindedir zaman. Soru soran, meraklı bakışlardadır. Zamanın değerini bilmeyen, kendi değerini de öğrenemez.

Yoga yaptım, zamanla söyleştim. Biz kalbimize aitmişiz. 




Nazlı Akın