Bu Blogda Ara

17 Şubat 2018 Cumartesi

Menekşe

Giderek zorlaşıyordu nefes almak Gülizar için. Menekşe'yi terk ettiği gün kıyameti olmuş, yakasına yapışmıştı. Bazen göğsünde, bazen aklında oluşan bu daralma, kendine duyduğu öfkeyi perçinliyordu. Menekşe'yi sokağa bıraktığı gün, çocuğunun “hayallerinin katili” olacağını düşünüyordu. Ünlü bir şarkıcı olmak için "halkın seçtiği sesler" yarışmasına katılacaktı.
Gülizar, gözü kör olasıca Ecmel'in koynuna girdiği gün biliyordu aslında. “Bu adama güvenilmez” diyip durdu kalbinin sesi. “Yapma.”
Ecmel, her gece sahne aldığı izbe yere gelir, gözlerini orasına burasına dikerek seyrederdi oradaki kadınları. Ecmel zengindi ama kaç yazar? Kumaşı bozuktu. Gülizar'ı hamile bıraktığı günden sonra ortadan kayboldu. Hiç var olmamış gibi. Menekşe sokakta doğdu. Annesi onu kendinden değil Ecmel'den bildi. Doğduğu yere bıraktı.
Yarışmaya katılmak için koca şehir İstanbul'a giderken uykularını delik deşik eden o rüya sararan yüzünün sebebi olmuştu.
Menekşe ağlıyordu rüyasında. Gül yüzü morarmaya başladı. Gök gürültüsü, yağan yağmur, soğuk kanını emdi bebenin. Bedeni kaskatı oldu. Gülizar’ın göğüslerinden akan sütler beyaz uzun kumaşlara dönüştü. Tuttu bir ucundan Gülizar, yürüdü. Kendini sarıp sarmalarken, bebeğini bıraktığı yerden giderek uzaklaştı. Bir denizin kıyısına vardı. Menekşe yok oldu. Silik bir iz, leke gibi. Hiç var olmamış gibi. Kumaşlar söküldü. Geri dönemedi Gülizar. Denize bakıp hıçkırarak ağladı.
El kadar bebeği sokağa bırakan Gülizar “halkın seçtiği” ses olamayınca geldiği yere geri döndü. Bebeğini bıraktığı yere gitti. Hiç iz yoktu. Olduğu yere çöktü, bir ağıt yaktı yanık sesiyle. Belki de ilk kez hissederek söyledi, kalbiyle, ruhuyla…

“Fırtına savurdu bebeğimi.
Rüzgâr süpürdü.
Yağmur yıkadı.
Tohum kadardı eli.
Çiçek gibiydi yüzü.
Gül kokulum.
Gitti.
Sele kapıldı.
Toprağa karıştı.”

Nazlı Akın 


Kaymak Taşı

Çocukken sek sek oynardı. Kaymak taşı bulunca sevinir, yerden alıp saklardı. Çocukluğumun geçtiği sokaklar diye düşündü, mahallede yürürken. 
Ortanca Sokak, 22 numara, Ihlamur Apartmanı. 
Şişe çevirmece oynarken öpmüştü Töz onu. Töz annesiyle yaşadığı Ihlamur Apartmanı'na taşındıktan altı ay sonra, ortadan kayboldu. Babasının onu kaçırdığını söylediler. Annesi Peri Hanım aklını yitirdi oğlu gidince. Bakırköy'e kaldırıldı. İkisini de bir daha hiç görmedi Menekşe. 
Ortanca Sokak'tan her geçişinde o öpücük konuşuyordu Menekşe yerine. Töz'e giden bir yol varsa bul onu diyordu. Umudunu yitirme. Kim aramaktan vazgeçerse çaresizdir. Yorulmadan arayanlar mutlaka bulur. Ama aradığını ama karşısında duranı. Yolculuk her zaman üstünü örttüğün sandığın kilitlerini kırar.
Menekşe biliyordu da korkuyordu. Bulmaktan. Bulunca yeniden kaybetmekten. 
Kaymak taşını yerden aldı, sek sek oynadı yaşına aldırmadan. Gözlerini kapadı. Töz onu yumuşacık öptü yeniden. Gözlerini açtı. Bir öpücük dedi, bir ömre bedel olabilir mi?