Bu Blogda Ara

27 Ocak 2019 Pazar

Kim Bu Yıldız?


İkinci Bölüm 


İşte bu rüya günlerdir kafama takılıyor.

Kim bu Yıldız? Neden bana ikizim kadar benziyor. Onu rüyamda görünce oluşan sevgi dalgasının anlamı ne? Beni fark etmesini istiyorum.

Gençliğim boyunca iyi bir yazar olmayı diledim. Hayal kurmakla yetindim, kâğıdı kalemi elime almadan… Babamdan kalan yüklü miktarda para ve üç lokantanın sunduğu konfor dikkatimi başka yönlere çevirdi.
Lokantalardan ikisiyle erkek kardeşim Ozan ilgileniyor. Avrupa yakasındakiler onun kontrolünde.  Anadolu yakasındaki lokanta, benim  için büyük övgü kaynağı. Tepeden tırnağa yenilediğim imajı, menüsü, mimarisiyle babamın ölümünden on yıl sonra şöhretini ikiye katladı.
Maddi anlamda kazandığım başarıyla iç huzuru yakalayamayınca, çocukluğumdan beri düşkün olduğum kitaplarla avunmaya çalıştım. Ruhumda kapanmayan bir boşluk var, her şeyi yutan bir boşluk. Öyle mutsuzum ki yogaya başladım. Yoga zihnimi biraz yatıştırdı ama boşluk kapanmadı. Ne çıktığım yolculuklar, ne gittiğim terapistler işe yaradı.
Aynadan uzaklaştım,  cep telefonuma gelen mesajlara baktım. Hiçbiri önemli değildi, cevaplamansa da olurdu… Yine insanlardan uzaklaştığımı hissettim. Eskiden, başarılarımla övündüğüm yıllarda, bu davetlerde boy göstermeye bayılırdım. Giderek içi boşalan bir balon gibi, ilgim de hevesim de sönüp gitti.
Bu davete katılmasam ne olur? Neler yaşanacağını ezbere biliyorum.
Neden gidiyorum ki?

Söylesene neden gidiyoruz bu partiye? Sana soruyorum, kendini bir yerlerde göstermeye amma da meraklısın.

Sevgili kendimin, sürekli sözünü dinlediğim ebeveyn parçası.

Hepsi eski arkadaşlarım biliyorum. Beraber büyüdük ama artık büyüdük değil mi? Onlar büyümekle kalmadı, evlendi, çocuk yaptı. İstanbul’un en itibarlı semtlerinde evleri oldu. Oldu da ne oldu? Hangisi eşya peşinde koşmuyor? Soruyu değiştiriyorum; hangisi kalbinin sesine kulak veriyor? Hala şansım var. Neden izin vermiyorsun bana? Bu kokuşmuş ilişkilerin midemi bulandırdığını görmüyor musun? Böyle devam edemeyeceğim. Yoruldum. Başka biri olmayı istemekten yoruldum.

Düşüncelerimi bölen telefon sesiyle sıçradım. Arayan ağabeyim Ozan’dı, açmadım. Son zamanlarda lokantaya uğramıyorum. İşleri, eski arkadaşım Suzan’a emanet ettim. Bazı insanlar hayatı sorgulamadan, önüne ne konsa yiyerek, şikâyet etmeden yaşamayı beceriyor. Suzan öyle biri…

“Sen kafanı boşalt, dinlen biraz” dedi. “Ben ne güne duruyorum? Maaşım dolgun, mekânı seviyorum, daha ne olsun?”

Evde geçirdiğim zamanlar fark edilir derecede çoğaldı. Hakkımda bazı dedikodular çıkmaya başladı. Gerçeğin yanından bile geçmeyen, insanların duymaya bayıldığı şeyler. Kimi büyük bir aşk yaşadığımı söylüyor, kimi hastalandığımı.

Üstümdekileri çıkarırken gözüm topuklu ayakkabılarıma kaydı. Bundan sonra sadece spor ayakkabı giymeye karar verdim. Artık davetlerde boy göstermeyeceğim. Kafamın içindeki savaştan yorgun düştüm. Daha fazla içime çekilmek istiyorum. Zamanı küstürdüğümü hissediyorum. İnsanın elinden tutacak düşleri olmalı.

Devam Edecek


Nazlı Akın