Bu Blogda Ara

8 Haziran 2019 Cumartesi

İkigai ya da yaşam amacı

"Neden dünyaya geldim?" sorusu, anlam peşinde koşan her yetişkinin cevabını aradığı kadim bir soru. 2012 yılında, bir meditasyon sırasında gördüğüm vizyon sonrası, yazdıklarımı paylaşmaya başladım. 2016'da ilk kitabım Vecd basıldı. Haziran ayında da, ikinci kitabım "Kalbe Eşlik Eden Adımlar" matbaadan çıkıp ellerime doğacak. Yaşam amacımız, yazmak ya da ekmek pişirmek olabilir. Resim yapmak ya da şarkı söylemek olabilir. Masal anlatmak ya da film çekmek olabilir. Eğer hâlâ yaşam amacımı bilmiyorum diyorsanız çocukluk hayallerinizi hatırlamaya çalışın. Bulmak, daimi mutluluğumuz ve ruhumuzun rahatlığı için çok önemli... Orayı sizden başka kimsenin giremediği kutsal bir yer olarak düşünün. Mesela ben yazarken kendi kutsal bölgeme geçiş yapıyorum. Orada zaman yok. Orada sadece akmak, akmak daha çok akmak var.
Hayatı en iyi anlatan kelime bence "akış". Akışın önünden çekilip, aşkla yaşayalım. Hayatlarımıza da aşık olalım.

Nazlı Akın 

Mutluluk daima kalbin kararıdır

"Mutluluk daima kalbin kararıdır."
Aida

Beni her sabah yataktan kaldıran, mutluluk içinde bırakan, günlerime anlam katan en iyi yönüm yani "İkigaim"; yazmak. Victor Frankl'ın logoterapi yöntemiyle hastalarını yaşama döndürmesinin esası da bu ilke; kişinin ikigaisini keşfetmesi ya da bunu görev edinmesi. Uzun ömürlü Japonların İkigaisini bularak neşe içinde yaşaması tesadüf olamaz.
İnsanın gerçek açlığı mideden gelmez. Bazı soruların cevaplarını araştırmak, bulmaya çalışmak , ruhun açlığını giderir. Kadim soru, "neden dünyadayım?" sorusu. Cevabı bulanların hayatı kutsanacak buna eminim.

"Güzelliği mükemmellikte değil, kusurlu ve eksik şeylerde aramalıyız", diyor kitapta. Japonlar kusurlu ya da kırık çay fincanına çok değer verirmiş. Mükemmellik takıntısı ağır bir yük. Onunla yaşamaya alışmak yerine ezber bozmak bana iyi geliyor. Bazen evin biraz dağınık olmasına izin veriyorum. Lavaboda bir iki kirli kahve fincanı bırakıyorum. Tangonun tüylerini süpürmek en büyük takıntım.🤣 Çok nadir de olsa tüylerin özgürce uçmasına izin veriyorum. Küçük kusurların mükemmellik algıma darbe vurması yavaşça da olsa etki ediyor. 

İtiraf ediyorum, takıntıları bırakarak yaşamak çok güzel. Olanın olmasına izin vermek, kontrol edemeyeceğim şeyleri akışa teslim etmek... Buna çok ihtiyacım var.



Nazlı Akın