Bu Blogda Ara

5 Nisan 2019 Cuma

Küçük Bir Sıçrama


Bu içsel sıkıntı, “Zaman’la” didiştiğim için yakamı bırakmıyor. Zaman’ı, aklımla anlama çabasına son vermeliyim. Anlaşılmaz olduğunu, genişleyerek hayatıma yayıldığını, her yeni gün beni yutmaya biraz daha yaklaştığını biliyorum. Yine de, zamanda sıçrama hakkım olsaydı, kesinlikle doğmadan önce bulunduğum yeri ziyaret etmek isterdim.

Zaman’ın, takım elbiseli yakışıklı adamları “küçük bir sıçramanın aramızda lafı mı olur?” demediler. İyi gizlese de mafyadır zaman. Gizli teşkilatının en tepesinde oturur, sadece istediğiyle görüşür. Onun ilgisini hak edenlerle. Tahsil ettikleri her gün ömürden düşerken, sürekli yeni haraçlar icat eder durur.

Bana, “Zaman’la didişme” diyorlar, kendine yazık. Seni tanımıyor bile ama kulağına giderse iyi olmaz. Yer altındakilere bulaşmak istemezsin. Anlamadıkları bir şey var, hepimiz hakkında kayıt tutuyorlar. Bizi bütün olarak tanıyorlar. Bize bütün olarak hizmet ediyorlar. Ruhu kemiren dişlerini görmek için bakmak gerekiyor. Bakınca görebilir miyiz dersin? Bakmak da yetmiyor. Gözlerini feda etmelisin. Hiç kullanmadığın gözlerin onları görebilir.

Biz bazen onları görebiliyoruz. Rüya yoluyla.  Zaman, geçenlerde annemlerin evine görünmeyen adamlarını yolladı. Önce evdeki kahve tepsisi havalandı, annem şaşırmak yerine aile yadigârı tepsiyi kovalamaya başladı. Güler misin, ağlar mısın? Balkon kapısı kendiliğinden açıldı, kapandı. Tepsi teslim olmak yerine annemi uğraştırıyordu o ara. Babamın ayaklarına örttüğü battaniye bir yılan edasıyla kıvrılarak ayaklarımdan yukarı çıkmaya başladı. Aşağı indirdim, yukarı çıktı, aşağı indirdim yukarı çıktı. Nafile, kaçmaya başladım, kovalamaya başladı. Kız kardeşimin pembe valizi takla atarak önümü kesti. O sırada içeride uyuyan anneannem uyandı, çantaya bir tekme savurdu:

“Size söyledim, bana inanmadınız. Evi ziyaret ediyorlar dedim, sürahinin içindeki akrepten söz ettim. Sen ne dedin yavrum?”

“Akrep suda yaşar mı?” dedim.

“Valiz takla atar mı yavrum? Battaniye bedenine sahip olmak ister mi?”

Anneannem haklıydı, Zaman’ın ilk ilişkisi onunla gerçekleşti. Battaniyeden kurtulamıyordum. Anneannem battaniyeyi kendine çekti, dişledi, sökmeye başladı. İpleri bileğine doluyordu. Annemin tepsisi hızla yere çakıldı. Valiz durdu. Babamın uykusu hafiftir ama uyanmamıştı. Kadınlar yine büyük iş başardı diye düşündüm. Kız kardeşim eve dönünce olanları gizlemeliyiz. Takla atan bir valizle seyahat edemez ki.

Zaman, aileme musallat olmuştu ama benim süper bir anneannem vardı. O didişerek de olsa bu gecelik bir aile dramını önlemişti. Yine de kurduğu son cümle beni hayretler içinde bıraktı:

“Zaman’ın adamlarından biri seninle konuşmak istiyormuş. Söktüğüm battaniye söyledi.”

Neden ben bilemiyordum ama acayip bir merak duygusu kapladı benliğimi. Uyandım.

Nazlı Akın