Bu Blogda Ara

8 Nisan 2019 Pazartesi

Aile Dizimi


Yaklaşık bir ay önce tuhaf bir rüya gördüm. Evimde daha önce görmediğim ama holde yerde oturmasını hiç yadırgamadığım bir erkek oturuyor. Siyah uzun paltosuyla savaştan yeni çıkmış bir hali var. Ona neden koltuğa oturmadığını soruyorum, cevap alamıyorum. Bu rüyadan sonra aile dizimini araştırmaya karar verdim ama tuhaf bir şekilde yapmadım. Rüyadan günler sonra eski arkadaşım Sevil, facebook üzerinden bana bir davet gönderdi. Kadıköy’de, bir danışmanlık merkezinde  “aile dizimi” yaptığını, katılmak isteyip istemediğimi sordu.  Ertesi gün Sevil bana geldi, kahve içtik, sistemin tarihçesini, işleyiş şeklini konuştuk. Pazar günü buluşmak üzere sözleştik ama grip oldum gidemedim.  
Bugün neden bir ay önce değil de bugün gittiğimi anlıyorum. Bazı çalışmaları kimlerle yaptığınız  kaderseldir, yolları mutlaka kesişecek bu insanlar zamanı gelince bir vesileyle buluşur ya da buluşturulur. 

Güneşli bir Pazar günü sabahın on birinden akşamın altısına kadar dokuz kişilik bir şifa ekibinin içindeydim. Aile diziminde neler olup bittiğinden söz etmeyeceğim, hikâyeleri izinsiz anlatamam ama her açılımın kutsal bir yaratıma dönüştüğüne tanıklık ettim. Kutsallığı, büyük dönüşüm potansiyelinden ve güçlü şifasından kaynaklanıyor.

Ben bugün açılım yaptırmasam da, katılımcı olarak alanın içinde yer almanın bile büyüleyici olduğunu itiraf etmeliyim. Grubun uyumu, şefkati, hoşgörüsü, sabrı, cesareti beni yüreklendirdi. Geçmişimizin, benzer ebeveynlere sahip olmanın getirdiği yakınlık aramızda kolayca tutuşan sevgi alevini körükledi. Günün sonunda aile diziminin ne olduğunu ne işe yaradığını anlamak için neden bu kadar beklediğimi anladım. Ben bugünkü grupla buluşmayı beklemişim. Her birine en içten teşekkürlerimi yolluyorum.

 Sevil’in yumuşacık enerjisiden, konuya olan hakimiyetinden, sabrından, samimiyetinden de çok etkilendim. Bu tip çalışmaları kimin yönettiği çok önemli. Beni müşteri olarak gören danışmanlardan, yoga stüdyolarından, enerji terapistlerinden daima uzak durdum. Sevil’le çalışmak, güvenmek çok kolay, tanışırsanız bana hak vereceksiniz.

Nazlı Akın 

Aile diziminin ne olduğunu bilmeyenler için Ayşe Arman’ın , Mehmet Zararsızoğlu’yla yaptığı röportajdan bir bölüm paylaşıyorum.

 Hepimizin bir aile matrisi var. Nedir bu? Geçmiş nesillerimiz. Anne ve babamızdan gelen birinci dereceden kan bağıyla bağlı olduğumuz akrabalarımız. Halalarımız, teyzelerimiz, amcalarımız, büyük amcalarımız, dedelerimiz, anneannelerimiz... Onlar, güzel şeyler de yaşamışlar  travmalar da. Evlilikler, düşükler, küçük yaşta ölümler, göçler, evlat verilmeler, hatta cinayetler. Hayat, onlara ne getirdiyse, hepsi o matriste yer alıyor. Genlerimiz kalıtımsal yolla geçiyor ya, geçmişte aile matrisimizde vuku bulan, cinayet, göç, kayıp ve diğer travmalar da sonraki gelen nesillere devroluyor. Farkına bile varmadan, kaderi kötü bir dayıyı, amcayı, hatta bir büyükbabayı bir şekilde temsil ediyoruz.
 Biyolojide “morfik rezonans” diye bir kavram var. İngiliz biyolog Rupert Sheldrake, canlıların dünyasındaki her şeyin bir yerde kaydolduğunu söylüyor. Yaptığımız her şey kayıt altında. Dünyada sır yok. Kuantum fiziği de, zamansızlık ve mekansızlık ilkesinden söz ediyor, hiçbir şeyin dünyada kaybolmadığını ve tekrar ettiğini anlatıyor... Eğer geçmişine dönüp bakmıyorsan, büyük resmi bilmiyorsan, görmüyorsan, sistemdeki kayıtlı bilgilerden habersizsen, ilgisizsen, dile getirmiyorsan, anlatmıyorsan, konuşmuyorsan, bu mekanizma çalışıyor ve çok kuvvetli bir şekilde, aile büyüklerinin kaderleri yeni nesillere sirayet ediyor. Ama çoğunlukla insanlar bunun farkında bile olmuyorlar. Geliyorlar, görüyorsunuz gayet düzgün insanlar, en iyi okulları bitirmişler, yaldızlı diplomalara sahipler, ama hiçbir şekilde içsel boşluktan kurtulamıyorlar.”