Bu Blogda Ara

25 Ekim 2019 Cuma

Bedenden Ruha


Bazı hikâyelerin samimiyete ihtiyacı var. Hepimizin hikâyesi “bedende” başlıyor. Sadece yemeğe ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz bedenin hikâyesini bir de kendi ağzından dinlesek neler söylerdi? Ağlayan kemikler, söylenen kaslar, şiddetle haykıran dizler, sızlayan tendonlar, yorgunluktan bitmiş ama işitilmemiş ayaklar…

Beden sadece gıdayla beslenemez. Güzel bir manzara bedeni besler. Güzel kokular bedeni besler. İyi şarkılar bedeni besler. Sevdiklerimize sarılmak bedeni besler. Ruh ve beden görünmeyen ipliklerle birbirine bağlıdır. Bedene iyi gelen ruha da iyi gelir. Ruha iyi gelen bedene de iyi gelir. Şüphesiz tam tersi de geçerlidir. Bizler çoğunlukla bedenin gerçek ihtiyaçlarını önemsemeyiz. Tembelliğe eğilimi olan bedeni ataletten kurtarmak yine sahibine düşer. Bedeni canlı tutmayı ihmal etmenin sonuçları kaçınılmaz. İnsan, hikâyesini anlatırken, o hikâyelerin izleri bedende görünmesine karşın; bedeniyle olan ilişkisini hesaba katmaz. Oysa sağlam bir bedenin sonucu olarak, aklın olaylara yaklaşımı bambaşka olacaktır. Ne yaşarsak yaşayalım bedenin içinde yaşıyoruz. Tıpkı bir evin ihtiyaçları gibi bedenin ihtiyaçlarını da gözetmek zorundayız. Toz içinde, bulaşık yıkanmayan, yemek pişmeyen, temizlenmeyen bir ev zamanla kokmaya, mikrop yuvası olmaya başlar. Hareket etmeyen, kirli gıdayla beslenen (beş duyuyla içeri aldığın ne varsa) bir beden de aynı “ev” gibidir.

Ev sahibinin eve nasıl baktığı hikâyenin can damarı… Beden, samimiyeti fazlasıyla hak ediyor. Bugüne kadar bedenine ne yaptın bilemem ama ona hak ettiği ilgiyi göstermek için geç değil. Eğer fibromiyalji gibi kronik ağrılarla seyreden bir hastalıkla uğraşıyorsan, hareket etmek istemesen bile hareket etmek ilk kural olmalı. 2015 yılından beri bu hastalıkla yaşıyorum ve tüm samimiyetimle yazabilirim ki; hareket etmek istemesem bile hareket etmek hayatımı kurtardı. Yaklaşık üç aydır her gün yoga terapi uyguluyorum. Özellikle ağrım olduğunda yoga yapmak mucizelere yer açıyor. Hepimizin içinde bir şifacı yaşıyor. Şifacı, iyileşmeye odaklanan ve inanan tarafımız. Onu her gün beslemek benim ikini kuralım. Sessiz zamanlar yaratmak, derin burun nefesleri, kadim bilgileri okumak onun besin kaynakları.

Eskiden fazlasıyla kontrolcü biriydim. Şimdi bırakmayı öğreniyorum. Bir iyilik yaptığımda, meyve bana ait değil. Doğru olduğuna inandığım bir hareketin iyi sonuç vermesi benim eserim değil. Ben hiçbir şeyin sahibi değilim. Param, eşyalarım, mal varlığım benim kim olduğumu anlatamaz. İçimdeki Tanrısallığın ortaya çıkması için yaptığım tün iyi işleri evrene adayabilirim. Bu yüksek düşünceler ruhuma şifa aşılıyor.

Eskiden fazla spiritüel olduğumu düşünür, eleştirilere fazla önem verirdim. Şimdi diyorum ki doğam bunu emrediyor. Bu içimde gürül gürül akan bir şelale. Neden önüne basınç uygulayayım ki? Evet, çocukluğumdan beri anlamlarla ilgileniyorum. “Neden doğduk? Neden ölüyoruz? Ölünce neler oluyor?”  Bazıları da bu sorularla hiç ilgilenmiyor. Onları eleştirme hakkım var mı? Herkes kendi gerçekliğini yaşıyor. Kimi hayatından çok memnun. Ben hiçbir zaman hayatımdan çok memnun olmadım. Her zaman kendimi araştırdım. Davranışlarımı gözlemledim. Bazı davranışlarımı hala beğenmiyorum ama onların farkındayım. Hayatımdan çok memnun olsaydım sanırım kendimi bu kadar araştırmazdım.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: Bedeninizle bir çocuğa yaklaşır gibi sevgi ve şefkatle ilgilenin. Onu dinleyin, ihtiyaçlarını fark edin. Hareketsiz bir yaşam sağlık sorunlarını beraberinde getirir. Mutlaka size iyi gelen bir yol seçin. Yogayı öneriyorum çünkü felsefesine hayranım. 

Nazlı Akın 

Aşağıdaki satırlar belki neden hayran olduğum hakkında sizlere bir fikir verir.

“Ancak bilinçle beden bir olduğunda bilincin enerjisi diner. Bilincin enerjisi dinince bilinç durgunlaşır, ruh tüm bedeni sarar." "Yoga nefesin ve zihnin istikrarsızlığını dindirir. Nefesin kontrolü ve ritmin gözetilmesi zihni temizler." Iyengar – Yoga ve siz

“Güçsüz hiç kimse ruhu tecrübe edemez. Yani beden her birey için evrimin, olgunlaşmanın kaynağıdır.” Iyengar – Yoga ve siz

“Kendisine hâkim olamamışların karşısına, kişinin kendisi dışsal bir düşman gibi çıkar.” Bhagavad Gita

Bu dünyada yaşanılan tüm ıstırapların sebebi; kişinin budalaca bir şekilde “hazzı”, uğruna mücadele verilecek bir ideal olarak düşünmesidir.”
Swami Vivekananda

“Bir kişinin karakterini gerçekten yargılamak isterseniz, bu kişinin yaptığı büyük icraatlara bakmayın. Her budala arada bir kahramana dönüşebilir. Aksine, bu kişiyi en sıradan icraatları yaparken izleyin; sıradan fiiller bu büyük kişinin gerçek karakterini size anlatacaktır. Büyük olaylar en düşük seviyeli insanları bile belli bir yüceliğe yükseltebilir ama sadece karakteri aynı kalan, nerede olursa olsun değişmeyen kişi gerçekten yüce bir kişidir.” Swami Vivekananda 

Akıl ve sinirlerinizi dünyanın size veya başka birine muhtaç olmadığı düşüncesini anlama yönünde eğittiğinizde, fiilden dolayı acı duymayla ilgili hiçbir tepki gelişmeyecektir.”

Swami Vivekananda- Fiilin Sırrı- Karma YOGA - Purnam Yayınları